Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Kızıl hayalet: Başka bir Olimpiyat…

Kızıl hayalet: Başka bir Olimpiyat…

dDvq6giM1- Spor üzerindeki her türlü mali oligarşik kapitalizm (sermaye, piyasa, rant, reklam, sponsorluk, prim, rekabet, madalya, şampiyonluk, profesyonellik, verimlilik, performans, rekor…) egemenliğini kaldıralım.

2- Spor milliyetçiliğini, ırkçılığını, cinsiyetçiliğini kaldıralım.

3- Spor bürokrasisini ve teknokrasisini kaldıralım.

4- Elit ve ayrıcalıklı, süper yıldız sporcular kastını kaldıralım.

5- Yalnız dopingi değil (dünya ve olimpiyat şampiyonu olmak için, küçük yaşlardan itibaren yıllar boyu günde 7-8 saat ağır antremanlardan geçen, beden disiplini ve performansını artırıcı diyet ve kürler uygulayan, biyo-teknolojik azami performans sistemleriyle her soluğu ve hareketi hesaplanıp koşullandırılan) biyonik sporcular sistemini kaldıralım.

6- Olimpiyatları, tek bir ülke ve şehirde değil, çeşitli spor dallarında dönüşümlü olacak biçimde, çok sayıda bölge ve yere yayarak, aynı zamanda daha fazla doğayla kaynaştırarak yapalım. Böylelikle olimpiyatlar ve diğer büyük spor organizasyonları tesisleri, bir kez kullanılıp sonra çürümeye terkedilecek mega rant ve israf konusu olmaktan çıkacak, spor tesisleri ve etkinlikleri daha dengeli olarak yayılacak, dünyanın her yerinde kitleler canlı izleme ve katılım olanağı bulacaktır.

7- Seyirci ile sporcu ayrımını olabildiğince azaltıp kaldıralım. Örneğin sağlık kontrolü ve kısa bir eğitim, ve kimsenin kendini helak edip sakatlamayacağı tarzda önlemler alınarak, isteyen herkesin katılabileceği halk koşuları, kitlesel kent ve doğa yürüyüşleri, (isteyenin can simidi ile katılacağı) yüzmeler, (isteyenin 3 tekerlekli bisikletle katılacağı) bisiklet sürüşleri, vd. Olimpiyatlarda plaj voleybolu oluyor da neden sokak futbolu olmasın?

8- Olimpiyatları ve sporu, tarihsel kökeninde olduğu gibi, oyun, eğlence, bilim, sanat, felsefe ile birleştirelim. Antik Yunan’da Olimpiyatlara şiir, hitabet, felsefe de dahildi. Olimpiyatları spor, oyun, sanat üzerine bilimsel, felsefi konferanslar, kitlesel forum ve tartışmalar, diğer yanda kitlelerin doğrudan katıldığı ve birlikte organize ettiği sokak sanatı, sokak sporu, sokak oyunları, piknikler, eğlenceler ile birleştirelim. Örneğin bir yanda kitle ulaşımı dışında trafiğin 1 ay boyunca kesildiği, tüm sokak ve meydanlarında onbinlerce işçinin kendilerinin organize ettiği sokak spor ve oyunları, sokak gösteri ve forumlarında yer aldığı, duvar ressamlarının kendilerine ayrılan yerlerde kitlelerin katılım ve tartışmasıyla birlikte duvar resimleri yaptığı, sokak tiyatro ve dinletileri ve çok çeşitli yaratıcı oyun ve eğlenceleriyle örülmüş Olimpiyatlar hayal edelim.

9- Olimpiyatlarımızda yine envai çeşit yarışlar olabilir. Ancak “hızlılık” yarışları gibi, pekala “yavaşlık” yarışları da olabilir. “Birinci”lerin her türlü maddi ve manevi ayrıcalığını kaldıralım. Birinciler kadar sonuncuları, katılımı, katkıyı, inisiyatif ve yaratıcılığı, kaynaşma ve dayanışmayı alkışlayalım. Kapitalizmin “üretim için üretim” mantığının bir yansıması olan “rekor için rekor” anlayışını kaldıralım. Spora kapitalist verimlilik ve nicelik ölçütleri yerine, toplumsal-bireysel ihtiyaç ve nitelik ölçütlerini koyalım. Bolt, Phelps gibileri “üstün insan” özentisiyle fetişleştirmek yerine, “yok muydu Bolt’un bir aşçısı bile”, bir diyetisyeni, masajcısı, antrenörü, taktisyeni, yere saniyenin ne kadarında nasıl bir güçle basacağı veya aerodinamik hesaplarını yapan spor teknisyenleri, antreman yaptığı ve koştuğu pistleri, yüksek teknolojili sprint ayakkabılarını yapan işçileri, diye soralım? Hepsi bir yana, milyonlarca ve milyonlarca işçi tüm yaşam enerjisi ve zamanlarını maddi yaşamın yeniden üretilmesinde tüketiyor olmasaydı, birileri tüm zamanlarını spora ayırma lüksüne sahip olabilir miydi? Şu veya bu yeteneği ve çabasıyla öne çıkanlarda, onları yetiştirenlerden gelişme ve başarılarına katkıda bulunan herkese, doğrudan ve dolaylı katkıda bulunan tüm bir toplumsal emeğin içerili olduğunu görülmesini sağlayalım. Onlarda herkes kendi toplumsal emeğini, katkısını ve potansiyelini, kendinde de onların toplumsallaşmış bireyler olarak katkısını, geliştiriciliğini tanısın.

