Anasayfa » GÜNDEM » Kobanê ve Gazze’den yükselen hawara yanıt vermek!..

Kobanê ve Gazze’den yükselen hawara yanıt vermek!..

Günlerdir İsrail Gazze’yi bombalıyor, Filistin halkı intifayla karşılık veriyor. 200’e yakın ölü, bini aşkın yaralı var.  Kobanê yanıbaşımızda. Kobanê şahsında Rojava halkları kendi geleceklerini belirleme kararlarına kasteden IŞİD çetelerine karşı tüm imkansızlıkların içerisinde direniyor. Gazze İsrail toprakları ve Kızıldeniz’le -bu demektir ki denizden de siyonist İsrail devletiyle- çepeçevre kuşatılmış durumda. Siyonist İsrail devleti dışında dış dünyayla tek bağlantısı Mısır’la arasındaki Refah Sınır Kapısı. Ve o da, ambargo ve ablukanın bir parçası olarak kapalı. Kobanê de üç tarafı Arap yerleşim bölgeleriyle ve bu yerleşim bölgelerinde konuşlanan IŞİD çeteleriyle kuşatılmış durumda. Sınır olduğu Suruç’ta ise Türkiye’nin ambargo ve ablukasıyla karşı karşıya. Kobanê ile Gazze Temmuz sıcağında aynı kaderi paylaşıyorlar. Gazze’deki bu kuşatma, Filistin halkı, ölüm bombaları karşısında teslim olsun diyedir. Kobanê’deki bu kuşatma, başta Kürt halkı olmak üzere Rojava halklarının birlikte inşa ettikleri demokratik özerkliklik kırılsın diyedir. Ancak Filistin de, Rojava da ölüm mangaları önünde diz çökmeyecektir.

10552641_736156546440704_2151827544704913696_n
Siyonist İsrail devleti Filistin halkını katlederek Filistin topraklarını sömürgeleştirmiş, Filistin halkını kırıma uğratarak kendisine yaşam alanı bulmuştur. Siyonizm Ortadoğu işçi sınıfı ve emekçi halklarının arasına saplanan kanlı bir kamadır. İşçi sınıfı siyonizmi lanetlediği gibi antisemitizmle de arasına sınır çeker. Bu iki sınıf düşmanı ideoloji işçi sınıfı ve emekçi halkların hafızasında derin yaralar bırakmıştır. Biri Hitlerin gaz odalarına kadar varan katliamların ve soykırımın, diğeri ise Filistin topraklarında yıllardır süren katliamların, Sabra ve Şatilla vahşetinin acı hatıralarıyla birlikte anılan ideolojilerdir.

İsrail’le Türk tekelci kapitalist devletin ticaret hacmi “one minute” tanımadı ve her geçen yıl artarak devam etti. Erdoğan’ın “one minute”i buraya kadardı! Bir yandan siyonist İsrail devleti ile ekonomik ilişkiler katlanarak devam eder, siyasi-diplomatik ve askeri ilişkiler perde arkasından yürütülürken, diğer yanda Türkiye işçi sınıfı ve emekçi kitleler, Filistin halkını destekleme adına antisemitik söylemlerle zehirlenmektedir. Filistin halkıyla dayanışmak için Türkiye işçi sınıfı ve emekçiler, Erdoğan’ın ve diğer burjuva temsilcilerin hamaset kokan nutuklarına, mızıldanmalarına değil kendi sınıf gücüne bel bağlamalıdır. Enternasyonal mücadele, dünyanın neresinde olursa olsun işçi sınıfı ve emekçilerin kapitalist devletler, küresel mali oligarşik kurumlar üzerinde basınç oluşturarak siyonist İsrail devleti ile her türlü ekonomik, askeri, siyasi-diplomatik anlaşma ve ilişkiyi kesmelerini sağlamak için mücadele etmektir. Bugün, Türkiye işçi sınıfının görevi, tekelci kapitalist devleti, İsrail’le Erdoğan’ın “one minute” şovu sonrası azalmak bir yana artan ekonomik ilişkileri, gizli açık askeri-siyasi-kültürel her türlü ilişkiyi kesmesi için zorlamaktır. Siyonist İsrail devletinin her alanda boykot edilmesini sağlamak, mazlum Filistin halkının yanında saf tutmanın biricik yoludur.

Şovenizm, işçi sınıfı ve emekçileri birbirine düşman eden burjuva ideolojilerinden biridir. Türk işçi ve emekçilerin Kürt halkına karşı yürütülen katliamlara kayıtsızlığının altında yatan da şovenizm zehridir. Yanı başındaki savaşa, Kürt halkının her parçasını etkileyecek olan Rojava kuşatmasına, Ortadoğu halklarının ulusal-dinsel-mezhepsel (ama asla  sınıfsal olmayan!) çatışma ve çelişkilerle çürütülüp birbirine kırdırılmasına seyirci kalmak işçi sınıfının tekelci kapitalist devletin sermaye birikimini azamileştirmek için geliştirdiği bölge politikasına asker yazılmasıdır.

kobane

Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri yanıbaşındaki bu katliamlara ve savaşa sessiz kalamaz. Ortadoğu halklarının katledilmesinde bilfiil rol oynayan Türk tekelci kapitalist devletine karşı, onun savaş politikalarına karşı, Kürt halkının kazanımlarının yokedilmesini hedefleyen Rojava politikasına karşı mücadeleyi yükseltmeliyiz. Kobanê’deki ablukayı yıkmak için sınırları hükümsüz kılmak, Rojava’ya uygulanan abluka ve ambargoyu kaldırmak için Kürt halkının yanında olmalıyız. Rojava’ya destek, enternasyonal sınıf mücadelesini yükseltmekten geçiyor. Bunun somut karşılığını oluşturmaktan geçiyor. Kürt halkıyla mücadele içerisinde kardeşleşmekten işçilerin birliği halkların kardeşliği sloganını yükseltmekten geçiyor.

İşçi sınıfı ve emekçiler dünyanın neresinde olursa olsun, hangi ulustan, hangi etnik kimlikten olursa olsun, hangi din veya mezhepten olursa olsun aynı göğün altında küresel mali oligarşinin azami kar iştahasının hedefi durumundadır. Sınırlar, ayrım ve ayrıcalıklar, sömürü ve egemenlik; uluslar, ırklar, dinler, mezhepler arasında değil sınıflar arasındadır! Savaş da, küresel mali oligarşiyle, emperyalist kapitalistlerle, tekelci kapitalist devletlerle, özcesi burjuva sınıf ve temsilcileriyle dili, dini, rengi, mezhebi ne olursa olsun tüm işçi sınıfı ve emekçi halklar arasında olmalıdır. Ve bugün bu savaşın kızıl rengini dokuyacak olan enternasyonal sınıf mücadelesi, Gazze’den ve Kobanê’den yükselen hawara yanıt vermektir! Şimdi enternasyonalizm bayrağını yükseltmenin zamanıdır!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*