Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Mahalla’dan Tahrir’e bir kadın işçi önderi…

Mahalla’dan Tahrir’e bir kadın işçi önderi…

Mısır’daki sarsıntılarda sosyal paylaşım ağları, gençlerin Mubarek rejimine karşı isyanı ve Tahrir’deki eylemler ön plana çıktı. Ardından siyasal islamın yükselişi geldi.

Ancak Mısır’daki toplumsal-siyasal sarsıntıların gerçek ve tarihsel kökleri, Mısır’ın sınai kalbi olan Nil Deltası’ndaki sanayi bölgesinde, bir pamuk fabrikasında 5 yıl önce kadın işçilerin öncülüğünde başlayıp yayılan sınıf mücadelesinde yatar.

Her şey, ücreti ailesine ve çocuklarına et almaya yetmediği için eylem örgütleyen orta yaşlı bir kadın işçinin cesur inisiyatifiyle başladı.

Aralık 2006’da fabrikasındaki hoşnutsuz işçiler arasında grev örgütlenmesinde öne çıkan oydu. Ve bu grev, bölge çapında yayılmakta kalmayıp 6 Nisan 2008’de ülke çapında genel greve dönüştü.

Kazanımla sonuçlanan 6 Nisan genel grev tarihi ise, Ocak 2011’de Kahire’de Tahrir meydanı eylemleri ve işgali için ilk çağrıda bulunan ve organize eden “ 6 Nisan facebook grubu”nun oluşum ve organizasyonlarını esinledi.

Fabrikadaki grev yasaklanınca, erkek işçiler işbaşı yapmışlardı. O ve kadın işçiler ise, fabrikanın çevresinde yasağa karşın “Kadınlar burada, erkekler nerede” sloganıyla yürüyüş yapmışlar ve grevin devamı için eylemlerini sürdürmüşlerti. Erkek işçiler kendilerinden utanarak yeniden iş bırakarak greve katılmışlar, 3 gün sonrasında ise sanayi bölgesindeki ilk önemli grev ve mücadele kazanımı elde edilmişti.

Ancak 2011 yılının Tahrir’e odaklanan gelişmeleri içinde, işçi sınıfının ve kadın işçilerin Mısır’daki toplumsal-siyasal sarsıntıların doğumunda ve gelişiminde oynadığı rol büyük ölçüde unutuldu ve unutturuldu. Ne var ki Mısır’daki Şubat ayındaki Tahrir eylemine işçiler de katılmakla kalmadı, yıl boyunca güçlü sınai temellerinden yükselen grevlerle büyüyen bir rol de oynadı. Bu grevler, bölgedeki diğer ülkelerde de yaşanan sarsıntılar için de diğer ülke işçilerinin eylemlerini de esinledi.

Mısır’daki grevler, daha popüler olan ve medyaya yansıyan Tahrir’deki eylemler tarafından gölgede bırakılıyor olsa da, halen sürüyor. Bu da, Mısır’ın gelecekteki hükümetlerinin, giderek daha iyi örgütlenen işçi sınıfının yükselen mücadele talepleriyle de boğuşmak zorunda olduğunu da gösteriyor.

İşte, 44 yaşındaki, 4 çocuk annesi, tekstil fabrikası işçisi Wedad Demirdaş’ın hikayesi:

Mahalla işçileri başlattı!

Mısır Dokuma Fabrikası, Mısır’ın en büyük sanayi fabrikasıdır ve dünyadaki en büyük pamuk dokuma fabrikalarından da biridir. Tüm dünyaya yüksek kaliteli pamuk ipliği ihracatı yapar.

Son yıllarda fabrikadaki işçi sayısı 40 bin kişiden 21 bin işçiye düşürülmesine ve “zarar ettiği” gerekçesiyle artan saldırılara uğramasına karşın, bu fabrika işçilerinin militanlığı ve grev ve direnişleri ile tüm Mısır halkı içinde sahiplenilen bir mücadele geleneğine ve sembolleşmiş büyük bir anlama sahipti. O “Mahalla” olarak biliniyordu ve işçi sınıfının mücadelesi ile özdeşleşmişti.

