Anasayfa » BASINDAN » Kürt gençliği ve orta sınıfın huzursuzluğu

Kürt gençliği ve orta sınıfın huzursuzluğu

downloadKobane Direnişi sürecinin ardından Kürt gençliği içinde ciddi bir değişim yaşandığı net bir biçimde ortaya çıkmıştı. Kürt gençliği, bu dönem ve ardından gelişen süreçte yaşanılanlara itirazlarını en üst perdeden dile getirmeye ve itirazları pratik bağlamında ortaya koymaya başladı. Kobane direnişini de, çözüm süreci adıyla yürütülen oyalama dönemi ardından başlayan savaşla Sur’dan Cizre’ye yayılan direnişi de, tüm yönleriyle olmasa dahi, aynı bağlamda değerlendirmek mümkün. Öyle ki tüm bu alanlarda Kürt gençliği itirazlarını kendi yöntemleriyle dile getirmenin peşinde oldu. Ve bu itirazlar, bir biçimde Kürt siyasetinden bütün alanlara yayılan ve egemen olma arzusunu taşıyan, orta sınıfın konfora düşkün kesimleri arasında rahatsızlık yaratmayı başardı. Gençlik, inandığı ilkeler ve değerler ile çelişen her konuda itirazlarını bir biçimde dile getirme yolunu benimsedikten sonra, bunun yöntemlerini de kendince geliştirmeye devam etti.

Kürt gençliğinin, alışıldık sınırların dışına taşan, her alanda ve her telden dile getirilen itirazları ve eleştirileri elbette ki orta sınıfın konforunu kaybetmeden “özgürlük mücadelesi veren, özgürlük mücadelesini kaleme alan ve öncüsü olduğunu belirten” gruplar arasında ciddi bir huzursuzluk yarattı. Erk ile gençlik arasında köprü olunduğu iddialarının dillendirilmesi, tam da bu noktanın ete kemiğe bürünmüş haliydi. Yeri geldiğinde erki, gençliğin varlığını dillendirerek kendisinin vazgeçilmezliğine ikna etmeye çalışan orta sınıf, yeri gelip de eleştiriler kendisine yönelince gençliğe kulak tıkadı. Gençliğin bu itiraz ve eleştirileri, belli gruplar içinden gelen bir direniş ile karşılaşsa da değişim kaçınılmaz sonuç olacaktır, çünkü Kürt Hareketi’nin öz dinamikleri, her şart ve dönemde gençliğin değerine ve önemine vurgu yapmış, taleplerine asla kulak tıkamamış ve kendileri ile iletişimi üstten bakmadan kurmayı başarmıştır. Koparılan bunca gürültü de bu yüzdendir.

Gençliğin Kürt Hareketi’nin öz dinamiklerinden aldığı güç ve ilkeleri ışığında yükselttiği itirazlar karşısında, edindiği konforun temelini dayandırdığı ve ‘saygınlık kazanmak’ için kullandığı her şeyi yitirme korkusu yaşayan orta sınıf, gençliğin Kürt halkına zarar verdiğini, halkı esas olarak kendilerinin bildiğini ve anladığını dile getirerek, gazetelerde ve siyaset arenasında kendilerini koruma refleksi gösteriyor. Karşıtı oldukları değerlerin savunucusu rolüne bürünen bu grup, zorda kaldığı anda erk sahiplerinin yanına koşmaktan ve onlarla ilişkilenmekten asla çekinmiyor ve yeri geldiğinde gençliği erk sahiplerinin tüm vahşiliklerinin önüne atmakta beis görmüyor.

Lafı uzatmanın ve dolandırmanın anlamı yok. Yaratılan değerlere ve vareden ilkelere karşı hoyratlık devri bitiyor. Bu devrin ‘kazananları’nın tüm telaşı bu yüzden. Edindikleri köşelerden, Kürt halkının kanıyla yarattığı değerleri pazarlayanların, koltuklarından bu esnaflara destek çıkanların ‘güzel günleri’ sona eriyor. Şirin gözükmek üzere yaptıkları makyaj dökülüyor ve gerçek ortaya çıkıyor. Orta sınıf, erk sahipleriyle beraber, bahsi geçen Kürt gençliğinin temsil ettiği nesli çok hırpaladı ve daha da hırpalamak için elinden geleni yapacak. Ancak kendileri de anladılar ki, o neslin karşısında duramayacaklar. Bu yüzden gözlerini karartarak hedef alıyorlar. Yıllardır edindikleri konumlarını ve kurdukları ilişkileri, özlerinin ortaya çıkmasını engellemek, gençliğin itirazlarını susturmak üzere kullanıyorlar ve daha ileri gitmekten çekinmiyorlar. Gazete köşelerinden peşinde oldukları koltuklara erişmek için, birbirlerine koltuk değneği olmaktan başka çareleri olmayan, bu yolda her türlü ilke ve değeri ayaklar altına alan ve acıları sömürüp ‘ustaca’ sunanlar, gençliğin itirazlarının karşısında kaybetmeye mahkumlar.

Uzun lafın kısası, siyasette egemen olmaya çalışan orta sınıfı kara günler bekliyor.

Altan Sancar/decadans.co/5 Aralık 2016

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*