Anasayfa » GÜNDEM » Kürt belediyelerinin gaspı üzerine

Kürt belediyelerinin gaspı üzerine

suruc-ta-kayyum-gerginligi-2-8772687_oBurjuva tekelci oligarşik devlet iktidarı 24 Kürt il ve ilçe belediyesine devlet ve OHAL zoruyla el koydu.

AKP’nin daha önceki torba yasayla el koyma önergesi, Meclis’te 3 büyük burjuva partisinin ortak önergesiyle geri çekilmişti. Bu kez el koyma KHK ile işleme konuldu. Medyaya da önceki el koyma girişimine önceki İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın engel olduğu, Ala’nın bu yüzden Saray tarafından görevden azledildiği türünden enformasyonlar sızdırıldı. Bu da her zaman ki, demokrasi mücadelesini sınıflar ve uluslar üstü dar bir anti-Erdoğancılığa indirgeyen “Saray darbesi” retoriğini biraz daha besledi.

Kürt belediyelerine el konuluyor. HDP’li Kürt milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılarak zorla ifadeye getirilmeleri düzenleniyor. Kürt basınıyla dayanışma gösteren aydınlar tutuklanıyor. Çoğunluğu Kürt 10 bin eğitim emekçisi görevden azlediliyor. Barış bildirgesine imza atan akademisyenler görevden azlediliyor. Kürdistan’daki kirli savaş ve katliamlara karşı açıklama yapan ya da twit atanlar gözaltına alınıyor.
“Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya teşvik paketi” açıklanıyor, en başında Kürt illeri ve kırsalına 45 yeni kalekol, bilmemkaç tane “güvenlik bölgesi, duvarı, yolu” var. Ardından 4 yılda 140 milyar liralık olağanüstü teşvikli sanayi, tarım, ulaşım, enerji, konut yatırımları geliyor.

Başbakan, Kürt kentlerini yakıp yıktık, şimdi sıra Kürt kırlarında, minvalinde, “yeni taarruz savaşı” tamtamlarını çalıyor. Ardından Erdoğan, “tüm destekçilerini de temizleyeceğiz” manşet ediyor.

Burjuva tekelci oligarşik devlet ne yapmak istiyor:

1- ABD ve Rusya’ya çeşitli tavizler ve Kürt seçeneğini olabildiğince zayıflatmaya çalışarak emperyalist kapitalist güç odaklarını, Suriye’de El Bab ve Rakka’ya genişleyen bir etki alanında rol oynayabileceğine ikna etmeye, böylece Rojava kantonları baypas etmeye ve yalıtıp sıkıştırmaya çalışıyor.

2- Bir yandan Kürt hareketinin yasal, hukuki, demokratik plandaki her türlü ekonomik, toplumsal, siyasal dayanak ve etki ve destek alanlarını zorla kesip tasfiye etmeye çalışırken, diğer yandan da “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya dev teşvik paketi”nden koşullu kırıntılarla, Kürt burjuvazisi, orta sınıfları, liberalleri ve yasal ve demokratik destekçilerini tam biat boyunduruğuna alıp bir kez daha PKK’nin hegemonik etkisini kırmaya, Kürt ulusal direniş hareketini tecrit etmeye çalışıyor.

HDP, HDK ve DBP’nin “kayyum Meclise atılan bombadan farksızdır, Saray darbesidir” tarzı geleneksel liberal demokratik yaklaşımları ise bu saldırının vites büyüten kapsam ve şiddetine uzaktan yakından denk düşmemektedir. KCK’nin yeniden “barış” istemine geri dönmesi ve bunun için Öcalan’ın tecritinin kaldırılması gibi tek bir koşul ileri sürüp kampanya başlatması, devleti sıkıştırmak bir yana, devlet tarafından “zayıflık” olarak değerlendirilip saldırılarını pervasızlaştırmaktadır. “Saray darbesi” gibi ifadeler, ABD ve AB’nin, Türkiye tekelci burjuvazisi, Meclis ve hatta AKP içinde ciddi bir Erdoğan karşıtlığı olduğu, “Saray darbesi”nin bunlara karşı da yapıldığını varsayıp, halen bunlarla bir “barış ve demokrasi” müzakeresi yürütebilme “ihtimali”nden kopamamaktadır. Bu “sınıflar üstü”, ütopik liberal reformist demokratizmden kopulmadıkça da, gaspedilen her hak ve mevzi, gerçek sınıfsal-ulusal mücadele öfkesini, umudunu ve özlemlerini büyütmek yerine, kaderci bir orta sınıf sinizmine düşme tehlikesini beslemektedir. Tekelci oligarşik devlet, Kürt hareketinde Kürt burjuvazisi, orta sınıfları ve liberallerinin oluşturduğu bu zayıf karna çalışmaktadır.

Halen ve giderek gerileyen biçimde tekelci oligarşik kapitalizmin “barış ve demokrasi” sorununu, liberal demokratizmin, kapitalist güçlerin, parlamentarizmin, belediyeciliğin, CHP’nin, hatta AKP’nin şu ya da bu kesimiyle çözülebileceği beklentisinden kopulmalıdır. Burjuva devlet yine boyundan büyük bir işe kalkışmıştır, onu bunun altında bırakmanın yolu da, asıl Kürt emekçi sınıfların fiili genel direnişi olabilir, Kürt belediyelerinin içine itildiği yabancılaşma da, onların ancak kitlelerin fiili grev ve direniş demokrasisiyle tabandan yeniden kurulmasını hedeflemelidir. Türkiye işçi sınıfı Kürt işçilerinin ve halkıyla eylemli dayanışma içinde olmalıdır.

İşçi sınıfı, Kürt işçi ve kent ve kır yoksulları için barış ve demokrasinin ancak tekelci oligarşik kapitalizmi ve ona bağlanmış liberal reformizmi aşarak gerçekleşebilir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*