Anasayfa » DÜNYA » Küresel isyan ve direniş dalgalarına karşı burjuvazinin havada çift burgulu Trump’len taklası

Küresel isyan ve direniş dalgalarına karşı burjuvazinin havada çift burgulu Trump’len taklası

abddeki_ferguson_olaylari_170_sehire_yayildi_h42327Küresel isyan ve direniş dalgaları, sınıfsal-toplumsal güç dengelerini ileriye doğru değiştiremedi. Ancak neoliberal kapitalizmin meşruiyet ve hegemonya krizlerini derinleştirdi, mevcut siyasal rejimleri ve neoliberal burjuva demokrasisini sarstı, eskisi gibi sürdürülemez hale getirdi. Küresel mali oligarşinin iç dengelerinde, her ülkedeki mali oligarşik burjuva rejimlerin iç denge ve mimarisinde belli değişimlere yol açmaya başladı.

Bu değişim, daha önce neoliberal piyasa teknokratizminin bir uzantısı, bir yaması olan neomuhafazakar popülizmin, neoliberal küreselleşmeye karşı büyüyen tepkileri de yedekleyip eritmeye çalışan neomilliyetçi muhafazakar popülizm biçimiyle, giderek daha baskın hale gelmeye başlamasıdır. ABD’de de başkanlık seçimlerindeki mali oligarşik güç savaşımını Trump’ın kazanması, dünya çapında aşırı sağ popülist reaksiyon dalgasının yükseliş eğiliminde yalnızca yeni bir halkadır. Bu reaksiyoner dalganın “seçkinlere karşı halk” demogojisiyle dayandığı toplumsal taban, tabii ki işçi sınıfının görece daha örgütlü ve mücadeleci kesimleri ya da ezilen ırk, ulus, cins, cinsel yönelim, gençlik ve doğa mücadeleleri, isyan ve direnişleri değil, tam tersine tepkileri bunlara karşı manipule edilen, egemen ve ayrıcalıklı milliyet, din, cinse sarılan, yukarısı tarafından kayırılmayı ve himaye edilmeyi isteyen en geri kesimler, körüklenen ve koyulaşan toplumsal gericilik birikimidir.

Sistemin, neoliberal hegemonya krizine, arka plandaki bir bütün olarak neoliberal kapitalist sistemin kriz ve çürümesini de örtmeye çalışan yanıtı işte budur: Daha fazla baskı, daha fazla gerici ve dilenci popülizmi ile yoğurulmuş daha fazla neoliberal saldırganlık, daha az demokrasi (kitlelerin sınırlarını zorladığı ve fiilen aştığı, söz, örgütlenme, grev, gösteri gibi demokratik hak ve özgürlük kalıntıları üzerinde daha fazla resmi ve fiili baskı ve kısıtlamalar…)

day_60_occupy_wall_street_november_15_2011_shankbone_18Neomilliyetçi muhafazakar popülizmin, başını, küresel mali oligarşinin ve her ülkedeki tekelci oligarşik burjuva kesimlerinin krizden daha fazla etkilenen ve sermaye donanımı daha düşük kesimleri de yedekleyen kesimleri çekiyor. Neoliberal küreselleşme ve “kurulu düzen seçkinleri”ne karşı kitlelerin geri kesimlerini yedeklemeye ve manipule etmeye dönük anti-elitist ve himayeci söylemleri buradan geliyor. Ancak, kendilerinin de göbekten bağlı olduğu neoliberal küreselleşmeye gerçekte karşıt değiller. Tam tersine can çekişen, çatırdayan neoliberalizm ve neoliberal küreselleşmeyi, ekonomileri daraltan kemer sıkma paketlerinden ziyade, durumları sarsılan sermaye kesimlerini daha fazla himaye edecek tarzda, faizleri düşük tutarak ucuz kredi genişlemesi, devlet harcamalarının, daha yıkıcı ilkel birikim biçimlerinin, belli kesimleri kayıran istihdam ve yoksulluk yardımlarının, belli koruma ve himaye biçimlerinin artırılmasıyla sentezleyerek, “sürdürülebilir” hale getirmeye çalışıyorlar.

Aşırı sağ popülizm, zaten istese bile anti-neoliberal küreselleşmeci olamaz. Çünkü ABD dahil tüm kapitalist ekonomiler, dış sermaye girişlerine bağlı hale gelmiş durumda, ve zaten üretim ve egemenlik ilişkilerinin 30-40 yıl boyunca yapısallaşmış, kökleşmiş, kemikleşmiş neoliberal formasyonu, daha fazla neoliberalizm dışında bir işleyiş biçimi yok. Çok daha üst düzeyde yoğunlaşmış mali oligarşik kapitalist ilişki biçimlerine dokunmadan, kredi, kamu harcamaları, kimi korumacılık ve himaye biçimleri, dilenci popülizmi ile kriz biraz daha ötelense ve kitlelerin geri kesimleri ayartılsa bile, bu kapitalizmin uzlaşmaz sınıfsal-toplumsal çelişkilerini şiddetlendirmekten başka bir işe yaramaz. Siz hiç Trumpgillerin neoliberal despotik parçalayıcı emek organizasyon biçimlerini, esnek, güvencesiz, geçici çalışma azabını, taşeronluğu kaldırmaktan söz ettiğini duydunuz mu? Gerçek şu ki bu despotik emek organizasyonları, aynı zamanda işçi sınıfını cinsiyet, ulus, din, yaş vd temelinde parçalayıp katmanlaştırmaya dayanıyor; aşırı sağ popülizminin tüm yaptığı da kendini ayrıcalıklı ve egemen sanan ezen ırk, ulus, din, cinsten işçilerin tepkilerini ezilen kesimlerden işçilere yöneltmek, işçi sınıfının parçalanarak ve katmanlaştırılarak kolektif örgütlenme ve mücadele yetisini olabildiğince zayıflatmaya çalışmak.

