Anasayfa » DÜNYA » Küresel kitle eylemleri dalgası, hegemonya krizi ve işçi sınıfı: Dünya-tarihsel perspektiften bir veritabanı analizi- Beverly Silver (çeviri: Devrimci Proletarya)

Küresel kitle eylemleri dalgası, hegemonya krizi ve işçi sınıfı: Dünya-tarihsel perspektiften bir veritabanı analizi- Beverly Silver (çeviri: Devrimci Proletarya)

Son dönemki kitle gösterileri dalgası, küresel yaygınlığıyla dikkat çekiyor. Toplumsal eylem dalgaları birkaç yıl gibi süre içinde farklı siyasal yapılara sahip olan tüm kıtalardaki çok çeşitli ülkelerde patlıyor. Kitlesel toplumsal eylem dalgalarının dünya çapında böylesine yoğunlaşması, dünya tarihinde nisbeten nadir bir olaydır. Bu da, bu eylem dalgalarının tarihsel bir dönemeç noktasının sinyali olup olmadığını sorduruyor. Tarihsel bir dönemeç noktası olduğu fikri, kitle eylemlerinin büyük ve halen bitmemiş bir küresel ekonomik krizle, aynı zamanda, büyüyen küresel jeo-politik gerilimler ve ABD’nin dünya gücü olarak krizi ile çakışmasından kaynaklanıyor.

Tarihsel olarak, küresel toplumsal eylem dalgalarının birkaç yıldan fazla sürdüğü nadir dönemler, dünya kapitalizminin büyük çaplı ekonomik ve siyasal krizleri, ve aynı zamanda dünya hegemonyasının çöküşü/dönüşümü ile çakışır. Bu tür bir eylem dalgası, 1776-1815 döneminde, Atlantik hattındaki savaşlar, devrimler ve ayaklanmalarla yaşanmıştı. (Amerikan bağımsızlık devrimi, Fransız burjuva devrimi, Haiti ve İrlanda ayaklanmaları, vd.) İkinci bir küresel dalga, 20. yüzyılın ilk yarısını kapsar; sembolik başlangıç tarihi 1. Dünya Savaşı sırasındaki 1917 Sovyet Devrimi, sembolik bitiş tarihi ise 2. Dünya Savaşı sonrasındaki 1949 Çin Devrimidir. İlki dünya hegemonyasının Hollanda’dan İngiltere’ye geçtiği; ikincisi ise İngiltere’den ABD’ye geçtiği toplumsal çatışma ve savaşlarla çakışır.

Şimdiki küresel eylem dalgaları, ABD egemenliğinden (henüz bilinmeyen) başka bir dünya toplumsal ve siyasal düzene geçiş sürecinin bir işareti olabilir mi? Bu, bu çalışmayı doğuran sorulardan biri. Tabii ki geleceğe dönük ampirik bir araştırma yapamayız, ama şimdiki süreci tarihteki benzer dönemlerle karşılaştırarak geleceğe ışık tutabiliriz. Bu araştırma stratejisi – bugünü tarihteki büyük dünya hegemonyası krizleriyle karşılaştırma- Arrighi ve Silver’ın “Modern Dünya Sisteminde Kaos ve İktidar” (1999) kitabında kullanılmıştı. Bu projede benzer bir tarihsel analoji stratejisi izleyeceğiz, ama onların analizinin ötesine şu açılardan geçeceğiz: a) 1851-2016 dönemi boyunca dünya çapındaki toplumsal eylem dalgalarının veritabanını inşa ediyoruz. Bu karşılaştırmalı bir analiz için kuvvetli ampirik veriler sağlayacak. b) ve hegemonik dönüşüm sürecinin 20 yıl sonrasına dair fikir edinmemizi sağlayacak. Toplumsal çatışma ile hegemonik geçişler arasındaki nedensellik ilişkilerini kuran kavramsal-teorik bir çerçeve Silver ve Slater’ın çalışmalarında gösterilmişti – bunlar, işçi sınıfının oluşumu, çözülmesi ve işsizlik gibi olguları içerir.

Araştırmanın hipotezleri:

Bir çok anlamlı hipotez yukarıdaki tartışmadan çıkarsanabilir, ancak biz kendimizi iki doğrulanabilir hipotezle sınırlayacağız. İlki (toplumsal eylemlerin) sınıf bileşimine, ikincisi de tarihsel dönemeç noktasına ilişkin.

