Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Limon Çekirdekleri

Limon Çekirdekleri

“Açlık Grevinin 15’li günlerindeyiz su yok pis. Sıcak su hiç yok, seker yok, tuz yok. Ama öyle bir direnişten gelmişiz ki bunlara ihtiyacımızda yok..

Onları düşündüm, üstümüzü başımızı temizlemek zorundayız biz insanız hayvan gibi yaşayamayız.. Banyoya girdim. Sözde nöbet tutuyorum. Nöbeti filan bıraktım. Bu saatten sonra gelip de bize ne yapacaklar ki? Gelsinler yapsınlar. Banyoya girdim, yıktım bir leğen. Soyundum iyice bir. Sonra sulara tuttum, üstümü başımı. Dünya kadar çamur aktı aktı ama nereye? Onları boşa hiç harcamadım. Çünkü limon öyküsünü tasarlıyordum.

Onları leğenin içine akıttım. Dünyanın çamuru birikti… Sonra gün geldi çamurları dışarı çıkardım.. Kar yağıyordu, yağmur yağıyordu.. Hava açtı, hava kapalıydı havalandırdım onları berbat kokuyordu gazdan berbat durumdaydı çünkü hepsi..

Gün geldi bahara döndü ortalık kokladım güzel kokuyordu, gaz kokmuyordu… Sonra onun içine çaylar, ıhlamurlar, naneler serptim karıştım. Kokladım güzel kokuyordu.. İdare bize limon veriyor, çay veriyor , şeker veriyor. Açlık grevindeyiz ya su veriyor.. Limonlar iki amaçla kullanılıyor ya limonata için ya da haberleşme için. Ben kendi payımı ayırdım, çekirdeklerini aldım sadece. En güzellerini en irilerini seçtim… Günün birinde, şubatın 28’inde cemre iki yere düştükten sonra limonun çekirdeğini toprağın gövdesine usulca bıraktım..
Gün geldi bahar geldi. Gün geldi içimizdeki bahar dışımıza vurdu, taştı ceza evinden. Gün geldi limonu dışarı bıraktım, gün geldi limonu dışarı çıkardım, limon olduğunu bilmeden kimse… Güneş altında gerildi, semirdi, serpildi durdu. Gün geldi Lale müjdeyi verdi.. Limon göğe doğru ilk adımını atmıştı, bir filiz halinde…
Şimdi düşündüm onca dayak, onca işkence, onca baskı… ama direnişin içinde filizlenen limon çekirdeği…” *

Şaiir’nde dediği gibi “bugünlerden geriye/bir yarına gidenler kalır /bir de yarınlar için direnenler…” Bu satırlara onların direnişi esin kaynağı oldu. 2002 ölüm oruçları sırasında yeşeren bu limon çekirdeği, bütün baskı ve şiddete karşı dört duvar arasında yaşama açılan bir beşinci yoldu. O yol, tarihe düşülen bir çentik büyüyüp yetişecek olan direnişlere bir suydu…
15 yıl sonra bu sefer Ankara’nın merkezinde, Kızılay Konur Sokak’a atılan limon çekirdeğinin yeşerip filizleneceğini kim tahmin edebilirdi ki ? 9 Kasım 2016’da güneşin doğmayı unutmaya başladığı mevsimde, Ankara’nın griliğinin daha da koyulaştığı ve seslerin cılız çıktığı bir dönemde başladı avaz avaz bağırmaya, ‘İşimi ekmeğimi geri istiyorum’ diye. Sesinin yankısını engellemek isteyen binalara karşı durmadı daha çok bağırdı. Süreklediler sesini yerlerde, yine de bana mısın demedi. Doğum sancını gören diğer seslerde eklendi sesine. Filizlenip boy verdiler Ankara’nın orta yerinde.

Sesler çoğaldıkça, toprağın altında damarları büyümeye başlayan bir direniş örülüyordu. Korkunun gölgesi parçalanmaya başlıyordu adım adım. Bıçak kemiğe dayandıkça iki limon çekirdeği bıraktı kendini toprağa.

“Bir inancın yüceliğinde buldum seni /bir kavganın güzelliğinde sevdim. /bin kez budadılar körpe dallarımızı/bin kez kırdılar. /yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz “ Kaybolacak bir bedenden daha mühim onurlu bir yaşamı büyütmek için.

Bozkırların içinde yeşeren limon çekirdekleri nasıl da benziyordu o zamanlardaki umuda ve direnişe. Bedenlerini saran açlık içlerindeki direnişi azaltmıyor, ülkenin dört bir yanına bereketlerini dağıtıyordu. Ölüm güzellemesi değildi yaptıkları yaşamı ve onuru savunmanın bir başka yoluydu. Onlar onurlu alın teriyle döktükleri işlerini ve ekmeklerini istiyorlardı. Eğilmeden yaşadıkları onurlarıyla, zulme uğrayan herkesin sesi oluyorlardı..

“Haramilerin saltanını yıkmak” için bedenini açlığa bırakan Lale Çolak’dan günümüze uzanıyorlardı bir şiir gibi. Şimdi zaman ‘yeryüzü aşkın yüzü’ oluncanın umuduyla toprağa düşen bu limon çekirdeklerini büyütmek ve yaşatmak için ses verme zamanı. ..

* Dilek Çolak’ın 2002’de ölüm orucu eylemi sırasında hayatını kaybeden ablası Lale Çolak’ın cezaevindeki arkadaşlarıyla yapılmış röportajlardan oluşan 17 dakikalık ‘Görüşeceğiz Lale’ belgeselinden alınmıştır.

Eskişehir’den Devrimci Proletarya Okuru

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*