Anasayfa » BASINDAN » Maden işçisi “iş ve hak” mücadelesine hazırlanıyor!

Maden işçisi “iş ve hak” mücadelesine hazırlanıyor!

Geçtiğimiz ay Zonguldak’ta maden işletmeleri kapatılmış ve patronlar gerekçe olarak Torba Yasa’da yer alan ve kendilerine yeni yükümlülükler getirip, işçiler için kimi ücret, iş güvenliği ve çalışma saatlerine ilişkin düzenlemeler içeren değişiklikleri bahane etmişlerdi.

Soma’da işçilerin DİSK’te örgütlenmesi için çalışmalar yürüten sendikacı Kamil Kartal, patronların iş güvenliğiyle ilgili kimi önlemleri almanın kendilerine pahalıya mal olduğunu, örneğin yanmaz bantların oluşturulması yerine eski iş koşullarında “üretim patlaması” yapmanın peşinde olduklarını söylüyor.

Kamil Kartal, patronların hem Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin denetimlerinden hem de devam eden ve aleyhlerine açılan tazminat davalarından rahatsız olduklarını, bu nedenle işçileri “bırakır giderim” diye tehdit ettiklerini söylüyor. Kartal, “Ocakları kapatacaklarını düşünmüyorum. Yarın başka firma gelir, işletir. Ya da Türkiye Taş Kömürü (TTK) işletmek durumundadır, diyor.

Madenlerin açılmasını kendilerinin de istediğini ancak güvenli açılmasını istediklerini söyleyen Kartal, “standartlar belirlensin, yeni komisyonlar, kurullar kurulsun, maden mühendisleri, işçilerin de içinde yer alacağı özerk denetim yetkisi olan kurullarca madenler denetlensin ve işyerleri çalışsın” diyor.

Patronlar blöf yapıyor

10 Ekim’de Soma Madencilik şirketi Soma’da biten rödovas sözleşmesinin ardından, Torba Yasa’da yer alan şartlarda çalışmak istemeyerek, madenleri kapattığı açıkladı. Soma havzasında tepkiyle karşılanan bu kararın arkasında sadece şirket yok, hükümet ve Maden-İş bürokratları da var.

Zonguldak ve Soma’da patronlarca yaratılmak istenen, “yeni şartlarda madenler çalışamaz” algısını yaratarak, işçileri işsizlikle, esnafı müşterisizlikle, ilçeyi huzursuzlukla tehdit edip, Türk-İş’e bağlı Maden-İş sendikasının desteğiyle eski şartlarda üretimi sürdürmek isteğidir.

Enerji Bakanı da “bu şartlarda madencilik zor” diyerek patronlara destek verdi.

Hükümet, esnaf, sendika yönetimi kaynaklı yeni kampanya “ocaklar açılsın, işimizi istiyoruz” ekseninde sürdürülüyor; işçiler de bu kampanyaya alet edilmeye çalışılıyor. Amaç eski barbarlık koşullarında madenleri çalıştırmaktır.

Öte yandan Soma Madencilik tarafından yapılan açıklamanın ardında, hükümetin Soma Madencilik şirketini gözden çıkartmış olması ve onun yerine başka bir şirketin devreye girmesi ihtimali de var.

Soma’da Maden İşçisi Meclisleri çalışması yürüten ve işçilerin DİSK’te örgütlenmesi için çalışan Umut Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, Torba Yasa’da ücretlerle ilgili düzenlemelerin düz işçiyle usta işçi arasında, ustalar aleyhine yetersiz olması sebebiyle, işyerlerinde huzursuzluğun ve tepkinin arttığını söyledi.

Patronlar Maden-İş’e destek veriyor

DİSK’in örgütlenmesini istemeyen sermaye ve hükümet, Maden-İş’in kendisine çekidüzen vererek işçileri Maden-İş’te tutmak için çok çaba harcıyor. Patronları bu çabası, DİSK Maden-İş sendikasının işleyişindeki bürokratik engellemelerin ayyuka çıktığı koşullarda artmış olması da tesadüf değil.

