Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Laborrcom Uluslararası İşçi ve İletişim Konferansı Yapıldı

Laborrcom Uluslararası İşçi ve İletişim Konferansı Yapıldı

9. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali kapsamında LaborComm 5. Uluslararası İşçi ve İletişim Konferansı Ankara Üniversitesinde  gerçekleştirildi.

Emek ve iletişim üzerine düşünen, çalışan ve siyaset üreten akademisyenler, aktivistler ve Sınıfsız Dergisi’de bir sunumla katılım sağladı.

Konferansın ana temasını oluşturan konular şunlar:

İletişimin ve yeni iletişim ağlarının ekonomi politiği

Güncel toplumsal koşullar altında emek ve emek süreçleri

Üretim süreçlerinde yeni bilgi ve iletişim teknolojileri

İşçi sınıfı örgütleri ve iletişim ağları

İletişim ağlarındaki gelişmeler temel alınarak kuramsallaştırılan toplum biçimleri (bilgi toplumu, enformasyon toplumu, ağ toplumu, vs…) ve bu kuramların geçerliliği

Gezi direnişi ve diğer yeni toplumsal hareketlerin ortaya çıkardıkları

Yeni toplumsal hareketlerin, toplumsal öznesi

Toplumsal hareketlerin açıklanmasında Marksist kuramın kavramlarının işe koşulması

Bilgi ve iletişim teknolojileri aracılığıyla yaratılan ve yaratılabilecek örgütlenme, dayanışma ve direnişin önündeki imkânlar ve engeller

10306807_698145990245947_922890252_n

3 Mayıs’ta başlayan konferansın 1. Oturumu Teknoloji ve Toplum başlığı ile Gamze YÜCESAN ÖZDEMİR’in yönetiminde başlandı:

Programdaki ilk konuşmacı

‘Kablolu Uluslar’dan ‘Wireless Özneler’e: Yeni Hayaletler  başlığıyla Yavuz Yayla’ydı:

Konuşmacı Karl Marx’dan örnekler verirken, teknolojik gelişmelerin bugün kapitalist toplumu dönüştüreceği üzerine analizlerde bulundu. Bir çok liberal düşünürlerden anekdotlar aktarırken teknolojik determinist ideoglardan da örnekler verdi.

Teknolojik gelişmelerin yaşam bu gün çok hızlı bir düzeyine çektiğini, her şeyin hızlandığını çok büyük gelişmeler ortaya çıkarttığını ifade etti. Sanayi toplumunun bilgi toplumuna geçtiğini, Yayla’nın ifade etmek istediği bir bakıma sunum başlığından anlaşılacağı gibi üretim araçlarında emek gereksinimin ortadan kalkması, eski sanayi biçiminden yeni bilgi toplumuna geçiş ve bununla birlikte tüm toplumun değişmesi durumu yani işçi sınıfının özne olmasının mümkün görünmemesi. Yayla’nın söylemine göre: eskiden Marx’ın bahsettiği hayalet komünizmken, yani işçi sınıfıyken, artık bu özneler wireless ve kablolardı…

Oturumun ikinci konuşmacısı Eylem Çamuroğlu Çığ, Ünsal Çığ konferansa bazı mazeretlerinden dolayı katılmayacaklarını bildirdiler.

3. Konuşmayı yapan “Teknoloji ve Toplumsal Değişim İlişkisinde Teknolojik Determinist Yaklaşım ve Farklı Veçheleri” konu başlığıyla Banu Durdağ’ydı.

Konuşmacı bir önceki konuşmacının tam tersi olarak Teknolojik determinizm üzerine konuşmalarını yaptı. Teknolojik determinizm üzerine konuşma metninden bazı anekdotlar aktaran Banu Durdağ teknolojinin toplumun dışında olan bir gelişme olmadığını, bunun havadan gelipte toplumu değiştirmediğini söyledi. Toplumun değişmesindeki tek nedenin teknoloji olmadığını teknolojik gelişmelerin yeni bilgi toplumu gibi bir toplum ortaya çıkartıldığı gibi iddiaların asılsız olduğunu ifade etti.

Soru cevap bölümüne geçildikten sonra ardından çay molası verildi.

Konferans Gamze YÜCESAN ÖZDEMİR oturum yönetiminde Teknoloji ve Emek Tartışmaları bölümüne geçildi.

Küresel İşçi Sınıfı Oluşumu: Ulusötesileşme ve Hegemonya… (iletişim, örgütlenme, direniş, ayaklanma, alternatif ve inşa Bağlamına sunum başlığıyla Örsan Şenalp, Gürsan Şenalp aldı ve diğer konuşmacıya Skype ile bağlantı sağlandı.

