Anasayfa » BASINDAN » Libya: Kanlı pastanın paylaşım savaşları

Libya: Kanlı pastanın paylaşım savaşları

Libya’nın savaş ganimeti: petrol

Muammer Kaddafi rejimi henüz resmen sona ermemişken, Batılı petrol şirketleri Libya’nın kaynaklarını paylaşma yarışına girdi.
Yarışın öncüleri ise petrol şirketleri İtalyan Eni ve Fransız Total. Önceki gün konuyla ilgili bir açıklama yapan İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini, Eni’nin Libya’nın geleceğinde birincil rol oynayacağını söyledi.
Frattini, halihazırda teknisyenlerinin de bu ülkeye hareket ettiklerini duyurdu. İtalyan bakan, Libya lideri Muammer Kaddafi’nin devrilmesi halinde muhaliflerin, iki ülke arasında yapılmış sözleşmelere saygı göstereceği beklentisinde olduğunu da vurguladı. Frattini, “İtalya’nın yaptığı sözleşmeler Libya ile yapılmıştır, Kaddafi ile değil.” diye konuştu. İtalya’nın, eski sömürgesi Libya’da, petrol sahalarından savunma ve inşaat sektörlerindeki milyarlarca dolarlık sözleşmelere kadar çok geniş bir alana yayılmış çıkarları bulunuyor.
Libya’ya yönelik BM’nin aldığı şartlı operasyon kararını derhal yürürlüğe koyarak tüm dünyayı şaşkına çeviren Fransa ise Kaddafi rejiminin devrilmesinde aslan payının kendisine ait olduğunu öne sürerek, bunun karşılığını ekonomik tavizlerle almaya çalışıyor. Bu amaçla Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy Libya Geçici Konseyi lideri Mustafa Abdulcelil’i görüşmeler için Paris’e davet etti.
Şubat ayında başlayan isyanlardan önce günlük 1,3 milyon varil petrol üreten Libya’da aslan payı İtalyan Eni, Fransız Total, İngiliz BP, İspanyol Repsol ve Avusturyalı OMV şirketlerine aitti. Bu şirketler Kaddafi rejiminden elde ettikleri tavizlerin yeni yönetim tarafından da tanınmasını ve hatta daha da genişletilmesini talep ediyor. Özellikle İtalyan ve Fransız şirketleri, ülkelerinin NATO’da aldığı öncü rolün karşılığının tavize dönüşmesi için büyük bir çaba sarf ediyor.
42 milyar varillik rezervinin yanı sıra üretim maliyetinin çok düşük olması ve Libya’nın Avrupa’ya yakınlığı, Batılı şirketlerin iştahını kabartan en önemli sebepler. İtalya petrol ithalatının yüzde 20’sini Libya’dan karşılarken, bu oran Fransa, İsviçre, İrlanda ve Avusturya’da da yüzde 15 civarında. Petrol ithalatının yüzde 1’ini Libya’dan karşılayan Amerika da şirketlerinin petrolden pay kapma yarışında geri kalmaması için girişimlerde bulunuyor. Libya’daki yarışta yer alan Amerikan petrol şirketleri ise Hess, ConocoPhillips ve Marathon.
Muhalif liderler ayaklanmanın patlak vermesinden sonra yaptıkları açıklamalarda savaş sırasında kendilerine destek veren ülkeleri unutmayacakları yönünde sözler vermişti. Uzmanlar, Libya arazisinin ancak yüzde 25’inin petrol ve doğalgaz konusunda tarandığının, mevcut rezervlerinin çok daha yükselebileceğinin altını çiziyor. İspatlanmış petrol rezervleri bakımından dünyada 9. olan Libya, aynı şekilde 1,3 milyar metreküplük gazıyla da dünyanın önde gelen ülkeleri arasında. Ülkenin istikrara kavuşmasının akabinde elde edilen petrol ve doğalgaz gelirlerinin kısa sürede altyapı harcamalarına ayrılacağına vurgu yapan uzmanlar uzun yıllar Batılı ülkelerin ablukası altında kalan Libya’nın geri kalan altyapısını güncellemek için milyarlarca dolarlık projelere imza atacağı belirtiliyor.

haber10.com

Almanya’da geri kalmıyor

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Libya için oluşturulacak olası bir BM barış gücüne ülkesinin destek vereceğini ve Libya’nın yeniden imarına katkı sağlamak istediklerini söyledi.

Başbakan Merkel, yarın yayınlanacak “Bild am Sonntag” gazetesine yaptığı açıklamada, BM’nin Libya için oluşturacağı olası bir barış gücüne katkı sağlamaya hazır olduklarını belirterek, “Eğer biz Almanlara sorulursa tabii ki neler yapabileceğimizi inceleyeceğiz” dedi.

