Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » Kriz ve işçi sınıfı

Kriz ve işçi sınıfı

Dolar 3.5 lirayı aştı, yükselme basıncı devam ediyor. Kur artışlarının ilk eldeki etkisi, bir iki ay içinde enflasyona yansımaya başlamasıdır. Türkiye’de enflasyon zaten yükselme eğiliminde, yıllık tüketici enflasyonu yüzde 10’u aşmış durumda. Özellikle kuraklıkla da birleşen temel gıda fiyatlarında hızlı artışlar belirgin. Ekim ayında domates ve nohutta fiyat artışları yüzde 40’ı buldu. Asıl zam dalgası ise, her zaman olduğu gibi, asgari ücretin belirlenmesi ve yılbaşından sonra gelecek. Tekelci kapitalist alışveriş merkezleri, başta elektronik ve dayanıklı tüketim malları olmak üzere, dolara endeksli malların çoğunu dolardaki hızlı yükseliş üzerine satıştan çekip stoğa aldılar, bunları yılbaşından sonra daha büyük zamla piyasa sürmek için, bir tür karaborsa uyguluyorlar. Yılbaşından itibaren hemen her türlü mal ve hizmette, yüzde 10-30 arası bir zam dalgası gelecek.

Hükümetin patronlara verdiği güvenceler ise, asgari ücret artışının yüzde 5’in altında tutulacağını gösteriyor. Ekonomi Bakanı Zeybekçi, Türk-İş’in 1600 liraya kadar düşürdüğü asgari ücret talebine bile, “Ekonominin realitelerini unutmamak lazım. Milli gelirine oranla, dünyada en yüksek asgari ücreti olan ülkesiyiz” zırvalarıyla kapaları kapatırken, büyük patronlar ise, işi bu yıl asgari ücreti dondurulmasını istemeye kadar vardırdı. TİSK, “Maliyetlerdeki genel yükseliş ve karlılıkta azalış dikkate alınarak, 2017 yılında asgari ücret artışı yapılmamalıdır” diyen bir rapor yayınladı.

Kurlar ve enflasyonlardaki artışa, ücretlerde düşüş, işsizlik ve işten çıkarmalarda artış, çalışma saatleri ve temposunda artış, işçi katliamlarında artış, işçi sınıfına baskı ve yasaklarda artış eşlik ediyor.

Kobilerde ve taşeron şirketlerde ücretleri ve fazla mesaileri ödememe, ya da geç veya eksik ödeme, işçi çıkarma ve aynı işi daha az işçiyle yaptırma uygulamaları yaygınlaşıyor.

İşsizlik resmi verilere göre, 2016’nın ilk çeyreğinde yüzde 9.9’dan üçüncü çeyreğinde yüzde 11.2’ye yükseldi. 2016’da işsiz sayısında artış yarım milyon kişiyi aşmış durumda. En büyük istihdam kesintileri, sırasıyla, hizmet, inşaat ve imalatta yaşandı. Henüz Ağustos ayı itibarıyla inşaatta yüzde 6.5, imalatta yüzde 3’lük istihdam azalması gerçekleşmişti.

İş cinayetleri ise, Haziran ayından itibaren yeni bir sıçrama kaydetti. 2017’de iş cinayetleri yeni bir kanlı rekora imza attı.

Grev yasakları kapsamı, belediye, toplu ulaşım ve banka-finans alanına genişletildi. Eylem yapan Emaar inşaat işçileri gözaltına alındı. Yüksel Endüstri işçilerinin işyeri önünde toplanmaları engellendi. Birleşik Metal İş’in Gebze’de kapalı salonda yapmak istediği TİS toplantısı yasaklandı…

Kur artışları yalnızca ekonominin “aşırı ısındığını” ve yeni çatırtıların yaklaştığını gösteren bir barometre. Daha temelde sanayinin 2016’nın ikinci çeyreğinden itibaren başlayan ve son çeyrekte devam eden daralmasının gösterdiği, kapitalizmin yapısal krizinin yeni dalgası var.

Kriz, tekelci oligarşik burjuvazi ve devlet iktidarının her düzeyde işçi sınıfına saldırılarının şiddetlenmesi anlamına geliyor. Kapitalizmin krizini burjuva iktidarın “dış operasyon” diye gösterip “döviz bozdurun” kampanyalarıyla milliyetçi hezeyanları körüklemesi olsun, TÜSİAD’ın ise “hukuk ve demokrasi” vızıltılarıyla beklenti yaratma çabaları olsun, işçi sınıfını daha fazla oyalamaya ve parçalamaya dönük bu saldırıların parçaları.

İşçi sınıfının ne dövizi var, ne de kapitalizmin çürümüş neoliberal demokrasisi işçi sınıfı için. Bu düzende işçi sınıfının zincirlerinden başka kaybedeceği bir şey yok.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*