Hipotez 1 a-e: Toplumsal eylemlerin coğrafi yayılımı ve bunun dünya hegemonyası ile ilişkisi.

a) Kitlesel toplumsal veya emek eylemlerinin bir çok ülkede birden eşzamanlı gerçekleştiği tarihsel dönemler nadirdir.
b) Hegemonik kriz/çöküş dönemleri, kitlesel toplumsal veya emek eylemlerinin bir çok ülkede birden gerçekleştiği dönemlerle çakışır.
c) 2010-16 döneminde işçi sınıfı ve toplumsal eylemlerin coğrafi yaygınlaşmasının, 1851-2016 ortalamasına göre belirgin olarak daha yüksek olması. (Dipnot: Son dönemki kitle kabarışlarının küresel karakterini açıklamaya çalışan araştırmalar genellikle küresel-ekonomik süreçlerin çeşitli toplumsal sınıf ve kesimler üzerindeki yıkıcı etkilerine odaklanır. Bunlar arasında, küresel gıda fiyatlarında yükseliş, dünya çapında yükselen (genç) işsizliği, orta sınıfların aşağı doğru çöküntüsü, ekonomik kriz ve finansallaşma vardır.)
d) 2010-16 dönemindeki işçi ve toplumsal eylemlerin coğrafi yaygınlığı, Britanya hegemonyasının krizi/çöküşünün yaşandığı dönemden daha büyük ya da eşittir.
e) 1851- 2016 arasında, hegomonik kriz/çöküş dönemleri, işçi/toplumsal eylemlerin yükseldiği ve patlamalı hale gelmesiyle karakterize edilir, hegemonik istikrar dönemleri ise işçi/toplumsal eylemler durağan ya da azalan bir seyir izler.

Hipotezler 2 a-d: Şimdiki küresel toplumsal eylem dalgasının bileşimi üzerine

a) İşçi eylemleri, 2010’dan bugüne kitlesel toplumsal eylem dalgalarının yaşandığı tüm ülkelerin çoğunda, bu eylemlerin bir bileşenidir.
b) Büyük çaplı işçi eylemlerinin yaşandığı ülkelerde her 3 tip işçi eylemi de yaşanmaktadır. Ancak her birinin ağırlığı bölgeye ve endüstriyel yapıya göre değişmektedir. i) İlk tip – yeni oluşan işçi sınıfı kesimlerinin eylemleri, ulus-altı bölgelerde ve son 20 yılda hızlı ekonomik büyüme gösteren ülkelerde daha baskındır (“sermaye gittiği yere, çelişkilerini de taşır” Silver). ii) İkinci tip – geleneksel işçi sınıfı kesimlerinin eski hak kazanımlarını savunması – son 20 yılda sanayi ve sanayi istihdamının gerilediği ülkelerde baskın biçimdir. iii) Üçüncü tip – işçi sınıfının güvencesiz, düzensiz, işsiz kesimleri- hem Kuzey hem de Güney ülkelerinde görülmektedir, ancak küresel güneyde, yani yüksek proleterleşme düzeylerinin ama sermayenin toplam ücretli emeğe oranla düşük istihdam yeteneğinin olduğu küresel güneyde ağırlığı daha fazladır.
Tarihsel küresel eylem dalgalarıyla karşılaştırıldığında,
c) İşçi eylemlerinin toplam toplumsal eylemler içindeki oranı zaman içinde azalmamıştır; şu anki eylem dalgasında öncekilerle aşağı yukarı aynı düzeydedir.
d) Üçüncü tip işçi eylemlerinin toplam işçi eylemleri içindeki ağırlığı zaman içinde sermaye yoğunlaşmasıyla birlikte artmıştır, şu anki dalgada üçüncü tür işçi eylemlerinin ağırlığı daha fazladır.