“Mahalla’da olan tüm Mısır’da mücadelenin kurallarını koyar. Eğer Mahalla greve gitmiş ve kazanmışsa, tüm Mısır’daki işçilerin onları izleyeceğinden emin olabilirsiniz.” Mısırlı bir sendika aktivisti ve blogger olan Hüsam El-Hamalavi işte böyle anlatıyor Mahalla’nın Mısırlı eylemciler için anlamını.

16 yaşında bu fabrikada işe başlayan Demirdaş, evliliği ve 4 çocuk yetiştiriyor olması nedeniyle ilk elde politikayla pek ilgilenmedi. O dönemde Mahalla’nın işçi militanlığı da Mübarek’in baskıları nedeniyle epey gerilemişti.

Fakat son 10 yılın ortalarından itibaren Mahalla’da yeniden değişim başladı. Daha ucuz Çin ve Hindistan pamukları Mahalla’nın koşullarını hızla bozdu. Enflasyon Mısır’daki 300 Mısır lirası olan (yaklaşık 110 TL) asgari ücreti eritti. İşçilerin, Mısır’daki bir çok kamu işletmesine olduğu gibi Mahalla’nın da özelleştirilip satılacağına ve işlerini kaybedeceklerine dair korkuları arttı.

Tavuğun fiyatı

Demerdaş, Mısır’daki toplumsal sarsıntılara yol açan bir greve öncülük etmesine neyin neden olduğunu açıklayamıyor- bunun tavuğun fiyatı, yıllardır artırılmamış asgari ücret ve ödenmeyen ikramiyelerin adalet duygusunu incitmiş olması dışında…

Kocasının kendisine söylediği, “Allah sana başkalarına hizmet etme yeteneği vermiş ve sen bunu yerine getirmelisin” sözlerini alayla tekrarlıyor. O ise kendisinde öncelikle örgütlenme ve öncülük etme yeteneklerini keşfetmeye başladığını söylüyor.

Bildiriler yazıp dağıttı ve eylemin cezaevi ile sonuçlanacağından korkan işçi arkadaşları ile tartıştı. Artan gıda fiyatları hepsi için eti ulaşılmaz hale getirdi. Tavuğu bile ayda bir alabiliyorlardı. Çok geçmeden kadın işçiler grev için sabırsızlanmaya başlamışlardı.

“Kadın işçiler erkek işçilerden daha militandı” diyor, Mısır işçi hareketi üzerine geniş incelemeler yapan Standfor Üniversitesi’nde profesör olan John Beinin.

Grev başlayınca Demirdaş kadın işçileri, çalıştıkları bina dışındaki diğer fabrika ve tesislere açılan alana çıkardı. Yalnız olduklarını, pencelerden bakınca, tereddüt olan erkek işçileri gördüler.

“Onların çalışmadan makinelerin başlarında durduklarını, korktuklarını görebiliyorduk. Onları utandırıp eyleme çıkarmak için elimizden geleni yapmaya karar verdik” diye anlatıyor Demirdaş, erkek işçilere dönük slogan ve şarkılarına böyle başladığını belirtiyor.

İşe yaradı. Erkek işçiler de greve katılmak için dışarı akın etti. Üç gün boyunca işçiler fabrika arazilerini işgal etti. Dördüncü günde fabrika yönetimi geri adım atıp ikramiyeleri ödedi.

Zafer 2007 yılı boyunca ülke çapında aynı yolu takip eden bir fiili grevler dalgasını tetikledi. Mısır onyıllar boyunca tanık olmadığı bir en yoğun ve şiddetli sınıf mücadeleleri dönemine girdi. Mahalla işçileri, 2008 yılı baharında, bu kez asgari ücret artışı için ülke çapında genel grevin öncülüğünü yaptı. 6 Nisan’daki genel grevden sonra, internet sayfasına 6 Nisan ismini veren bir grup genç internet aktivisti, Ocak 2011’den itibaren Mısır’daki isyandaki rolü nedeniyle bu isimle tanındı.

İsyan düğmesi yeni ve çok farklı bir isyancılar kuşağına geçmişti.