İşverenler öncü kimi işçileri çeşitli bilindik yöntemlerle “ikna” etmeye çalışıyor. Maden-İş sendikasının üç şubeye bölünmesiyle birlikte sendika üzerinde işçilerin inisiyatifinin artacağını vaat ederek, DİSK’in örgütlenmesini engellemeye çalışıyorlar. Bunu kısmen de olsa başardılar.

Hatırlatmak gerekirse, Maden-İş sendikası genel merkezi, Soma şubesine yönelik büyük öfkeyi bertaraf edebilmek için şubeyi üçe bölmüştü. Bilirkişi, şubenin bölünmesini hukuksuz bulmasına rağmen, iş mahkemesi bilirkişinin aksine karar vererek, genel merkezin ve patronların politikasına destek verdi. Böylece yeniden üç şube eksenli bir çalışma başladı. Mahkemenin kararıyla birlikte patronların Maden-İş çalışması hızlandı.

Başaran Aksu, DİSK’in 15 Aralık tarihine kadar yetki sorununu çözeceğini ve örgütlenmesini tamamlayarak yetkiyi alacağını söyledi. İşçileri DİSK’te örgütlenmeye çağırdı.

Sınıfın çıkarları temelinde mücadele esastır

Başaran Aksu, madenlerin kapatılmasının açıklanmasıyla birlikte Soma’da sendikal mücadelenin koşullarında yeni bir değişimin yaşandığını söyledi. “İşimizi istiyoruz” talebinin yetersiz kaldığını “Haklarımızı ve işimizi birlikte istiyoruz” diyen bir sendikal politikaya ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Kamil Kartal, mücadeleyi yasal sınırların ötesine taşımak gerektiğine vurgu yaparak, işçinin doğal olarak ekonomik çıkarları üzerinden düşünerek, bir sendikadan yetkisinin olup olmadığına dikkat ettiğini ancak sendikal mücadeleye paralel olarak işçinin aynı zamanda geleceğini de düşünen, özerk yönetin mekanizmalarını oluşturmayı önemsediklerini belirtiyor.

Kartal, geçmiş deneyimlerimizden de hareketle, özellikle de uluslararası sermayenin gözünü diktiği, güvencesiz, sendikasız, esnek çalışma koşullarındaki havzalardaki mücadeleyi işçilerin öz yönetim deneyimlerine taşımayı önemsemeliyiz diyor. Bu nedenle mücadelemizi yasal, bürokratik yetki engelli koşullarla sınırlamadan, özyönetim deneyimlerini önemseyerek hareket etmeliyiz. Bunun içinse zamana ihtiyaç var, diyor.

Meselenin şu veya bu sendika olmanın ötesinde maden işçilerinin temel hak ve çıkarlarının esas alındığı bir mücadelenin önemine vurgu yapan Aksu ve Kartal, sendikalı, sendikasız bütün maden işçilerinin “hak ve iş” talepli yeni mücadelesini örgütlemek üzere yan yana gelmenin öneminin altını çizdi. Saldırının büyüklüğüne dikkat çekti.

Bu nedenle de 15 Kasım’da açıklayacakları Maden İşçileri Meclislerinin ilanını erteleyerek, yeni döneme uygun örgütlenmeyi önemsediklerini, maden işçisinin bugünkü gündeminin hangi sendika değil, hangi haklar için nasıl bir mücadele olduğunu vurguladılar.

“İşimizi de haklarımızı da istiyoruz” içerikli yeni bir örgütlenme ve mücadeleye hazırlanan maden işçileri, bu yolla sendikal bölünmüşlüğü, bürokratik sendikacılığı da aşma olanaklarına sahip olabilir ve ardından da sendikal tercihlerini yeniden gözden geçirebilir.

soldefter.org

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*