Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » “Kürdistan ziyaretinden gözlemlediklerim”

“Kürdistan ziyaretinden gözlemlediklerim”

Burjuva devletin Kürdistan’da sürdürdüğü faşist kirli savaşın sonucu olarak  müthiş bir korku içerisinde. Mardin’de tüm yollar karmaşık hale getirilmiş devlet kurumlarının önündeki cadde veya sokaklar tek şerite düşürülmüş ve önünde kocaman beton bloklar yığılmış durumda. Sadece giriş kapılarında demir kapılar ve detaylı arama noktaları oluşturulmuş vaziyette. Nöbet tutan askerlerin gözündeki tedirginliği okumak güç değil. Bölgede yaşayan halkın en büyük sıkıntısı ise gereksiz ve keyfi olduğunu düşündükleri kimlik kontrollerinin saatlerce sürmesi. Asker ve polis saldırılarından bahseden köylüler hala Kobane’deki savaşın ve seslerin etkilerini hissettiklerini ve Kobane eylemleri sürecinde 4- 5 köy halkının ipek yolunu trafiğe günlerce kapattığı süreci gururla anlatıyorlar.
Yollarda gördüğümüz çokça zırhlı araç ve konvoylar sınır bölgesine sevk ediliyor ve bunu genelde gece gerçekleştiriyorlar.

Köy halkının yaşam kalitesinde artış olduğunu gördüm 5-6 sene öncesine oranla. Bulaşık makinesı vs. gibi teknolojik aletler hayatlarına daha yeni girmeye başlamış. Evlerde artık temiz su vs. olanakları artmış. Tabi onu da kendi paraları ile yaptırdıkları kuyulardan sağlıyorlar. (Kuyu açtırmak çok maliyetli genelde bütün köy ancak ortak yaptırabiliyor)

Kürt halkı içerisinde yoğunlaşan dinsel gericiliği yaşayarak gördüm yine. Neden oruç tutmuyorsun muhabbeti döndü durdu.
Ve ayrıca Nusaybin’deki yıkımın ardından çevre ilçelerde yaşayan insanların enkazlardan eşya toplayıp yada çalmak mi denir bilmem kendileri için götürdükleri de duydum.

En çok hissettiğim ise halkın devletin tüm baskılarına karşı hala dik duruşu. Uzun namlulu özel harekatçılar İstanbul gibi büyük metropollerdeki  halkı ancak korkutabilir, bizi korkutamazlar, diyorlar.

Kürt kadınlarının yaşamı ise hala aynı değersizleşmiş, kadınların eve bağımlılığını, köleliğini de en çok yaşayan ve üreten oluyor doğalında.

Bölgedeki en ağır işleri ise Kürt yoksullar ve Suriye’liler yapıyor. Bu işlerden biride tarla sulama işçileri. Köyde harabe evlerde kalıp çalışıyorlar. Ayrıca güneş daha yeni doğmak üzere iken işçi halinda çokça Suriyeli erkekler kendilerine iş verecek birilerinin gelmesini saatlerce güneşin altında bekleyerek geçiriyor.

Bir Devrimci Proletarya okuru

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*