Bulgular

1851-2011 yılları arası için yeni oluşturduğumuz Küresel Toplumsal Eylem Veritabanı analizinde, toplumsal eylemlerin yükselişi/düşüşü ile dünya hegemonyası fazları arasındaki ilişkiye dair hipotezimizi destekleyen eğilimleri bulduk. 19. yüzyılın sonlarından 2. Dünya Savaşının arifesine kadar, toplumsal eylemlerde bir yükseliş eğilimi var ve bu hegemonik kriz/çöküş dönemleriyle toplumsal eylemlerin yükseliş ya da şiddetlenmesi arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor. Küresel eylem dalgalarını tanımlamak için iki kriter kullandık. İlki “eylem dalgası yılları”nı, önceki 5 yılın eylem sayısı ortalamasından en az yüzde 50 fazla eylemin gerçekleştiği yıllar olarak tanımladık. Bu kritere göre, Küresel Toplumsal Eylem zamanları dizisi şöyle: 1860, 1868-71, 1885, 1890, 1897-1899, 1905, 1911, 1919-1920, 1936, 1946-48 ve 2011.

İkinci kriter: Belli bir yıldaki toplumsal eylem sayısı, tüm dönem boyunca dünya çapındaki yıllık toplumsal eylem ortalamasından büyük olmalı. Bu iki kriteri birleştirdiğimizde, 1851’den 2016’ya 5 büyük küresel toplumsal eylem dalgasının olduğunu görüyoruz: Bunlar, 1911ü 1919-20, 1936, 1946-48 ve 2011.

Bu bulgu, 2011’de küresel toplumsal eylemlerin dünya-tarihsel bir dalga olduğunu gösteriyor. 2010-14 dönemindeki toplumsal eylemlerin yoğunluğunun, Britanya hegemonyasının kriz/çöküş dönemindekine göre eğer daha büyük değilse, en azından eşit olduğunu görüyoruz. Bu, teorik varsayımımız olan a) mevcut sürecin dünya hegemonyasının kriz/çöküş süreci olabileceği, ve b) hegemonya krizi/çöküşü dönemlerinin küresel toplumsal eylemlerin yükselişi ve yoğunlaşması ile karakterize olmasıyla uyumlu.

2010 sonrasında her 3 tür işçi eylemini yeni veri tabanında tanımlayabiliyoruz. Örneğin ilk tür işçi eylemi – yeni oluşan işçi sınıflarının mücadeleleri- son 20 yılda hızlı ekonomik büyüme gösteren ülkelerde daha baskın. Bunu en iyi kilit sanayilerin coğrafi kaymasından görebiliriz. Otomobil sanayine bakabiliriz. 20. yüzyılın ilk dönemlerinde otomotiv işçisi eylemleri için çekirdek ülkeler ABD, Britanya, Fransa ve Kanada’dır. 1970’lerden 90’lara kadar olan dönemde, otomotiv işçisi eylemlerinin ana yatağı ise Japonya, Almanya, SSCB/Rusya, İspanya, Arjantin, Brezilya, Güney Afrika ve Meksika’dır. 21. yüzyılla birlikte, Hindistan ve Çin de otomotiv sanayindeki eylemlerin eş merkezi haline geliyor. (Not: Türkiye’yi de katabiliriz.) Bu gibi bulgular, Doğu ve Güney Asya ülkelerinde yükselen işçi militanlığının 2010 sonrası toplumsal eylem dalgasının temel bir bileşeni olduğunu gösteriyor.

1851-2016 eylem veritabanımız, işsizliğe dair eylemlerin tarihsel analizini de olanaklı kılıyor. Bu ilişkin iki tarihsel doruk görünüyor. İlki, 1930-33 yılları, ikincisi 2011 ve sonrası. Başka deyişle, işsizliğe dair eylemlerin büyük dalgalarının ilki 1929 krizinden sonra, ikincisi ise 2007/8 krizinden sonra. Teorik çerçevemizde olduğu gibi, bu iki dönem, bağlantılı hegemonya dönemlerinin nihai krizlerine denk düşüyor (Britanya hegemonyasının 20. yüzyılın başlarındaki nihai krizi ve ABD hegemonyasının 21. yüzyıl başlarında girdiği nihai kriz).