Ara ara internet kopmaları yüzünden kesintiler yaşanması yüzünden konferanstaki konuşmacıyla devam edildi.

Konuşmacı, küresel işçi sınıfı oluşum süreci ve ulusöteleşme sürecinde ortaya çıkan Gezi gibi direnişleri gibi büyük kitlesel isyan biçimlerinde teknolojik araçların her daim kullanıldığını es geçilmediğini ifade etti. İletişim ve teknolojik gelişmelerin şuan bile Skype bağlantısı kullanılarak bile bunun işçi sınıfından yana kullanıldığını söyledi.

Daha sonrasında diğer konuşmayı  Teknolojinin Gelişen Üretimdeki Rolü: Enformasyon, Teknik Altyapı ve Emek başlığıyla Sınıfsız temsilcisi yaptı:

10250866_698145983579281_860283392_n

Sınıfsız temsilcisi Teknolojinin gelişmişliğini en iyi anlatacak olanların teknoloji işçileri olduğunu söyledi ve “işçiler ne konferansta ne de konuşmalarda var” diyerek eleştiriyle başladı;

“Bugün teknoloji gelişiyor diyoruz ama kimin için nasıl gelişiyor? İlk konuşmacı Yavuz Yayla’nın belirttiği “hız ve gelişmişlik, verimlilik” bunlar kimin için? Bizi ilgilendiren işçi sınıfıdır. Bizim bildiğimiz teknolojinin kapitalizm altındaki gelişimi bugün küresel düzeyden neoliberal bir üst birikim evresini ve daha çok artıdeğer sömürü kapasitesinin hedeflenmesi ama bunun karşısında işçilerin aşırı sömürülmesi ve bireyselleştirilmesini çıkartıyor. Hızlılık üretimin çoğalması iş saatlerinin uzaması ama bunun karşısında işçi ücretlerinin en asgari düzeye çekilmesi oluyor, yoksulluk oluyor. Makine başında duran işçinin dahi ortadan kalkması otomatik makine ile işçilerin makine araçları ile kullanılması ve daha çok sömürülmesini içeriyor. Biz teknolojik gelişmeleri ele alırken bunun toplumsal, sınıfsal ve siyasal koşullarını başlı başına bunun üretim ilişkileri üzerindeki düzeyine bakarız… Bugünkü teknolojik gelişme hiçbir toplumda olmadığı kadar çok önemli bir düzeyde üretici güçlerin gelişme dinamiğini arttırmış, emeğin nesnel durumdan özneleşmesinin önünü açmış, bir üst düzeyden tekelleşen kapitalizminde rekabetini arttırmıştır. Bugün tüm teknolojik araçlar bunu için var. Tüm bunlar kapitalizmin toplumsal çelişkileri ve toplumun gelişme düzeyiyle ilgilidir.

Enformasyona gelince, teknoloji denilen şey sadece bilişim teknolojilerinden oluşan bir şey değil çok muazzam derecede, bir uydu, uzay, elektronik, bilgi, kent ve başlı başına bir üretim teknolojisidir. Bugün teknolojik gelişmeler eski geleneksel sanayi biçiminin içinden kopan ve bunun içerisinde yeni olarak gelişen bir enformasyon üretim ilişkileri de vardır. Enformasyon üretimin teknik ve organik bileşiminde önemli değişiklikler yaratmış, sınıflar arası ilişki biçimlerine, yeni bir işçi sınıfı dinamiği bunun yanında sosyal, kültürel dönüşümlere de etki sağlamıştır.

Enformasyon bugün başlı başına tüm ulusları tek bir merkezde toplayacak merkezi üretim ilişkisinden, biyoteknoloji, nanoteknoloji ve diğer ray, uydu, oradan  askeri  stratejilere kadar birçok yönde tek bir noktadan kumanda edilebilecek düzeyde birbirinle iç içe geçecek bir biçimde devletleri teknikleştirerek bir alt yapı oluşmaktadır. Üretim ilişkilerinin merkezileşmesini ve kontrolünü de bu oluşturyor. Üniversitelerde en önemlisi işçi-öğrenci merkezine, şirketlerin argesine çevrilen  buraların tam bu merkezlere bağlanmasına, üniversitelerin sermaye birikiminin merkezi haline dönüşmesini içeriyor. Bizi ilgilendiren tarafı asıl burada önemli olan tependen tırnağa oluşan bu araçları işçi sınıfı yararına nasıl kullanılacağı ve bunların tümden ele geçirileceğidir. Bu anlamda bahsedilen gelişmişlik işçi sınıfı için bir gelişmişliğini oluşturmuyor. … Bizim teknolojiyi ele alışımız salt bir gelişmişliği içermiyor.

