Anasayfa » GENÇLİK » Kıdem tazminatı ve harçlar: Rehavete yer yok!

Kıdem tazminatı ve harçlar: Rehavete yer yok!

AKP hükümetinin Erdoğan‘ın ağzından yaptığı “Üniversite harçları kaldırılıyor” duyurusundan sonra bayram öncesi kıdem tazminatını gasp etme saldırısının da geri çekildiği açıklandı. Haberi işçi sınıfına duyuran ise Türk Metal çetesinin reisi ve Türk-İş Genel Sekreteri Pevrul Kavlak oldu.

Kavlak açıklamasında “”Çalışma Bakanı Faruk Çelik’le yaptığım görüşmede Sayın Bakan, son Bakanlar Kurulu toplantısında Sayın Başbakan’ın kıdem tazminatı konusunun gündemlerinde olmadığını, bu konunun artık kapatılması gerektiğini söylediğini iletti. Direncimiz ve kararlı mücadelemiz sonuç verdi. İşçilerimizin başına çorap örmek isteyenlere rağmen kıdem tazminatı gündemden çıktı. Bu kararın tüm işçilerimiz için hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz. Bu sendikal mücadelemiz açısından bir dönüm noktasıdır. Sendikalar artık çok daha güçlü bir biçimde yollarına devam edecektir” dedi.

Sendikalar işçi sınıfının bütün kolektif kazanımları gibi sınıfsal, siyasal ve ideolojik bir karakter taşıyan kıdem tazminatına yönelik saldırı karşısında sızlanma düzeyinde “protestolar”la çıktılar. Pevrul Kavlak gibi MESS uzantıları metal TİS‘leri öncesi metal işçilerinin Türk Metal çetesine karşı hoşnutsuzluğunun işyeri düzeyinde de olsa istifalarla yüzeye vurduğu koşullarda Türk-İş geleneğini de tekrar ederek, konuyu kendileri için “kırmızı çizgi” olarak niteledi. DİSK de cılız kampanyası ile kendi geleneğini sürdürdü. Muhtelif işçi dernek ve platformları da konuyu gündemde tutmaya çalıştılar. Bu tepkiler tıpkı GSS, 4+4+4 ve diğer saldırılarda olduğu gibi tekelci burjuvazinin bileğini pratikte bükmek açısından elbette ki yetersizdi. Dolayısıyla saldırıyı cephe cepheye gelmiş iki ordunun çarpışması sonucu geriye çekilmiş olarak tanımlamak, kör bir kılavuzluktan başka bir anlam taşımaz.

Ancak bundan çıkarılması gereken sonuç, tekelci burjuvazinin saldırıyı hiçbir ürküntüye kapılmadan yürüttüğü değildir. Bizzat tekelci burjuvazi adına hazırlanan – ve çalışanlarla işsizleri, genç işçilerle orta yaşlıları, kayıtlılarla kayıtsızları birbirine düşürmeye özel bir önem veren- son bir raporda, “Kıdem tazminatının yeni işe alınacaklar için sıfırlanması siyasal nedenlerle olanaksız olduğu kadar, işsizlik sigortası yeterince kapsayıcı ve tatmin edici olmadığı sürece sosyal açıdan da arzu edilir değildir” denilmektedir (“Kıdem Tazminatı Reformu: Sorunlar ve Çözümler”, Betam, Temmuz 2012). Dolayısıyla işçi sınıfının bu süreçte tamamen “etkisiz eleman” kabul edilmesi de siyasal süreçleri tümüyle işçi sınıfının mücadele potansiyelleri dışında açıklayanlara özgüdür.

AKP hükümeti, bütün sınıf düşmanı karakteri ile birlikte, kendi içinde (ve sermayenin muhtelif kesimleri içinde) örgün bir güç yoğunlaşmasına varamaması ve bunun yanında yaklaşan seçimler de dahil bir dizi etmenin sonucu olarak kıdem tazminatını fona devretme saldırısını geri çekti. Kuşkusuz bu durum geçici bir geri çekilmedir. Rehavete asla yer yoktur. Kıdem tazminatı gibi işçi sınıfının esneklik karşısında birkaç kırıntı olarak kalmış kolektif kazanımlarını gasp etmeye yönelik saldırılara karşı mücadele saflarında sınıf uyanıklığı kesinlikle bırakılmamalıdır.

Ya harçların kaldırıldığı “açılımı”?

Kıdem tazminatının gaspına yönelik saldırının geri çekildiğine ilişkin açıklama, üniversite harçlarının kaldırıldığı “açılımı”nın üzerine gelmesi ile de sınıf uyanıklığını canlı tutma zorunluluğunu büyütüyor. Bilindiği gibi Erdoğan bir süre önce üniversite harçlarının kaldırılacağını açıklamıştı. Toplam 4 milyona yakın üniversite öğrencisi 105 devlet ve 54 özel üniversite kurumunda eğitim görüyor. Öğrenci eylemlerinin başta gelen konularından biri olan harçlar, resmi adıyla “Öğrenci Katkı Payı”, devlet üniversitelerinden azami 600 TL gibi bir rakamı buluyor. Tekelci burjuvazinin çeşitli sektörel vd ihtiyaçlarına göre pıtrak gibi biten özel üniversite ve meslek yüksek okullarının oranı ve bunlarda alınan binlerce TL’lik harçların yanında, devlet üniversitelerinin harçları meblağ olarak artık “küçük” gibi duruyor! Buna karşılık, üniversite öğrencileri ders kitabı, fotokopi yükünün yanı sıra, kira, faturalar, ulaşım, yemek ve bireysel-sosyal ihtiyaçları için amansız bir yükün altında bulunuyorlar. Tam da bu neden gerekçe gösterilerek, 2011 başında hazırlanan torba yasa ile burs ve krediler yüzde 20 artırılmış, gelir düzeyi düşük öğrencilere bedava ders kitabı sağlanacağı açıklanmıştı. Üniversite öğrencilerine verilen bir diğer “müjde” ise eğitim gördüğü kampuste çalışma “imkanı”na sahip olacakları olmuştu! 20 bin öğrenci için öngörülen kampuste çalışma sistemi “imkanı” karşılığında öğrenciler saatte 6 TL alacaklardı.

“Gençken koru onurunu”

Harçların kaldırılması, devrimci öğrencilerin hala uğruna bedel ödemeye devam ettikleri parasız eğitim talebinin bir parçasıydı. Ancak tümü değil! İkinci öğretimde 4 bin TL‘yi aşan harçların yerinde durması işin bir yönü iken, öğrencileri hızla proleterleştiren, yoksullaştıran ve bir zamanlar yaygın olarak kullanılan “Gençken koru onurunu” sloganını boşa düşürerek itaatkar ücretli köleler haline getiren süreç hızar gibi işlemeye devam ediyor.

Kıdem tazminatı saldırısının geçici olarak geri çekilmesinin ve harçların kaldırılması “açılımı”nın arkasında yatan tekelci burjuva sınıf çıkarına karşı amansız bir mücadele önümüzde duruyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*