Fakat Mısır işçi hareketlerini çok yakından takip eden Hamalawi’ye göre, her şeyi başlatan bu ilk grevdi.

“Aralık 2006 Mısır’ın özgürleşmesinin başlangıç ve dönüm noktası olarak anılacaktır hep” diyor. “Eğer bu grev olmasaydı ve zaferle sonuçlanmasaydı, tüm bu dönüşümleri göremeyecektik.”

Demirdaş’ın rolü, herkesin bir biçimde bu fabrikada çalıştığı ya da çalışanları tanıdığı bu tozlu sanayi kasabası dışında pek bilinmez. Demirdaş Mahalla’da ise bir zafer simgesi ve işçi sorunlarında başvurulan bir doğal işçi önderi olarak tanınır. Onunla konuştuğumuz Nil Deltasındaki bir çay bahçesinde bir işçi onu uzaktan farkedince, yanına gelip çalışma koşullarını iyileştirmek için neler yapabileceğini soruyor. O ise hemen yanındaki Mısır iş yasası kitabına bir göz atıyor, ve işçinin durumuna en uygun maddeleri bulup çıkarıyor.

Yorulmak bilmez kampanya

Demirdaş bir yandan fabrikada haftada 48 saatlik çalışmasını sürdürürken diğer yandan çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yorulmak bilmez kampanya çalışmasını da sürdürüyor. 44 yaşındaki Amel Ahmet Seyit de ona davasında en yakın yardımcılarından biri. Onların her işçi mücadelesi toplantılarında yer alması rutinleşirken, Tahrir’deki işçi gösterilerine katılmak için de seyahat ediyorlar.

Fakat onların militanlık tarzı, Tahrir’deki gösterilerdeki sol ve seküler kitlelerin esinlendiği Marx ve Che Guevera’nınkine pek benzemiyor. Demirdaş’ın yaşadığı odanın duvarında bir Kuran görünüyor ve ücret ve çalışma koşulları mücadelesinin masumiyetini vurgularmış gibi öne çıkaran pembe ve sarı oyuncak köpek ve ayılar var.

Onun öncülük ettiği grevden esinlenen Facebook aktivistleri ile bir bağının olmadığını söylüyor, “onları tanımıyorum” diyor, “6 Nisan Mahalla’da doğdu. O bu çürümüş rejimi sarsan bir mucizeydi ve onu işçiler gerçekleştirdi.”

Ancak Demirdaş, Mısır’daki devrimin en büyük kazananları olarak seçimlerin ilk turlarında peydah olan İslamcı partilere ise büyük nefret besliyor. Saçlarını örten başörtüsüne karşın din ve politikanın birbirine karıştırılmaması gerektiğini söylüyor. “İslamcılar” diyor, “devrimi çaldılar.”

“Onlardan nefret ediyorum” diyor, “Mısır’daki devrimin gerçek sahibi işçilerdir.”

Ancak çoğu Mısırlı gibi devrimin yolunu kaybettiğini düşünse de, ülkesinde önemli dönüşümlere yol açan bir yılın sonunda pişman da olmadığını söylüyor. Mübarek devrilirkenki fabrikada da gerçekleştirdikleri mini-devrim ile eski yöneticilerin kovulduğunu, gelen yeni yöneticilerin ise işçilerin taleplerini eskisi gibi gözardı edemeği, örneğini veriyor.

Artık işletmenin özelleştirilmesi ve satılması endişesi duymadıklarını söylüyor. Son yıllardaki fabrikadaki eylemleriyle taban ücretinin 500 Mısır lirası arttığını, ve yöneticilerin henüz gerçekleşmese de 1200 liralık bir ulusal asgari ücret sözü vermek durumunda kaldıklarını belirtiyor.

Bu sözün tutulup tutulmayacağı, Mısır ekonomisinin sallantıdaki durumu nedeniyle şüpheli. Fakat başka gelişmeler var, diyor: “Bugünlerde işçilere daha tavizkar davranıyorlar.”

“Bütün bunlar yalnızca ücret için değil, işçilerin saygı görmesi ve tüm ömrümüzü verdiğimiz fabrikanın geleceği için” diyor. Mahalla’dan bahsederken hep gözleri parlıyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*