İletişimde de biz bu alanı yeni medya türü olarak kitlesel bir habercilik ve iletişim organizyonunu sınıflardan bağımsız olarak ele almıyoruz. İletişim ve medya egemen sınıfın elinde bir bilinç oluşturma endüstrisidir. Geleneksel burjuva medyanın tek merkezli yapısının çözülümü kitlesel iletişim araçları bunlar “sınıflar üstü” bir medya yaratmıyor… Sorun tüm bu araçları işçi sınıfının yararına en devrimci ve dinamik bir şekilde nasıl kullanılacağıdır.

Bütün bu zenginlikleri kapsayacak düzeyde teknikleşecek ve siber savaş, sokak savaşı doğrudan işçi sınıfının kurtuluşunun koşullarını yaratacak olan şey partidir. Tüm bu teknolojik çelişkileri çözecek olanda komünist devrimdir.”

Daha sonraki konuşmayı: Bilgi Toplumu ve Sınıf: Sürtünmesiz Kapitalizm Ağlarında İşçi Sınıfını Yeniden Düşünmek sunum başlığıya Serhat Kaymas oldu.

Serhat Kaymaz sanayi üzerine yaptığı araştırmaları bazı grafiklerle gösterdi. Küresel enformasyon ağlarında işçilerin konumunu ele alırken, toplumun yapısının eski sanayi biçiminden farklı olarak bilgi toplumu oluşturduğunu belirtti.

Diğer ve oturumun son konuşmacısı ise Bilişim ve Emek Süreci – Senem Oğuz’du.

Senem Oğuz bilişimin emek sürecindeki etkisi üzerine analiz yaparak konuşmasını sonlandırdı.

Öğleden sonra ki  konuşmayı

Özgür Sosyal Medya Platformları: Gerçek mi, Hayal mi? diyerek Diyar Saraçoğlu yaptı.

Sosyal medyanın “özgürlükler” alanını genişletirken bunun Türkiye’de “özgürlükleri” kısalttığını söyledi. Alternatif medya araçları olarak Facebook ve Twitter dışında başka sosyal medya ortamları için sunumlar yaptı. Ağların kullanımını işçilerin bu anlamda bu ağları nasıl kullanacağını, bu ağların örgütlemedeki engelleri nasıl aşacağı ile pek somut bir şey söylenmezken, özgürlük ve örgütlenme üzerine analizler sınıf anlayışından diğer bazı liberal söylemli konuşmacılardan farksızdı.

Bir diğeri ise Yeniden Düzenlenen Hayatımızın Özgür İnternet’i  başlığıyla Necati Duran’ oldu.

Başlıktanda görüleceği gibi tüm bu ağların özgürlük getirdiğini söyledi. İşçilerin üzerinden gizli esnek emek sömürüsünün özgürlüğümüydü konuşmacımız bunlardan hiç bahsetmedi.  Bu ağların kapitalizmin daralan ekonomik alanının genişletmesi için ticari bir örgütlenme aracı olarak görmemesinden ziyade bunun toplumsal ve siyasal ilişkisi üzerinden de hiçbir yorumu yoktu.

Çay ve mola ardından diğer söz alan konuşmacılar: SERMAYE, AĞLAR ve DİRENİŞ
Oturum Başkanı: Haluk GERAY “Sözle Yönlendirme”: Finansal Kapitalizmin Yeni İletişim Gündemi… – Gökhan Gökgöz Kontrol Toplumunun Yaşam Hücreleri ya da Büyük Verinin Ekonomi-Politiği – Derya Tellan Anaakım İnternet, Yoğun Mülkiyet: Yeni Medya Düzleminde Alternatif Okumalar – Serhan Gül Özgür Yazılım, Hackerlar ve Mülkiyet – İzlem Gözükeleş’dı.

Konferansın ikinci ve son gününde Emeğin Tarihi, Toplumsal Hareketler ve Medya, Emeğin Temsili, Direniş Kendi İletişim Kanallarını Oluştururken;Özgürlük, Yazılım, İnternet Ve Emekçiler başlıkları altında yapılan sunumlarla sonlandırıldı.

Kapanış Panelinde katılımcılar genel olarak özgür yazılım ve açık kaynak kodlar konusu bununla bağlantılı olarak direnişlerde özgür bir iletişim kanalı yaratma çabaları konuşuldu. Ortak kanı olarak özgür yazılımı savunmanın bir politik tutum olduğu noktasında duruldu.

sinifsiz.org

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*