Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » KPSS’nin iptali ve yansımaları

KPSS’nin iptali ve yansımaları

KPSS Eğitim Bilimleri testinin iptali Mersin’de, Van’da, İstanbul’da ve Türkiye’nin değişik illerinde çeşitli standların açılması, basın açıklamalarının, eylemlerin yapılması yoluyla protesto edildi. Eğitim Emekçileri Derneği kendisine ulaşan işsiz öğretmenlerin nabzını tutarak, bu eylemli tepkilerin akması gereken kanala dönük bir tespitte bulunuyor, rekabet temelinde bireysel kurtuluş umutlarının ve tepkilerin çıkmazına işaret ediyor. EED sitesinde yayınlanan “KPSS’nin iptali ve yansımaları” başlıklı yazıyı okurlarımızla paylaşıyoruz.

2010 KPSS Eğitim Bilimleri testinin iptalinin ardından, sitemize ve e-postalarımıza gelmekte olan mail ve çağrıların sayısı ciddi biçimde arttı. Hemen her öğretmen tepkisini akıtacak bir kanal bulmaya çalışmakta, tepkilerin, taleplerin, çağrıların ulaştığı bir kanal da EED sitesi ve e-postaları olmaktadır.

Gelen maillerin bir kısmında kısmi iptal kararının ataması yapılmayan öğretmen arkadaşlarımızda memnuniyet yarattığı görülmektedir. Ancak ortaya çıkan belirsizliğe karşı duyulan tepki ciddi boyutlardadır. Öğretmen arkadaşlarımız yeni bir sınavın yapılacak olmasının ve kopya olayına karışanların cezalandırılma ihtimallerinin kendilerini rahatlattığını söylemektedirler.

Önemli sayıdaki mailde ise, iptal kararının ciddi memnuniyetsizlik yarattığı görülmektedir. Özellikle ortalamanın üzerinde puan alan ve atanma ihtimallerinin olduğunu düşünen arkadaşlarımızdan gelen bu maillerde kızgınlık had safhadadır. Sözkonusu maillerin sahibi olan arkadaşlarımız atanma şanslarının bu iptal kararı ile ortadan kalktığını düşünmekte ve tepki göstermektedirler. Ve bu tepki okları, sadece kopya çekenler, ÖSYM, YÖK, AKP ya da başka kurumlarla sınırlı kalmamakta, sınavın iptalini isteyen kendileri gibi öğretmen arkadaşlarına yönelmektedir.

Kısmi iptal kararı ve yansımaları

Eğitim Bilimleri sınavına giren ve kopya olayına karışanlar dışında kalan yüzbinlerce adayın ruh hali ve soruna yaklaşımları, yukarıdaki gibi ikili bir durum göstermektedir. Kendi hayatları ile ilgili önemli bir meselenin, kendi iradeleri dışında gelişmesine seyirci kalan, yetkililerin yaptıkları açıklamaları izleyen yüzbinlerce aday vardır.

İlkinde, sınav sisteminin tüm kokuşmuşluğuna duyulan ciddi bir tepki vardır. Sınavın iptalinin sağlanması bir başarı ölçütü olarak görülmekte ancak ‘yeni’ bir sınavın yapılmasının sorunu çözmeyeceği, aksine daha da derinleştireceği gerçeği görülememektedir. Durum böyle olunca iptal kararı ve yeni bir sınavın yapılacak olması sempati ile karşılanmakta, bir teselli nedeni sayılmaktadır.

İkincisinde ise, KPSS ile içine itildiğimiz rekabetin, yabancılaşmanın, bencilliğin sonuçları net olarak ortaya çıkmaktadır. Adaylar iptal kararını sadece kendi durumları üzerinden ele almakta, bunun yüzbinlerce öğretmeni ilgilendiren bir problem olduğu gerçeğini görememektedirler. Aynı gemide olunduğunun görülmesinin yerine, her koyunun kendi bacağından asılması gerektiği baskın gelen düşünce olmaktadır. Yüksek puan almakla kendilerinin atanacak olmasının ihtimali yanında yüzbinlerce işsiz öğretmenin diplomalı geleceksizliği ikinci planda kalmaktadır. KPSS‘nin bir eleme sınavı olduğu gerçeği gözardı edilerek, “biz atanalım da gerisi ne yaparsa yapsın” mantığı hakim olmaktadır. Daha da önemlisi, bu tepkiler kişiler sınırlılığından çıkarak örgütlü biçimde sokak eylemlerine, kampanyalara dönüşmektedir.

