Anasayfa » GENÇLİK » Kızılay Meydan’ı ve Turnu’sol’lar

Kızılay Meydan’ı ve Turnu’sol’lar

ODTÜ duvarlarında “1 Mayıs’ta İzlanda’dayız” bildirisin de siyah puntolu köşeyi gördüğümüzde şaşırmamıştık ama gelin görün ki soğuk bir espriymiş sadece.Sahi neden İzlanda değil ? Emek Gençliği’ne yöneltttiğimiz bu soru “1 Mayıs’ta İzlanda’dayız” soğuk esprilerinden bağımsız bir soru.Merakımız bu arkadaşlar tarafından giderilir mi bilinmez ve üzülerek belirtmek isteriz ki bizim bu yazıyı kaleme alma sebebimiz inanın bu merak değil.

Bu arada İzlanda’ya dair “Dünya’nın en huzurlu yeri” söyleminin marksist literatürde karşılığı sınıf uzlaşısının bir nebze sağlandığı emek-sermaye karşıtlığının yönetememe krizi doğurmadığı kısacası sömürünün uygarlaşarak devam ettiğidir. Sizlerin kafası İzlanda’da rahat olur. Ama devrimcilerin kafası İzlanda’da rahat olamaz artı değeri, emek sömürüsünü, tekelci küresel sermayeyi bilen her devrimci İzlanda bile olsa rahat durmaz ve biz devrimciler kavgamızı orada da sürdürürdük sizlerin aksine! Arkadaşlar espri yapmaya çalışırken bile eline yüzüne bulaştırıyor ve alt alta sıraladıkları güya espirisel şeyler bin bir sorun içeriyor hepsine değinmemize gerek yok galiba.

Bildiriyi kaleme alan arkadaşları gibi başlayalım yazımıza; fark etmişsinizdir 1 Mayıs’ta Ankara için iki farklı yere çağrı söz konusu. Sınıfsız olarak bizler Kızılay Meydanı’nı 1 Mayıs alanıdır diyerek 1 Mayıs’a Kızılay’a çağrıda bulunduk. Sendika bürokrasisinden tutalım da liberal reformizmin geniş bir yelpazesine kadar birilerine şunu hatırlatmak isteriz ki Kızılay’da bir tarih yatmakta aynı Taksim’de olduğu gibi. Hatırlatmak isteriz ki Kızılay Meydanı Haziran direnişinin kalbiydi. Hatırlatmak isteriz ki Kızılay Meydanı’nda Ethem Yoldaş’ın kanı kurumadı! Hatırlatmak isteriz ki bu reformist soytarıların söylediği gibi Haziran Direnişinde OSTİM işçileri, plaza işçileri, hizmet sektöründen onbinlerce işçi Kızılay’daydı! Ethem tam da bu arkadaşların üstüne basa basa durduğu gibi bir işçiydi!

İşçiler, sendikalar, odalar Sıhhıye’de biz de Sıhhıye’de olacağız diyen bu arkadaşlar devrimcilerin sanırım işçi olduğunu, işçi öğrenci olduğunu bir anda unutuverip o yıllardır tutmayan ve aynı devletin ağzıyla “bu taş atanlar işçi mi şimdi ?” ikilemi yaratmaya çabalamışlar ama bu nafile. Bizler Kızılay’a villalarımızdan çıkıp lümizinlerimize binip gelmiyoruz. Biz işçi-öğrenciler, biz genç işçiler işçi sınıfının en dinamik kesmi olarak Kızılay’da olacağımızı söylüyoruz! Bizler staj sömürüsünde iliğimize kadar sömürülen işçi-öğrenciler, bizler inşaatlarda can veren genç işçiler! Arkadaşlar devrimcileri ve işçileri o kadar ayrıştırmışlar ki hala aydın, elitist “devrimcilik” anlayışıyla “işçiler orada devrimcilerin Kızılay’a insanları peşine takması doğru değil” diye cümle kuruyor!

