Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Limanda “Patronlar tiyatrosu”

Limanda “Patronlar tiyatrosu”

“Uğursan Denizcilik Liman İşletmeciliği A.Ş. 32 işçiyi kapı önüne koydu” şeklinde başlayan bir cümle, sınıfın gündemine “Yine işçiler atılmış.” şeklinde girerdi herhalde. Ama be sefer işler biraz farklı. Şöyle ki, “Bu sefer işçiler atılmadı, “sadece” kapının önüne konuldu.” Nasıl mı? Daha fazla karıştırmadan anlatalım.
İlk özelleştirilen Liman olan Mersin Limanını satın alan Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş.(MIP), PSA International ve AKFEN Holding ortaklığı ile kurulmuştur. 18 ülkede 26 Limanın işletmeciliğini yapan PSA ve Türkiye’nin 3. büyük İnşaat firması olan TEKFEN Holding’in ortaklığı bir tarafta devasa bir sermaye ve artıdeğer birikimi, diğer tarafta ise her zaman ki gibi sefalet içinde bir yaşam, iş kazaları, güvencesizlik oluşturmuştur.
Büyük bir fabrika görünümünde ki Mersin limanında binlerce işçi çalışmaktadır. Özelleştirme sonucu ilk yapılan da işte bu “tek bir işletme” görüntüsünü kırmak olmuştur. Bu kapsamda işlerin büyük bir kısmı değişik taşeronlara verilirken onlarda aldıkları işleri alt taşeronlara devretmişlerdir. Bir işin taşerona devredilmesi, onunda aldığı işi konusuna göre diğer taşeronlara pay etmesi sonucu limanda resmi ve yasadışı olarak bir çok taşeron firma faaliyet göstermektedir. Sendikalaştıkları için işçileri kapı önüne koyan ve aylarca süren direniş sonucu hem TUMTİS’i hemde atılan işçileri limana almak zorunda kalan Akan-Sel şirketi ve Uğursan Denizcilik bunlardan sadece ikisidir. Her birinde 300 civarında işçi çalışan bu iki firma, kendi içlerinde 5-6 alt firmaya bölünerek hem bu sayıda işçi çalıştıran bir firmanın yapması gereken yasal yükümlüklerden kurtulmuş, aynı işi yan yana, omuz omuza yapan işçiler bölünmüş, parçalanmış ve birbirlerinden uzaklaştırılmış ve birbirlerinden koparılmaya çalışılmıştır. Son saldırı da Uğursan Denizcilik Liman İşletmeciliği A.Ş.’den gelmiştir.
Toplam 300 civarında işçi çalıştıran Uğursan, 40 yıllık firma olmanın “haklı” tecrübesinden olsa gerek işçiyi önce 40 parçaya bölme ve sonrada 40 misli fazla sömürme konusunda kitaplara girecek yöntemler bulmasıyla ünlenmiştir. İş kolu olarak Ana firma ile aynı kulvarda olan Uğursan, MIP’nin taşeronu olarak aldığı işleri kendisine ait 3 ve taşeron olarak çalıştırdığı diğer bir 3 şirketle yani toplamda 6 şirket ile yürütmektedir. Burjuva yasaların bile sınırlarını zorlayan bu “taşeronun taşeronu” olma durumundan kaynaklı, aslında çemberin en dışında yer alan alt taşeron işçileri göstermelik olarak Uğursan bünyesinde ki 3 firmada çalıştırılmakta ve maaşları bu firmalar tarafından ödenmektedir.
Tüm bu bölünmüşlüğüne rağmen, Akan-sel işçilerinin yolundan giden Uğursan işçileri (6 firmadaki işçilerinin hepsi) geçen sene topluca Liman-iş sendikasında örgütlendiler. Patronların, Akan-sel işçilerinin yaşattığı korkudan olsa gerek çok fazla itiraz edemeden kabullenmek zorunda kaldıkları bu durum, 1 senelik mahkeme, bakanlık tespitleri vs. aşamalarından sonra 23 Temmuz günü farklı bir aşamaya girdi. Bakanlığın TİS imzalanması için verdiği sürenin dolmasına 5 gün kala Uğursan Denizcilik’in 3 taşeronundan biri olan Nuri Çiftçi Lojistik (N.Ç. Lojistik) patronunun “İşi bırakıyorum” açıklamasına, Uğursan Denizcilik kendi bünyesinde çalıştırdığı N.Ç. Lojistik işçilerinin Liman Giriş Kartlarını iptal ederek cevap vermesi sonucu, 32 işçi resmi olarak işten atılmasalar bile, fiili olarak atıldılar.
İşçiler bu “Patronlar tiyatrosuna” 23 Temmuz günü sabah 8:00 vardiyasında direnişe geçerek cevap verdiler. İlk anda Uğursan bünyesinde ki bütün işçilerin desteğini alarak Liman A. kapısında başlayan direniş, Uğursan patronunun tehditleri sonucu işten atılan işçilerle sınırlandı. İşten atılırmış gibi yapılıp aslında atılamamış işçiler ise kapı önündeki direnişlerine kurdukları çadırda devam ediyorlar.

Direnişten Notlar:
*-Direnişin ilk günü Limana gelen Emniyet Müdürü, Uğursan patronları tarafından şirkete ait bir arabaya bindirilerek bilinmeyen bir yere götürüldüğü işçiler tarafından bizzat tespit edilmiştir. (İnanmayanlara, işçileri gözetlemek için her köşeye yerleştirilen kamera kayıtlarını izlemesi tavsiye edilmektedir.)

*-Uğursan patronu direnişe destek veren işçileri, eğer işe başlamazlarsa tutacakları bir tutanak ile işten atma hakkının olduğunu ve bu durumun işçilerin sicillerine işlenerek ömür boyu bir daha iş bulamayacaklarını söyleyerek korkutmuş. Ve bu tehditler etkili olmuştur.

*- Uğursan patronu kapı önüne koyduğu işçilere, olanca yüzsüzlüğü ile “Siz, 32 işçi bir şirket kurun, kuramıyorsanız ben yardım edeyim. Sonra bu işi size vereyim. İşinizin patronu olun” şeklinde kandırmaya çalışsa bile işçiler bu zokayı yutmamıştır. Gereken cevabı vermişlerdir.

*-Ana firma olan MIP, işçilerden gelen “Bu işi çözün” isteklerine “Ama siz işten atılmadınız ki.” şeklindeki cevaplar vererek bu tiyatroda ki baş rol oyunculuğunu kimseye bırakmayacakları ispatlamıştır.

*-Tüm bu süreç boyunca limana gelmesi ve destek vermesi için yapılan tüm çağrılara, “Tatildeyim. Gelemem” şeklinde cevap veren Liman-İş Şube Başkanı hala ortalıkta görülmemektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*