Bunun kadar ilginç olan bir nokta da, işsizliğe dair eylemlerin iki küresel dalgasının coğrafi ağırlık merkezleri. 1930’lardaki işsizlik eylemlerinin ağırlık merkezi, ABD, Britanya, Fransa ve Almanya’dır. Bazı Doğu Avrupa ve Latin Amerika ülkelerinde de bu dönem benzer eylemler görünse de, işsizlik eylemlerinin çoğunluğu kapitalizmin çekirdek ülkelerinde gerçekleşiyor. 21. yüzyıldaki işsizlik eylemleri ise daha geniş bir yaygınlığa sahip – Yunanistan, ABD, Mısır, Tunus, İsrail, İspanya, Ürdün, Libya, Britanya, ilk sıraları alıyorlar. Bu sonuncu liste, hem a) Sermayenin çekildiği ve ikinci tür işçi eylemlerinin yaşandığı ülkeleri (ABD ve Britanya gibi), hem b) 2007/8 krizinde ve EuroBölgesi krizinin sert biçimde etkilediği yarı-çevre ülkeleri (Yunanistan ve İspanya gibi), hem de c) Ortadoğu’daki isyanlarla sarsılan çevre ülkeleri (Mısır, Tunus ve Ürdün gibi) kapsıyor. Üçüncü tür işçi eylemleri hem (a) hem de (b) de görülürken, c) de çok daha baskın ve belirgin hale geliyor.

Özetle, işsizlikle ilgili eylemleri “ikinci” ve “üçüncü” tür işçi eylemleri için kaba bir gösterge olarak kullanarak başlangıç hipotezlerimizin ikisi için önsel destek geliştirebiliyoruz. Birincisi, “ikinci tür” işçi eylemleri – geleneksel işçi sınıflarının çözülmeye karşı ve eski haklarını koruma mücadeleleri- bugün, sanayisi ve özellikle sanayi istihdamı gerilen ülke ve bölgelerde, daha güçlü. İkincisi, “üçüncü tür” işçi eylemleri – güvencesiz, esnek, işsiz işçi kesimlerinin mücadeleleri – bugün hem Kuzey hem de Güney ülkelerinde görülüyor, ancak Küresel Güneyde, işçi eylemlerinin daha güçlü ve belirgin bir bileşenidir. Bunlar yüksek düzeyde yeni proleterleşme dalgalarının yaşandığı, ancak sermayenin toplam ücretli emek arzına göre düşük istihdamın olduğu bölge ve ülkelerdir.

21inci yüzyılda işçi eylemlerinde belirgin bir artış olduğu açık olmasına karşın, veri tabanında bu yükselişi belirgin olarak göremiyoruz. Bu 2c hipotezimizi şimdilik askıda bırakıyor. Bunun iki nedeni olabilir. Birinci açıklama, veritabanını oluşturduğumuz yayın ve kurum verilerinin işçi eylemlerini yeterince dikkate almadığı veya işçi eylemi olarak göstermediği. “Üçüncü tür” işçi eylemleri, dahası bu eylemlerde dünya çapında yükseliş eğilimi, kurumsal biçimlere (sendika, vd) dayanmadığı için, gazeteler ve araştırmacılar tarafından halen yeterince dikkate alınmıyor. İkincisi, kitle eylemlerine ilişkin haber ve yazılar, genellikle eylemleri “halk eylemi” olarak tanımlıyor, bu eylemler içinde işçi bileşimi ve taleplerinin ağırlığının artma eğilimine karşın, eylemlerin sınıfsal, sınıf kesimsel bileşimine dair bir inceleme yapılmıyor. (Çev. Not: Eylemler içinde, cinsiyet ve cinsel yönelim (kadınlar ve lgbtiler), etnisite, din, mezhep (yerliler, ezilen ulus, ırk, mezhepler), yaş (gençler ve yaşlılar) daha fazla ilgi çekiyor, ama sınıflara ilişkin analizler yapılmıyor.) Bununla birlikte, eğer “üçüncü tür” işçi eylemlerinin yeterince dikkate alınmadığı (bu kesimlerin halen işçi olarak görülmemesi, vd) varsayımımız doğruysa, günümüzdeki toplumsal ve emek-işçi eylemleri arasındaki ilişkinin yeniden ele alınıp değerlendirilmesi, veritabanı oluşturmaktaki eksiklik ve yetersizliklerin de buna göre giderilmesi gerekir.

Kısaltılmış serbest çeviri: Devrimci Proletarya

Çalışmanın orijinal başlığı: Yükselen Toplumsal Eylemlerin Yeni Bir Küresel Dalgası: Dünya Tarihsel Perspektiften Erken 21. Yüzyıl

Yazarları: Sahan Savaş Karataşlı, Şefika Kumral, Beverly Silver (John Hopkins Üniversitesi)

Şubat 2018

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*