10- Tüm işçiler için çalışma süresini, yılda 10 ay, haftada 5 gün, günde 6 saatten başlayarak azaltalım. Tüm işçilerin genişleyen serbest zamanlarında parasız yararlanabileceği ve aktif olarak katılabileceği, bilim, sanat, spor, oyun, eğlence sosyal altyapısını kuralım. 4 yılda bir, bir ay süreyle yapılacak Olimpiyatlar çerçevesinde, acil ve zorunlu olanlar dışında diğer tüm “iş”leri durduralım ya da isteyen tüm işçilerin çalışmakta olduğu “iş”leri bırakarak, işçi olimpiyatlarının yönetim, organizasyon ve etkinliklerine katılması ve yer almasını sağlayalım.

11- Bilimsel, sanatsal, sportif emeği, “en zeki, en yaratıcı, en hızlı, en güçlü, en yüksek” vb görünen ayrıcalıklı bir azınlık kastının (banka, borsa, tekeller, devlet, medya, bürokrasi, teknokrasi ile kaynaşmış mega starlar sistemi) özel işi olmaktan çıkaralım. Bilimi, sanatı, sporu, toplumsal-gündelik yaşamdan ayrışmış ve üstüne çıkan, kitleleri de edilgenleştirip müşterileştiren özel ve fetiş alanlar olmaktan çıkaralım. Ancak kuşkusuz, bunu bilim, sanat, sporu kaldırarak değil, tam tersine, diğer her türlü emeği bilimsel, sanatsal, sportif emek gibi yaratıcı, yüksek iç motivasyonlu, geliştirici ve çok yönlüleştirici emek düzeyine yükselterek yapalım. Herkesin yöneten olduğu yerde üstün ve metafizik yeteneklere sahipmiş gibi görünen özel yöneticiliğin ortadan kalkacak olması gibi, herkesin bilim, sanat, sporla aktif olarak uğraşabildiği yerde özel bir bilim, sanat, spor aristokrasisine gerek kalmayacaktır. Bu uğraşlar, başlarının üstündeki gizemli fetiş ve bireysel kahramanlar halesini yitirerek, gündelik yaşama karışacak, herkesin yaşamını -seyirci, tüketici, müşteri olarak değil- öznesel, kurucu, yaratıcı olarak zenginleştirmedeki yerini alacaktır.

12- Günümüzde kol emeğine gereksinimin gerçekte çok azaldığı, bilimsel, sanatsal, sportif emek ve uğraşların durmaksızın genişlediği ve çeşitlendiği, gezerek ve çok çeşitli yetenekler zenginliğinin doğrudan biraraya gelerek öğrenme ve gelişme olanaklarının büyüdüğü, tehlikeli, ağır ve pis işlerden başlayarak makine ve teknolojinin yapabileceği işleri insanların yapmayacağı, çalışma saatlerinin kısalması ve iş çeşitlenmesi, hem de genişleyen serbest zaman ve toplumsal olanaklar ile, vasıfsız emeğin, parça-insanlığın, rutinliğin, körelme, tükenme, köleleşme, nesneleşme, seyircileşme sendromunun ortadan kaldırıldığı, yerini toplumsal ve bireysel olarak çok yönlü yetenek, ilişki ve ihtiyaçların özgürce ve dolaysızca geliştiği ve birbirini geliştirdiği, insanın bedensel, zihinsel ve duygusal yetilerini tüm yönlü ve özgürce zenginleştirdiği yeni ve daha yüksek bir uygarlık tarzına geçme olanak ve zorunluluğu artmaktadır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*