Libya’nın yeniden imarına katkı sağlamaya hazır olduklarını da ifade eden Merkel, “Yeni bir Libya kurulacaksa Almanya tabii ki buna katılarak destek verecektir. Libya’daki yeni kuruluşlar hangi alanda isterse Almanya memnuniyetle danışmanlık ve yardım yapacaktır, çünkü sadece Almanya’da Kaddafi rejiminin milyarlarca avrosunu dondurduk. Bu para halka aittir ve yeniden imar için çok iyi bir şekilde kullanılabilir” diye konuştu.

gercekgundem.com

Türkiye’de sofradaki payını artırmaya çalışıyor

Libya’nın isyancı güçler tarafından “kurtarılması” tamamlanmadan ve Ulusal Geçiş Konseyi (UGK) henüz başkent Trablus’a taşınmadan, birçok ülke yeni yönetimle temas ve özellikle iş ilişkileri kurma yarışına girdi.
Amaçları, Kaddafi sonrası dönemde, Libya’nın yeniden yapılanması sürecinde söz sahibi olmak ve “pastadan” pay almak…
Bu bazıları için Libya’nın iç savaş sırasında kullanılamayan zengin petrol kaynaklarının yeniden çalıştırılması, bazıları için de yıkılan binaların ve altyapının tekrar inşası demektir.
Büyük petrol şirketleri ve müteahhitlik firmaları şimdiden Libya’ya heyetler göndererek “iş koparmak” için atağa kalktılar. İtalya’dan Güney Kore’ye, ABD’den Fransa’ya kadar birçok ülke UGK’ya tekliflerini, projelerini sunmaya başladılar.
Bu arada UGK’nın Libya’nın yeni meşru yönetimi olarak tanıyanların sayısı her gün artıyor. Şu anda bu konuda tereddüt eden az ülke var: Rusya, Çin, Güney Afrika, Venezuela gibi… Onların bu tutumu, “pasta”dan pay alma yarışında arka sıralara düşmelerine ve eski pozisyonlarını kaybetmelerine yol açabilir…

Herkesten önce…
Türkiye bu yarışta atağa kalkan ilk ülkelerden biri.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun isyancı güçler henüz Trablus’a girerken Bingazi’ye gidip UGK lideriyle görüşen ilk yabancı ülke yetkilisi olması, zamanlı ve isabetli bir atılım.
Halk hareketine ve yeni yönetime yapılan bu jestin sembolik anlamı dışında, aktif bir destek niteliğini taşıması da önemli. Nitekim Davutoğlu bu vesile ile 100 milyon dolarlık bir yardımın müjdesini de verdi.
Bu paranın acil olarak ulaştırılması için “Türk usulü” elden teslim edilmiş olması -garip görünse de- zekice düşünülmüş pratik bir yöntem…
Kasası boş olan yeni yönetim bu sayede bayram öncesinde memur maaşlarını ödeyebilecek!
Türkiye UGK’ya destek bağlamında şimdiden birçok adımlar atıyor. Dün İstanbul, Libya Temas Grubu toplantısına ev sahipliği yaptı. Türkiye yeni yöneticilere “akıl hocalığı” yapmanın dışında, ülkenin yeniden yapılanmasına yardımcı olmayı da üstleniyor.
Bütün bunlar, Türkiye’ye Libya sahnesinde önemli bir aktör olma şansını veriyor. Açıkçası Ankara’nın amacı, Libya ile belki de eskisinden daha sıkı işbirliği kurmak, Türk firmalarına ve çalışanlarına yeni imkânlar yaratmak ve o bölgede de ağırlığını hissettirmektir.
Aslında Türkiye bu noktaya 6 ay önce Libya’da ilk halk hareketi başladığı zaman bir bocalama dönemi geçirdikten sonra gelmiştir.

Zikzak’tan sonra…
Hatırlanacağı gibi Ankara başta Kaddafi’ye karşı bir tavır almaktan kaçınmış, bir süre suskun davranmıştır. Bunun nedenini anlamak zor değil: O karmaşa ortamında Türkiye bir an önce oradaki 25 bin vatandaşını tahliye etmek ve 15 milyar doları bulan yatırımlarına zarar vermemek için, çok ihtiyatlı davranmayı yeğlemişti.
Ancak bu arada bazı hatalar da yapılmadı değil. Örneğin Başbakan Batılıların verdiği müdahale sinyalleri üzerine “NATO’nun Libya’da ne işi var?” gibi bazı çıkışlar yaptı. Oysa çok geçmeden Türkiye NATO’nun Libya’daki faaliyetine katıldı.
Türk hükümeti baştaki zikzakların ardından daha tutarlı ve pragmatik bir strateji benimsedi ve bu kez Kaddafi’ye karşı çıkıp -daha önce Türkiye’yi protesto eden- isyancılardan yana bir tavır sergiledi.
Şimdi de hükümet, yukarda belirttiğimiz gibi, muhaliflere ve UGK’ya tam destek veriyor ve aynen müttefikleri gibi Libya’da söz sahibi olmak ve oradaki “pasta”dan pay alabilmek için başlayan yarışta öne geçmeye çalışıyor…

milliyet.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*