Yıllarca atanamamış, tüm bir yıl boyunca eve kapanıp büyük umutlarla ders çalışmış, aynı zamanda ücretli öğretmenlik yapmış ya da dershanelerde kölece çalışmış öğretmen arkadaşlarımızın tepkileridir her ikisi de. Her ikisi de yıllarca verilen emeğin karşılığını istemektir. Çünkü yıllarca verilen emeğin karşılığı koca bir sıfırdır ve yüzbinlerce işsiz öğretmenin istediği bu değildir. Tüm bu tepkilerin farklılığının nedeni, diplomalı geleceksizliğin batağına sürüklenmiş yüzbinlercemizin bir başınalığıdır, yanlızlığıdır, örgütsüzlüğüdür. Rekabete dayalı sınav sistemi aracılığıyla, yıllardır büyük bir özenle uygulanan oyunun başarıya ulaşmasıdır.

Ancak, bugün sayıları az da olsa sokaklara çıkan, tüm yol ve yöntemleri kullanmaya çalışan, bizlere reva görülenin bir kader olmadığını düşünen arkadaşlarımız da vardır. Hem EED hem de AYÖP çatısı altında ve farklı örgütlenmeler biçiminde de yürütülen mücadele her geçen gün daha bir önem kazanmaktadır. Son beş yıldır EED‘nin, son bir yıldır da AYÖP‘ün çatısı altında örgütlenmeye çalışan öğretmen arkadaşlarımız, KPSS aldatmacasının tüm yönleriyle ortadan kaldırılmasını ve koşulsuz işgüvenceli kadrolu çalışma haklarını istemektedirler. Bunu da sedece talep etmenin, dert yanmanın ötesinde fiiliyatta mücadelesini yürütmektedirler. Tek başına bir kurtuluşun olmadığının bilincinde olan arkadaşlarımız rekabetin, ve bencilliğin karşısına dayanışma ve örgütlülük bilinciyle çıkmakta yüzbinlerce öğretmen arkadaşlarına esin kaynağı olmaktadırlar. Bu istek ve irade büyütülmelidir.

Yeni sınav değil koşulsuz atama

Yenisi yapılacak olan bir sınavın iptali yüzbinlerce işsiz öğretmen arkadaşımızın yaşamlarında bir değişiklik yapmayacaktır. Eğer bir değişiklik olacaksa o da, diplomalı geleceksizliğin sonuçlarının daha ağırlaşmasıdır. Yeni bir sınav daha fazla ücretli öğretmenlik, derhanelerde daha fazla sömürü, sokağa çıkamama, anne babanın, akrabanın, komşunun yüzüne bakamamadır. Yeni bir sınav, daha fazla eve kapanma, hayattan kopma, KPSS kurslarına, yayınlara daha fazla para harcamadır. Yeni bir sınav yeni bunalımların, intiharların habercisidir.

Sınavın iptaline karşı çıkmak, sorumluyu sınavın iptalini isteyenler olarak görmek, kendi atanma ihtimalini yüzbinlerce arkadaşının yaşadığı sorunların önünde görmek sorunları daha da derinleştirecektir. 2009 KPSS birincisinin dahi atanamadığı, daha yüksek puan alanlar olmasına rağmen aynı bıranştan düşük puan alanların atamasının yapılmakta olduğu, kopya olayının ortalığı kasıp kavurduğu bir dönemde ataması yapılanların olduğu yönündeki iddialar ortadayken “biz yüksek puan aldık…” ile başlayan cümleler kurmanın bir yararı yoktur.

Tek başına kurtuluşun peşine düşmenin öğretildiği bu sistemde, bu kapandan kurtulup toplam kurtuluşun peşine düşmekten başka bir çare yoktur. Günlerdir tüm yolları deneyerek sokaklara çıkıp hakkını arayan, “yeni sınav değil koşulsuz atama istiyoruz” diyen öğretmen arkadaşlarımıza katılmaktan başka bir çare de yok.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*