Mızmızlar ama yine de Sıhhıye

Mızmızca söyledikleri şey Sıhhıye’de 1 Mayıs’ı “kutlamak” değil yanlış anlaşılmasın 1 Mayıs’ta Sıhhıye’de olacaklarını açık gönüllülükle söylüyor arkadaşlar. Bu liberal reformistler daha düne kadar başını tutukları sendikalardan geriye düşünce  “Sendika bürokrasisi” söylemini mızmızca dile getiriyorlar. Aynı arkadaşlar neden bu sendika bürokratlarının Greif işçisi karşısında ki rezil tutumuna bir şey söylemiyorlar? Yıllardır sendikaların bürokrasi bataklığında kimlerin yüzdüğünü bizim kadar bu arkadaşlar da iyi bilir. 96 1 Mayıs’ında aynı arkadaşlar sendika bürokratlarından devrimciler hesap sorarken de devrimcileri yuhalamayı iş bilenler değil mi?

Bildiride bizlere de bir soru yöneltmişler  “Devrimcilik insanları peşine takmak mıdır?” yıllardır kitle kuyrukçuluğundan başını kaldıramamış bu arkadaşlar zamanın ruhundan ve özellikle de ülkemizde su yüzüne çıkmış kent-meydan savaşlarından bi haber oldukları aşikar ki bizim Kızılay’da ki ısrarımızı anlamayıp böyle bir soru yöneltiyorlar. Haziran Direnişi’nde bu arkadaşları pek ortada görenimiz olmamıştı. Ya da var oldukları Taksim Dayanışması içerisinde “parkı boşaltalım”, “flamaları toplayalım” söyleminin en ateşli savunucusu olmaktan başka ne işe yaramışlardı? Sahi bu arkadaşları o süreçte Kızılay’da barikat savaşlarının ön cephesinde göreniniz var mı? Sanırım onlar kitlenin kuyruğuna takılmak istemediler?

Aslında bu siyasetin “Kızılay’ı bırak, İzlanda’ya bak” söylemine bizler pek yabancı değiliz. 1996 yılında Eskişehir tabutluğuna karşı yürütülen ölüm orucu ve süresiz açlık grevi eylemi sırasında da “ölüm orucunu bırak, Ünaldı’ya bak” diyorlardı. Ne kadar da pes paye ve sıradan bir söylem. Gördüğümüz üzere dünden bu güne hiç bir şey değişmemiş.  O günün liberal reformistleri kendini Haziran Direnişi’nde tekrar göstermiş ve bugün de Kızılay 1 Mayıs alanı için devrimci iradeye karşı böyle bir tavır takınıyorlar.

Bizim için Kızılay Meydanı’nın tartışılacak hiç bir tarafı yoktur. 1 Mayıs alanı Kızılay’dır. Başta Emek Gençliği olmak üzere liberal reformist arkadaşlar yıllardır taşıdıkları itfayeci hortumunu bugün yine aynı “gururla” taşıyorlar. Onların itfayecilik oyunlarına karşı diyoruz ki; Kızılay ve 1 Mayıs’ın rengi KIZILDIR! Dünün ve bugünün turnosol “devrimcileri” olarak sizlerin bizler hakkında söylecek sözünüz de yoktur!

Sizlerin beklediği gibi bir “bayram” bu 1 Mayıs’ta yaşanmayacaktır. Sizlerin beklentisi olan işçi ve emekçilerin katili polise karafil atarak selamlaşılan eylemler dizisi olmayacaktır, Sermayeyle uzlaşılan emek-sermaye karşıtlığının okunmadığı üstünün örtüldüğü bir etkinliğe çevrilmeyecektir. Sizlerin nihai hedefine dönüşmüş Avrupa tarzı burjuva demokrasisi hayallerinizle değil işçi ve emekçilerin birliğinden doğacak, mücadelesiyle kazanılacak, dayanışmasıyla gelişecek komünizmin özgürlük ufkuna bir adım daha yaklaşılacak. Ve son olarak Emek Gençliği’ne Sınıfsız olarak çağrımızdır: Ya bu öfke selinin önüne geçin ya da İzlanda’ya gidip gölge etmeyin!

Yasaklı meydanlarda ısrar devrimde ısrardır!
Kızılay’ın ve 1 Mayıs’ın rengi kızıldır!
Liberal-reformistlere geçit yok !

www.sinifsiz.org

20140424_181522-e1398448594914

*Yanda ki ek ODTÜ duvarlarına asılan ve yukarıda ki bahsedilen bildiridir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*