Anasayfa » BASINDAN » Küresel kapitalizmin kadına biçtiği yeni rol: “Yükselen piyasa” olmak

Küresel kapitalizmin kadına biçtiği yeni rol: “Yükselen piyasa” olmak

İşte size kadın sorununda da neoliberal burjuva demokrasisinin iç yüzü:

Bundan sonraki en büyük YÜKSELEN PAZAR kadınlar!
Meral Tamer, Milliyet, 4 Kasım 2011 (Başlık ve yazıdaki büyük harfli vurgular yazara aittir)

Küreselleşme süreci, kapitalizmin bütün dünyayı tek bir pazar ve üretim alanı haline getirme dürtüsünün sonucu olarak ortaya çıktı. Ve bu sürecin sonucunda bugün dünyadaki ülkelerin neredeyse tamamı, küresel pazarın ve üretim zincirinin bir parçası haline gelmiş durumda.

Dolayısıyla tarihte ilk kez gerçekten küresel bir ekonomiden söz edebiliyoruz; ancak dünyanın pek çok yerinde, çeşitli nedenlerle kadınların ekonomik hayatın dışında bırakıldığı bir küresel pazar bu!

Çin, Hindistan ve Brezilya gibi YÜKSELEN PAZAR ülkeleri, bu süreç içinde geliştiler, palazlandılar, yükseldiler ve küresel ekonominin bir parçası, hatta yeni yıldızları haline geldiler. Buna karşılık kadınlar, hâlâ bu sürecin dışında.


Şimdi sıra kadınlarda…

Şimdi sıra, kadınların da bu sürecin içine çekilmesine geldi. Dünya Bankası’nın toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin azaltılması hedefiyle, kız çocukları ve kadınlar için son 5 yılda akıttığı 65 milyar dolarlık devasa kaynağı da, Birleşmiş Milletler çatısı altında yer alan çeşitli kurumların yine kadın ve kız çocukları için son dönemde tüm dünyada dört koldan yürüttükleri birbirinden önemli programları da bu çerçevede değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Yani sorun sadece “kadınların ve kız çocuklarının insan haklarının ihlali” meselesiyle sınırlı değil.

Nitekim Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick de geçen ay 2012 Dünya Kalkınma Raporu’nu açıklarken “Dünyada bundan sonraki en büyük YÜKSELEN PAZAR kadınlar olacak” demişti. Zaten Dünya Bankası’nın yıllık raporunun bu yıl ilk kez kadınları merkezine alması ve başlığının “Cinsiyet Eşitliği ve Kalkınma” olması da herhalde tesadüf değil.

Dolayısıyla dünyadaki bu yeni kadın-erkek
eşitliği hedefinin arkasında, diğer nedenlerin
yanı sıra KÜRESELLEŞMENİN TAMAMLANMASI gibi çok güçlü bir ekonomik mantık da var.

Davos’un kadınlar raporu

Batı’da kadınlarla ilgili peşpeşe raporlar yayınlanması da bunun sonucu olsa gerek. En son yayın, Davos toplantılarıyla ünlü Dünya Ekonomik Forumu DEF’’ten önceki gün geldi. DEF son 6 yıldır Cinsiyet Eşitliği Raporu yayınlıyor ve kadınlarla ilgili diğer kurumların raporlarında olduğu gibi DEF’in raporunda da Türkiye 135 ülke içinde maalesef hep en alt sıralarda yer alıyor. Geçen yıl 135 ülke içinde 126. sıradaydık, bu yıl 4 kademe yukarı çıkarak 122. olmuşuz. Pek çok Afrika ülkesinin gerisindeyiz. Bizim gerimizdeki ülkeleri merak ediyorsanız birkaçını sayayım: Suudi Arabistan, Pakistan, Çad, Yemen!

Dünya Bankası’nın

2012 Cinsiyet Eşitliği ve Kalkınma Raporu’nda da
durum farklı değil.
Örneğin kız çocuklarının ilköğretimde okullaşmasında belli bir başarı sağlanmış, ancak orta öğretimde durum maalesef sıfıra sıfır elde var sıfır. Dünya Bankası, BM ve ulusal kampanyaların desteğiyle son 5 yılda Latin Amerika ve Asya ülkelerinde orta öğretimde kız çocuklarının okullaşmasında eşitsizlik büyük ölçüde azalırken, Dünya Bankası Raporu’na göre “Türkiye, Hindistan ile birlikte Afrika ülkeleri düzeyinde.”

Aslında şaşacak bir durum yok. 13 yaşındaki küçücük kız N.Ç.’nin tecavüzcüleri hakkında mahkemelerin, böylesi utanç verici bir karar verebildiği bir ülke, zaten daha iyi durumda olamazdı herhalde…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*