Anasayfa » GÜNDEM » Kürdistan’nın ve Sınıfsal Öfkenin Hedefi Kapitalizmdir!!!

Kürdistan’nın ve Sınıfsal Öfkenin Hedefi Kapitalizmdir!!!

Ankara’da 13 Mart günü saat 18.40 sularında patlayan bombanın asıl nedeni emperyalist kapitalistlerin bölgesel düzeyde ki politikaları, Suriye’yi kan gölüne döndüren emperyalist kapitalistlerin bölgede güçü elinde tutma yarışıdır. Bu yarışın en kanlı aktörlerinden biride Türkiye sermayesidir.

Türkiye sermayesinin ve onun hükümetinin Kürdistan’da başlattığı ve her türlü barbarca yöntemi kullanarak sürdürdükleri savaşın bu saldırda yansımasını bulmak kaçınılmazdır. IŞİD çetelerinin elini kolunu sallayarak kevgire dönen sınırdan içeri girerek Suruç’ta, Diyarbakır’da ve Ankara Garın’da patlattıkları bombalar, Cizre’de, Sur’da ve pek çok yerleşim alanında yaşanan kürt işçi ve yoksullarının göçe zorlanması, kitlesel katliamlar, bu saldırıyı hazırlayan zeminin bir parçasıdır ve bu yönüyle sorumlusu Türkiye Devletidir.

Kürdistan’nın iradi güçlerince, eylemin “üstlenilirlik” ya da  “red”i açıklaması yapılmamıştır. Eylemcinin kimliğine dayalı bilgilerden hareketle görüşlerimizi sınırlı veriler çerçevesinde kamuoyu ile paylaşıyoruz.

İster iradi, ister kazara, ister yanlışlıkla ne derseniz deyin! Çok anlaşılır ve haklı olan Kürdistanın Öfkesinin hedefi müttefiki olan işçi ve emekçiler olamaz! Tüm enerjimizi bu sisteme karşı kolektif bir mücadeleye yöneltmek için, insanlığa karşı işlenen tüm suçları, insan bedeni ve ruhunun maruz kaldığı tüm hakaretleri mevcut kapitalist sistemin sonuçları ve ifadeleri olarak görmeyi öğrenmek ve kavramak zorundayız; tutuşan intikam arzusunun en yüksek manevi tatmin bulabileceği yön, bu barbarlığın sosyalist bir devrim ile yerle bir edileceği yöndür. Ne liberal hümaniz, ne kapitalizmi tamir edecek reformlar ne de barış ve boş adalet arayışları bu barbarlığı yok eder.

37 işçi ve emekçinin yaşamını kaybettiği yüzlercesinin yaralandığı bu saldırı hedefi ve sonuçları itibari ile sınıf dışı bir eylemdir. Devrimciler, devrimci şiddet eylemlerinden kaçınmazlar ancak işçi sınıfını ve emekçileri hedef alan hiç bir eylemide kabul etmezler. Komünistleri küçükburjuva devrimciliğinden ayıran en önemli özelliklerden biride kitleleri terörize eden, kitleleri hedefe koyan eylemler ile aralarına koydukları ilkesel mesafe ve bu tarz eylemler karşısında aldıkları sınıfsal tutumdur.

Bu nedenle 13 Mart’ta Ankara’nın işçi ve emekçilerinin ortasına patlayan böylesi saldırıları doğru bulmuyor saldırı kimden gelirse gelsin kınıyoruz. Bu tarzın sonucunun sermayeye güç ve kan taşıdığı çok aşikardır. Bu saldırının en belirgin sonuçlarından biride halklar arasındaki bölündürülmüşlüğü, şovenizmi ve ırkçılığı derinleştirmekten başka bir işe yaramadığıdır.

Herşeyden önce yaşanan savaşa sınıfsal bakmalıyız. Kürdistan’da yaşanan katlımaların sorumlusu Türk, Kürt, sermaye sınıfıdır. Egemen ulusun işçileri yada emekçileri bu katlimaların asıl sorumlusu yada failleri değildir. Kürdistan’da yaşanan vahşetin tek sorumlusu Türkiye sermayesi ve onun hükümetidir. Kürdistanda yaşanan kirli savaşı durdurabilecek tek şeyse işçilerin birliği ve halkların tam hak eşitliği ekseninde yürütülecek bir mücadeledir.

Sınıfsal yada ulusal olarak haklı bir mücadele yürüten devrimci ve yurtsever güçlerin devletin işçi ve emekçileri hedef alarak kullandığı yöntemleri kullanması kabul edilemez bir tutumdur. Suruçta, Diyarbakır’da, Ankara Gar’ında patlayan bombalarında, Cizre’de, Sur’da kaybedilen, yakılan katledilen bedenlerinde, fabrikalarda, madenlerde yaşamını yitiren işçilerinde hesabını ancak ve ancak burjuvaziden sorarak bu yaraların kapanmasını sağlaya biliriz. İşçi sınıfına ve emekçilere yaşattıkları bu vahşetlerin sorumluları ile hesaplaşmak kokuşmuş düzenini al aşağı ederek yeni bir yaşamı kuramaktan geçmektedir. Yaşanan bu saldırda sermayenin Ankara’sı değil işçi sınıfının Ankara’sı yara almıştır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*