Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Küresel tekellerden acıklı itiraf: Yetenek yoksunuyuz!

Küresel tekellerden acıklı itiraf: Yetenek yoksunuyuz!

Bu yılki Davos toplantılarında en çok konuşulan konulardan biri, yalnızca ABD çıkışlı büyük küresel tekellerin elinde 1.5 trilyon dolarlık, karlı yatırım alanı bulamadığı için yatırıma dönüşmeyen, bankalarda yatan, aşırı para sermaye birikimi bulunduğuydu.

Küresel tekel CEO’larıyla yapılan geleneksel Davos anketinde, gelecek planlarında yeni yatırımlar ancak dördüncü sırada yer alıyor. Bu küresel tekelci sermayenin aşırı sermaye birikimi krizinin, birikimindeki, değerlenmesindeki iç engellerin büyüyüşünün, ve üretken güçlerin geliştirilmesinde büyüyen zorlanımının en çarpıcı göstergelerinden biridir.

Marx şöyle der: “Sermayenin durmaksızın yöneldiği genellik -soyut emek, yani para sermaye birikimi biçimindeki genel zenginlik, bn- bizzat sermayenin kendi yapısı içinde ayakbağlarıyla karşılaşır; gelişiminin belli bir aşamasında bunlar, bizzat sermayenin bu dinamiğin önündeki en büyük ayakkabağı olduğunun anlaşılmasını sağlayacak, ve dolayısıyla sermayenin kendi kendini ortadan kaldırılmasını zorunlu kılacaktır.”

Aynı paralelde, küresel tekel CEO’ları anketinde Yüzde 82’si 1 yıllık planlarında, yetenekli eleman bulma ve “yetenek yönetimi” stratejilerini en acil ve en önemli sorun ve ihtiyaç olarak görüyorlar! En ileri teknolojilerle çalışan küresel tekellerin “inovasyon ve yetenek yoksunluğu” diye ağlaşıp durması, kapitalist üretimin ulaştığı gelişme düzeyinde bir yandan emeğin toplumsal-bileşik (bilimsel, teknolojik, organizasyonal, yığınsal) üretkenliğinin ulaştığı yüksek düzey temelinde üretimin zorunlu ve asli öğesi olmaktan çıkarak tam ve mutlak bir yaratıcılık faaliyeti haline getirecek gerçek tüm yönlü gelişmiş toplumsal bireylerin koşullarını ortaya çıkarışı ve bunu zorunlu kılışı, diğer yandan tüm bireylerin dolaysızca toplumsal üretken yetilerinin, yaratıcılıklarının, inisiyatiflerinin, ihtiyaçlarının, ilişkilerinin, özlemlerinin, çok yönlü ve bütünsel, öznesel ve özgür gelişimini engelleyip boğması, çıplak işgücüne alçaltması, parça işçilikle sakatlamasının yol açtığı ağır yetenek, yaratıcılık ve inisiyatif kıtlığı ve çareyi yana yakıla yine kapitalist mantıkla bireysel “üstün yetenekler” arayışında görmesi, sermayenin büyüyen iç engel ve çelişkilerinin keskin bir ifadesidir.

Asıl en büyük zenginlik olan tüm bireylerin özgür ve öznesel çok yönlü yeti, yaratıcılık ve inisiyatiflerinin gelişmiş koşullarını oluşturup ve bir ölüm kalım zorunluluğu haline getirip hem de şiddetle engellemesinin acıklı bir itirafıdır!

Yine son dönemde dünya çapındaki çok çeşitli işyerlerinde yürütülen bir araştırma, işçilerin aşırı çalışma ve stres kadar yakındığı en yakıcı büyük sorunlarından birinin, -görülmemiş bir küresel kapsam ve ilişkiler ağı içindeki- işyerlerinde ve çalışırken yaşadıkları toplumsal tecrit ve yalnızlık, arkadaşsızlık olduğunu ortaya koyuyor!

Genel zenginliğin, asıl olarak tüm bireylerin özgürce yeteneklerini geliştirmesi ve inisiyatifler bolluğu olarak genel zenginliğin, herkes için ortaklaşa çok daha az bir emek süresinde ve çok daha gelişkin bir kapsam ve nitelikte üretilebilecekken kapitalizm tarafından engellenmesi ve kapitalizmintek bir şeye işaret eder: Toplumun üretken güçlerin geliştirilmesi, örgütlenmesi ve yönetilmesinde sermayenin artan ölçüde zorlanması ve engel olmasının da gösterdiği gibi, zorunlu bir öğe olmaktan çıkması, gereksizliği/şmesi!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*