Anasayfa » GÜNDEM » LGBTİ+ Örgütünde LGBTİ+ ların İradesi Yok Sayıldı!

LGBTİ+ Örgütünde LGBTİ+ ların İradesi Yok Sayıldı!

LGBTİ+ Örgütünde LGBTİ+ ların İradesi Yok Sayıldı!

Daha öncesinde Mersin’de ilişkilendiğimiz ve 3. Onur Haftası’nda dayanışma gösterdiğimiz Mersin 7 Renk LGBTİ Derneği antidemokratik bir süreç işleterek LGBTİ iradeleri yok saydı!
2017 Ekim ayından bu yana süren 2. Olağan Genel Kurul süreci LGBTİ+ ların iradelerinin yok sayılması ile sonuçlandı. LGBTİ+ aktivistlerin karşı durdukları antidemokratik süreçte Devrimci Proletarya olarak bizler de karşı sürece dahil olduk. Oluşturulan inisiyatif Ekim ayından Ocak ayına kadar işletilen sürecin ilk bölümünde yapılan yanlışın düzeltilmesi için uyarıcı konumda oldu. Ardından DP olarak içinde bulunduğumuz Muamma LGBTİ+ İnisiyatif ile sizinle paylaşacağımız metni yaygınlaştırma kararı alındı. Yaygınlaştırılmak üzere oluşturulan metnin, özeleştirisini veremeyen 7 Renk’in ‘hak temelli’ olarak iddia ettiği her etkinlikte dağıtılmasına karar verildi. 7 Nisan günü yaptıkları etkinlikte Elif Tuna Şahin bu bildiriyi dağıtma eyleminde bulunan Muamma LGBTİ+ üyesi bir eşcinsel aktivisti döverek öldürmekle tehdit etti.
Yaşanan süreçte büyük çoğunluğu bir siyasi partinin üyesi olan natrans heteroseksüel 4 kişi genel kurulda LGBTİ+ ların politik alanını ve örgütünü işgal etmiştir. Daha net bir ifade ile bir ‘iktidarın’ korunması için ‘yoldaşlık’ yapmıştır. Bu siyasi örgüt ile görüşme henüz yapılmadığı için adını sizinle paylaşamıyoruz. Fakat gelişmeleri buradan paylaşacağız.
Muamma LGBTİ+ örgütü ifşa metni içerisinde yaşadığı süreci aktarmış ve örgütlenmeye çağrı yapmıştır. Metinin tam hali şu şekildedir;

Mersin 7 Renk LGBTİ Derneği ile Yaşanan Soruna İlişkin Açıklama Ve Örgütlenmeye Çağrımızdır:

