Anasayfa » GÜNDEM » Kürt belediyelerine el konuldu! Kürt halkıyla dayanışmaya!

Kürt belediyelerine el konuldu! Kürt halkıyla dayanışmaya!

Burjuva-faşist devlet iktidarı, yerel seçimlerin üzerinden 5 ay geçmeden, Diyarbakır, Van, Mardin’in HDP’li belediye başkanlarını görevden alarak, yerlerine bu illerin Valilerini kayyum atadı. Yani Kürdistan’ın 3 büyük belediyesine el koydu.

Erdoğan-AKP’nin yerel seçim yenilgisinin ardından 5 ay geçmeden yeniden bu kadar pervasızlaşabilmesinin nedeni, TÜSİAD ve CHP ile el altından bağlanan pazarlıklar ve burjuvazi içi kirli anlaşmalardır.

Büyük özel sermayenin 220 milyar dolarlık borcu, kriz sürecinde, hem de oldukça kısa bir süre içinde 180 milyar dolara indi. Bu nasıl oldu? Elbette işten atmalar, ücret düşürmeler, hak gaspları ile. Ama aynı zamanda da kapitalist devlet iktidarının bir biçimde işçi-emekçilerin sırtından yarattığı ve bulup buluşturduğu fonları sermayeye aktarmasıyla. TÜSİAD yerel seçimler sonrası dozunu yükselttiği eleştirilerini, “hukuk, demokrasi” filan söylemlerini, istediğini almaya başlayınca, bırakıverdi. CHP vd burjuva muhalefetin de, yerel seçimler sonrasında, “partili cumhurbaşkanlığı”na karşı eleştiri ve yüklenme girişimleri bir anda ortadan kayboluverdi. Hatta İmamoğlu, Albayrak ile görüşüp vakıflara dokunmayacağı ve belediye-vakıflar ilişkisini sürdüreceği teminatı verdi, üstüne bir de kilit bir belediye şirketinin başına bir AKP’li teknokratı atadı. Bu teknokrat tepkiler üzerine istifa etti ama, burjuva muhalefetin her zamanki sade suya tirit nabzını da göstermiş oldu.

ABD Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesi, Erdoğan’ın da uzun süredir çabaladığı faiz indirmeyi gerçekleştirip, Türkiye’ye bir miktar fon girmesini sağlayarak, krizi ve borçlarını bir nebze ve kısa bir süreliğine daha çevirmesini sağlayarak, iyice sıkışmış devlet iktidarına biraz soluk aldırdı.

Ve tabii, CHP-İmamoğlu stepnesi liberal halkçı sol’un da yerel seçim sarhoşluğuyla kendinden geçmesi ve Gül-Davutoğlu hesaplarıyla “yüksek siyaset” yaptığını sanması da, AKP’yi rahatlatan bir etken. TÜSİAD, CHP vbnin Erdoğan’ı indirmek gibi bir derdinin olmadığını, yalnızca biraz tımarlayıp istediklerini aldıktan sonra, ona ve birbirlerine her zamankinden fazla mecbur ve yandaş olduklarını, halen anlamış değiller.

Burjuva-faşist devlet iktidarı, Kürt büyükşehir belediyelerine el koyarak, ilk elde, İstanbul kaybını bir ölçüde telafi etmek istiyor. İkincisi, Kürt hareketinin biraz soluk almasını ve yeniden güç toplamaya başlamasını engellemek istiyor. Üçüncüsü, CHP’li belediyeler üzerinde de baskı ve tehditini artırarak, burjuva muhalefet ile Kürt hareketi arasındaki yerel seçim sonrası nisbi yakınlaşmayı bastırıyor, ve CHP’den yine istediğini kolayca alıveriyor: CHP tabii ki Kürt belediyelere el konulması protestolarına katılmayacağını açıklıyor. Dördüncüsü, gerilimin yeniden yükseldiği Suriye’de “güvenli bölge” vd konusunda pazarlık kozunu artırmaya çalışıyor. Kürt hareketinin yeniden “barış” havasına beklentisine girmesi de, bir kez daha başka bahara kalıyor.

“Yaw he he, biz CHP-İmamoğlu’nu desteklemiyoruz, biz sadece AKP’nin geriletilmesi için taktik yapıyoruz” filan diyenler, AKP’nin toparlanıp yeniden operasyonlarını pervasızlaşlaştırmasını sağlamış olmakla ne kadar gurur duysalar azdır.

Bir kez daha sınıfa karşı sınıf, krize karşı devrim, kapitalizme karşı sosyalizm perspektifinden yürütülmeyen, bağımsız sınıf devrimciliği temel ve ekseninden yürütülmeyen mücadelenin, hüsranla sonuçlandığı açıklık kazanıyor.

Bu saldırı, işçilerin birliği halkların kardeşliği temelinden geri püskürtülemezse, yeni baskı ve gasplarla büyüyecektir. Erdoğan-AKP’nin yapmak istediği, yerel seçimlerdeki ekonomik-siyasi ve moral kayıplarını gidermek, kendi partisindeki iç çatlaklar ve karışıklığı soğutmak, toplumsal muhalefeti yeniden sindirmek ve inisiyatifi eline almaktır.

Kürt halkıyla dayanışmaya! Kahrolsun burjuva-faşist diktatörlük! Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği!