Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » “Komünist bir toplum demek, kimliğinin mavi ya da pembe olmaması demektir”

“Komünist bir toplum demek, kimliğinin mavi ya da pembe olmaması demektir”

Ezilen cins sorunu, sınıflı toplumlarda erkeğin kadın üzerindeki, özel mülkiyete, erkek soyuna dayalı ilişkilere, cinsler arasındaki işbölümüne ve onun kurumlaşmış biçimi olan aile kurumuna dayanan egemenlik ve sömürüsünün kaldırılması sorunudur. Kadının ataerkil kültür ve ilişkiler kadar kapitalist üretim ve meta egemenlik ilişkilerinden, burjuvaziden olduğu kadar evdeki burjuvadan, cinsiyete dayalı toplumsal işbölümünden ve kapitalizmin hücre yapısı aile kurumundan kurtulması, onun özgürlük koşuludur. Kadın sorununun çözümünün en yalın ifadesi; kadının kurtuluşu ve işçi sınıfının kurtuluşu, özgür bireylerden ve birlikteliklerden oluşan komünist toplumdur.

Sosyalist devrimimiz, bir bütün olarak kadın cinsinin prangalarından kurtulmasını, onlara erkeklerle biçimsel hak eşitliğini bile ücretli kölelik sisteminin bekası için tanıyan, cinsler arasındaki işbölümünün en geri formlarını giderirken yeni bir temelden incelterek derinleştiren, buna karşılık çifte köleliği ve kendi elleriyle çözdüğü aileyi kutsamaya devam eden kapitalizmin aksine, kadınların toplumun onurlu ve eşit üyeleri haline gelmelerini, devrim ordusunun sadece “yarısı” değil, öncü bir gücü olarak gelişmelerini birincil görevlerinden biri olarak belirlemektedir. Bu, toplumun komünizme yürüyüşünün asli bir unsurudur. Alt ve üst evreleriyle komünizm, kadına taşınan bugünkü liberal özgürlük düşlerinin çok çok ötesinde, kadını ezen ve sömüren sınıflı toplum yapısının atomlarına dek gerçek bir yadsınması, süreklileşmiş infilakı ile bir “kadın toplumu”dur!

Erkeği efendi kadını köle yapan, emekgücü-emekgücünün yeniden üretimi, özel yaşam-kamu yaşamı-ve cinslere dayalı işbölümü ayrımları, ekonomik, teknolojik, toplumsal, kültürel koşulları geliştirilmiş olarak sosyalizmde tümüyle tarihe gömülür. Kadın artık ne mutfaktan, temizlikten, ne erkeğin çocuğun bakımından sorumludur. Kadının bu işlerdeki özgül emeği, tamamının üst düzeyde toplumsallaştırılmasıyla hızla gereksizleştirilir.

Komünizmde, kadını, erkeği, çocuğu birbirine bağımlı ve köle kılan kapitalist üretim ilişkilerinin en hücresel şirketi, kurumu olan aileye yer yoktur.

(…)

Komünizmin amacı, her türlü cinsiyet ayrımı ve ayrıcalığının, ailenin, işbölümünün ve emek-değer ölçütünün de ortadan kaldırılmasıyla aşılması, cinsellik ve aşk ilişkisinin de hiçbir zorunluluk, bağımlılık olmadan özgür birliktelikler olarak yaşanmasıdır. En ileri burjuva demokrasisinin, en ileri feminist bakış açısının yanına bile yaklaşamayacağı, sosyalist konseyler demokrasisi ve onu da aşacak komünist özgürlük dünyası, kadının, erkeğin, tüm bireylerin özgürlük dünyasıdır.

Sosyalizmde hiç kimse cinsel kimliğinden dolayı ayrımcılığa, onur kırıcı davranışlara, aşağılamaya maruz kalmaz. Bireylerin cinsel kimlikleri ve ilişkilerine devletin ya da toplumun bir müdahalesi sözkonusu olamaz. Tüm insan insana ilişkilerde olduğu gibi bunun tek istisnası, bu ilişkilerin iki taraf arasında özgür, eşit ve gönüllü birlik olarak yaşanıp yaşanmadığıdır.

Sosyalist devrim ve sosyalist devrimci konseyler demokrasisi (…) günümüzde en üst dengesizlik ve çelişki düzeyine çıkan kadın-erkek ilişkisini de kökten değiştirerek, sınıfsal-toplumsal-cinsel kurtuluşu iç içe geliştirerek kadının özgürleşmesinin yolunu açacaktır. Kadının toplumsal olarak erkekle ilişkisinde durumu ve özgürlüğü yalnız toplumun ve komünist devrimin gelişme ölçütü olmakla kalmayacak, günümüz komünist hareketinin, gerçek bir komünist hareket olarak gelişebilmesinin başlıca ölçütlerinden olacaktır.

Komünist bir toplum demek, kimliğinin mavi ya da pembe olmaması demektir. Sadece bir sınıfın diğer sınıflar üzerinde egemenliği ve sömürüsünün değil, erkeğin kadın üzerindeki sömürüsü ve egemenliğinin de olmaması, cinsiyete dayalı en küçük bir aryım ve üstünlüğün olmaması demektir.

Komünist Devrim Örgütü Mücadele Platformu’ndan

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*