Mersin’de farklı dönemlerde 7 Renk LGBTİ Derneği’ne emek vermiş, kendi varoluş mücadelesini örgütlenme sürecine yansıtarak dayanışma kurmuş bir topluluk olarak, dernekten ayrılış sürecimizi ve bu sürece dair ortak deneyimlerimizi paylaşmayı önemli buluyoruz. Bu nedenle yaşadığımız süreci eleştiri-özeleştiri süzgecinden geçirmenin hem bizler hem de LGBTİ+ örgütlenmeler için iyileştirici etkisi olacağına inanıyoruz.
7 Renk LGBTİ Derneği’nde yaşanan sorunların kişisel çatışmalara evrilmesinin ardından, Ağustos ayında, politik siyaset etiğin ve karşılıklı hukukumuzun gerektirdiği ölçüde adımlar atarak yenilenme sürecini başlatmaya ve bu saiklerle bu süreci yürütmeye çalıştık. İlk olarak dernekteki sorunlara tanıklık etmiş, bunun çözümüne yönelik irade gösteren ve birlikte politika ürettiğimiz Bağımsız Kurulun da katıldığı bir toplantı gerçekleştirdik. Dernek çatısı altında yönetim kurulu ve dernek bünyesinde diğer alanlarda görev almış arkadaşlarımızla sorunları yüz yüze konuştuk.
İkinci olarak sorunların tarihsel bir dayanağı olduğu ve onarılmayacak krizlere yol açan durumun mekanizmasızlık olduğu tespitiyle, daha önce 7 Renk Derneği’ne emek vermiş kişilerin de katılabilecekleri daha geniş bir toplantı yaparak süreci devam ettirdik. Bu iki toplantının ardından Dernek’te tespit ettiğimiz sorunların çözümü için, önümüzde yasal bir zorunluluk olarak duran Genel Kurul’un değerlendirilmesi kararlaştırıldı. Gerçekleştirdiğimiz tartışmalar neticesinde, yeni dönemde dernek yapısının demokratik, şeffaf ve katılımcı bir ilkesellikle inşa edilebileceği fikrinde ortaklaştık.
Ancak yapılan her üç toplantıya eski yönetim adına katılım yapılması ve alınacak kararların kendileri için de geçerli olduğu beyanına rağmen, “yönetim olarak bu tartışma sürecini değerlendirip geri bildirim yapacağız” denilmiş ve karar alma süreçleri oyalama ile engellenmiştir.
Tüm süreç boyunca ortak deneyimlerin paylaşılmasının gerekli ve önemli olduğunu düşündük. Bu nedenle yönetimle veyahut Dernek ile ilişkisi, iletişimi olan tüm herkesin bu yeniden yapılandırma sürecine dahil edilmesine, sözünün alınmasına, kararının gözetilmesine önem ve özen gösterdik. Sorunları politik zeminde, LGBTİ+ hareketinin örgütlülük pratiğini etkilemeyecek bir biçimde gerçekleştirmeye, tartışmaları olgunlaştırmaya çalıştık.
Yapıcı ve yeniden kurucu tartışmaları yürütme gayretimiz ve emeğimiz karşısında mevcut yönetimin, kişilerin iradesini yok sayarak, sorumsuzca Derneğin Genel Kurulunu gerçekleştirdiğini duyduk. Duyduk diyoruz çünkü bizler ortak tartışma ve süreç işletmeye çalışırken bize geri bildirim yapılmaksızın, Derneğin öznelerinden habersiz oldubittiye getirilerek Genel Kurul gerçekleştirildi.
Eski yönetim kuruldan Yağmur Arıcan, Tuna Şahin, Ali Sesal bu sürecin bu şekilde işlemesini sağlayarak bizleri, iradelerimizi görmezden gelerek yaptığımız eleştiri ve önerileri yok saymışlardır. Bu kişiler tarafından oluşturulan dernek yönetiminde yer alan (toplamda 5 kişi) dördünün natrans heteroseksüel beyanı varken, bir kısmı LGBTİ+ hareketi ile bugüne değin pratik olarak iş, eyleyiş içinde olmayan insanlardan oluşturulmuştur.
Yeni yönetime alınan bir kısım kurul üyelerinin eski yönetimle yukarıda bahsettiğimiz süreçten habersiz ve yine yukarıda bahsettiğimiz Derneğin öznelerinden ve o süreçte irade gösteren toplamdan bağımsız isimlerin olduğunu gördük. Gerçekleştirilen Genel Kurulun şeffaf ve demokratik bir biçim şöyle dursun kâğıt üzerinde bir Genel Kurul olduğunu da bilmekteyiz.
Hiçbir ilke ve etik yöntem uygulanmadan gerçekleştirilen bu Genel Kurul süreci, meşruiyeti olmayan Genel Kurul sonucundan kendilerince belirlenmiş mevcut yönetime tüm tartışma içeriğiyle birlikte tarafımızca yazılı ve sözlü olarak aktarılmıştır. Meşru olmayan yöntemlerle ilerletilen ve gerçekleştirilen Genel Kurulun fesh edilmesi, gerçek öznelerin iradesini tanımayan, dayanışmacı olmayan, şeffaflıktan uzak yürütülen bu sürecin özeleştirisi ile birlikte yönetimin istifa etmesini beklediğimizi kendilerine ilettik. “Eğer böyle algılanılıyorsa istifa ederiz” denilmesine, kendi aralarında bir toplantı yapacaklarını söylemelerine rağmen yine toplama geri dönüş yapmama, açıklamada bulunmama istikrarını sürdürdüler.
Yönetimde yer alan Nursel Dermir ve Arin Sunay, dernek çalışanı olarak orda bulunan Tolga Merdan bu usulsüzlüğe ve haksızlığa ortak olmuşlar, kendilerine yaşanan usulsüzlükler ve haksızlıklar iletilmesine karşın yeni yönetimin içinde yer almaya ve orada çalışma yürütmeye devam etmişlerdir. Bu metinde ismi geçen insanlar ile yeni yürüyeceğimiz yolda yoldaşlık etmeyeceğimizi kamuoyuna bildiririz.
Gelinen bu noktada bizler, bu egemen kültürün iktidar biçimlerine, bu anti-demokratik işleyiş yöntemlerine sahip bir derneğin çatısı altında mücadele etmenin imkânsızlığını tüm bu süreç boyunca kavradık.
Heterosekzime karşı mücadele ederken, muhalefet ve örgütlenme alanlarımızda işleyen bu tarihsel/yapısal iktidar anlayışına karşı da bizler yan yana gelişleri, ittifakları mücadele nitelikleri barındıran ilişkilerin kurulduğu bir ağ olarak değerlendirmeyi ve böyle eylemeyi sürdüreceğiz.
Türkiye öznelinde siyasal ve toplumsal pek çok baskı biçimlerine maruz kalan ve muhatabı olan bizler, tarihin bu aşamasında mücadele etmeden, kendi kimlik, hak ve özgürlüklerimizi mücadele etmeden kazanamayacağımızın bilincinde olarak, şeffaf ve demokratik, taban örgütlülüğüne dayanan, karar alma süreçleri yeni ile eskinin hiyerarşisine dayanmayan yeni mücadele araçlarıyla, alternatif örgütlenmeler ile yolumuza devam edeceğimizi basına ve kamuoyuna bildiriyoruz.

Haber : Devrimci Proletarya/Mersin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*