Anasayfa » DÜNYA » Nükleer “fıtrat”

Nükleer “fıtrat”

Japonya’da Fukishima nükleer yıkımının yeni sonuçları açığa çıktı.

Fukishima’daki nükleer yıkımın kontrol altına alındığını iddia eden Japonya hükümeti, Fukishima ile ilgili tüm araştırma ve sonuçlara “ulusal güvenlik” gerekçesiyle gizlilik kararı koymuş, Fukishima yasağını ihlal edenlere 10 yıla varan hapis cezaları kesmeye başlamıştı.

Buna karşın Fukishima nükleer yıkımına ilişkin yeni araştırmaların sonuçları dünya basınına sızdı. Nükleer santralin reaktörlerinden birinin tamamen eridiği toprağa, suya ve Pasifik Okyanusuna karıştığı biliniyor, ancak bunun etkilerinin ne olduğuna dair bilgiler gizli tutuluyordu. Son araştırmalar ise, nükleer santraldeki yalnız bir değil üç reaktörün eridiğini ortaya koyuyor. Bunun etki ve sonuçlarına dair bir bilgi yine yok. Japonya devleti, bu konulardaki araştırmaları da yasaklamış durumda.

Bilim insanlarının Fukishima konusundaki son haberler üzerinden yaptıkları açıklamalara göre, eriyen nükleer reaktörlerde bulunan Sezium 137’nin bir gramının bile ekosisteme (toprağa, suya, havaya, denize) karışması, en az 2600 kilometrekalik bir alanda, en az 50 yıl ve 3 kuşak boyunca insan sağlığı ve doğa üzerinde yıkıcı sonuçlara yol açıyor. Kanser, lösemi, hatalı genetik mutasyon, doğum anomalileri, kadınlarda düşük, insan beyninin fonksiyonlarında zayıflama, hafıza ve konuşma yeteneğini azaltıcı etkilere yol açıyor. 2600 kilometre alandaki doğrudan etkisinin yanısıra, yüksek radyosyana maruz kalmış kara ve deniz canlıları üzerinden, bunları yiyen diğer canlılara ve insanlara da geçip çok daha geniş bir ekosistem ve yaşam alanında etkide bulunuyor.

Japonya kapitalist mali oligarşik devletinin ise, eriyen nükleer reaktörlerdeki kilolarca nükleer maddenin ne olduğuna dair -gizlilik ve yasak kararları dışında- hiçbir açıklaması yok. Yıkılan nükleer santral ve eriyen nükleer reaktörlerin çevresindeki şehir ve yerleşim birimlerinde, toprak ve sularda, buralarda yetiştirilen tarımsal ürünlerde, Pasifik Okyanusuna da karıştığı için deniz mahsüllerinde insan sağlığına zararlı olanın çok üstünde radyasyon bulunduğu bilindiği halde, yapılan bir araştırma ve Fukishima’nın yakın çevresi dışında alınan hiçbir önlem yok.

Japonya kapitalist tekellerinin ve devletinin aldığı tek önlem: Halka gayger ve radyasyon ölçüm cihazları satmak! Tıpkı Ege sahillerindeki mültecilere lastik bot ve can simidi satmak gibi… Tıpkı Karadeniz’de betonlaştırma-rantlaştırma politikaları nedeniyle ortaya çıkan sel baskınından sonra 15 liralık lastik çizmelerin 50 liraya satılması gibi…

Zaten çok pahalı olup şimdi 2-3 kat daha pahalıya satılan radyasyon ölçüm cihazlarını ancak çok sayıda aile biraraya gelip satın alabiliyor, insanlar çocuklarının okudukları okullardan, içtikleri sulara, yedikleri tarım ve deniz mahsüllerine kadar radyasyon ölçümlerini kendileri yapmaya çalışıyorlar. Toprağın yüksek dozda radyasyona maruz kalıp bunu geri yansıtmaya devam ettiği bölgelerde, toprağın üst tabakasının kaldırılıp atılması gibi en basit önlemleri bile (örneğin çocuklarının okudukları okullarda) insanlar kendileri yapmak zorunda kalıyorlar. Japonya’da üst sınıflar radyasyonlu bölgelerden hızla taşınır, ithal gıda tüketirken, işçilerin ve kent ve kır yoksullarının bu olanağı da yok. Japonya’da radyasyona karşı toplumsal sağlık ve can güvenliği mücadelesi veren örgütler, işçi ve emekçiler ise ciddi baskılar ve yasaklarla karşılaşıyor. Japonya gibi ABD’de bu mücadelenin sesinin dünyada duyulmasını engellemek için elinden geleni ardına koymuyor.

Fukishima, küresel tekelci kapitalizm ve mali oligarşisinin sonsuz dehşet ve çürüme skandalları geçidinde bir örnektir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*