00-01p-occupy-wall-street-19-10-11-stockholm-sweden“Küresel piyasaların Trump’a sert tepki vermesi” ise, 20-30 yıldır baskın olan küresel neoliberal piyasa teknokratizminin, devasa artı-değer toplamının sermaye kesimleri arasında, bu kısmi ve ikincil yeniden bölüşüm düzenlemelerine bile tahammülsüz olduğunun, tepedeki mali oligarşik filler arasındaki krizi birbirine yıkma, güç ve paylaşım mücadelelerinin devam edeceğinin göstergesi. Zaten asıl felaket de, bu sistemin, kitleleri ve küçük burjuva geleneksel ve yeni sol akımları, neoliberal piyasa teknokratizmi ile neomilleyetçi muhafazakar popülizm arasına sıkıştırıp parçalaması, kutuplaştırması, birine karşı ötekine yedekleyerek öğütmesi… Oysa neoliberal kapitalizmin toplum yıkıcılığına karşı daha fazla gerici popülizme, ya da daha fazla gericiliğe karşı neoliberal demokrasiye sarılmak, intiharın en kestirme biçiminden başka bir şey değil.

Çatırdayan neoliberalizmi ancak büyüyen isyan ve direniş dalgaları bitirebilir. İşçi sınıfının kolektif ve bağımsız örgütlenme ve mücadele yetilerini zayıflatan, mevcut rejimleri sarsan ve eskisi gibi sürdürülemez hale getirici grev, isyan ve direniş kabarışları olsa bile bunu kalıcı kolektif örgütlenme biçimlerine dönüştürmesini engelleyen neoliberal despotik parçalayıcı üretim ve emek organizasyon biçimleri yıkılmadan, her türlü “özgürlük ve demokrasi” mücadelesi etkisizdir. Nitekim neomuhafazakar popülizmin de asıl vuruş noktası, isyan ve direniş hareketlerini uzlaşmaz sınıf temel ve ekseninden kopartıp, ayrıcalıklı ve egemen ırk, ulus, din, cinsiyet ve yaş kesimlerinin en ilkel içgüdülerine oynayarak gücünü pekiştireceği, kimlik, kültür, statü alanına hapsetmektir. Çünkü son dönemlerde, artan sayıda ülkede işçi sınıfının daha direşken grev ve direniş hareketleriyle kendini daha fazla hissettirmeye başlaması, dahası ezilen ırk, ulus, cins, göçmen ve öğrenci direnişlerinin de daha fazla işçi sınıfı temel ve eksenine yakınlaşmaya başlması, sistemi asıl korkutan şeydir.

demonstrators-marking-the-one-year-anniversary-of-the-shooting-of-michael-brownAncak neoliberalizm karşıtlığı yetmez. Neoliberalizm yerine ne geleceğini de bugünden şekillendiren, kapitalizme kökten ve bütünden karşıt, ve ancak onu yıkarak gerçekleşebilir olan yeni ve daha yüksek yaşam için mücadele program ve stratejileri zorunludur. Liberal demokrasiye, sosyal demokrasiye bir dönüş zaten yoktur, çürüyen burjuva demokrasisini, burjuvazi yerine realize etmeye çalışan radikal demokrasicilik nafiledir. “Düzeltilmiş kapitalizm/düzeltilmiş demokrasi” zehirli hayalleri, burjuvaziye soldan destekten başka bir anlama gelmez. Sınıfa karşı sınıf, krize karşı devrim, çürüyen burjuva demokrasisine ve aşırı sağ veya neomilleyetçi muhafazakar biçimlere karşı sosyalist devrimci işçi konseyleri demokrasisi, kapitalizme karşı komünizm!

Eksen budur, ve aslında derinleştirdiği ve boyutlandırdığı tüm sınıfsal, toplumsal, cinsel, ırksal, ulusal sorunların çözümünü birbirine bağlı ve ilkine içerili hale getiren neoliberal kapitalizm bunun zeminini de güçlendirmiştir. İşçi sınıfının ne meta-emekgücü ne de ırk, ulus, cinsiyet temelinde kolektif ve bağımsız güç ve örgütlülüğünü geliştirmek imkansızdır. Bu ancak kökten ve bütünsel olarak devrimci, her türlü ekonomik, toplumsal, siyasal, kültürel mücadele istemi ve dinamiği de buna bağlayan bir mücadele programı ve stratejisi, ve bunun mücadelenin ve mücadele alanlarının içinden örgütlenmesi ile mümkündür. İşçi sınıfının dekolektivizasyonu ile “büyük anlatıların” irtifa kaybı bir bütündür. Ancak kapitalizmin hegemonya zaafiyeti ve çürüme eğiliminin şiddetlenmesi ile birlikte, ona kökten ve bütünden uzlaşmaz karşıt, yeni ve daha yüksek bir yaşam, yeni ve daha yüksek bir demokrasi, (sermaye ve devletine değil, bunların yıkılmasına, kitlelerin doğrudan katılım ve yer almasına, özneleşmesine ve özgürleşmesine dayalı bir demokrasi) doğrultusunda arayış ve dinamiklerin zemini de güçlenmektedir. Odaklanılması gereken budur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*