Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Kendisiyle savaşan KTHY işçisi, bugün dargın!
Bugün; birincisi, KTHY işçilerinin sermaye olarak hareketi; kendilerini KTHY'nin malı olarak görmeleri ve kendilerini KTHY'nin sömürmesini sürdürmesine dönük mücadeleleri, öne çıkıyor. Ağır basıyor...

Kendisiyle savaşan KTHY işçisi, bugün dargın!

Atlasjet, KTHY’i özelleştirerek, kendi sermayesine katacak anlaşmayı, 28 Haziran’da imzaladı.

Atlasjet, KTHY’yi yeniden paylaşım savaşlarını, şimdilik kazandı.

KTHY’yi yeniden paylaşım savaşları; içiçe geçen iki savaşımdan oluşuyordu. Birincisi, KTHY’nin, sermaye grupları arasında paylaşılmasıydı. İkincisi ise, bir bütün olarak sermaye ile KTHY işçileri arasındaki sınıf savaşımıydı.

KTHY’yi yeniden paylaşmak için birbirleriyle savaşan sermaye gruplarını saymaya kalksak; sayfalarca sürer! Hani, havayollarında dünya çapında ne kadar şirket, özel ve devlet kurumu varsa, bu paylaşım savaşımının içindeydi, desek, yalan olmaz. Çünkü, hava yollarında dünya çapında gelişen kriz, rekabet ve yeniden yapılanma, tüm bu şirket ve kurumları çok daha fazla içiçe geçirdi. KTHY gibi, emperyalist havayolu tekellerinin yanında, okyanusta damla gibi kalacak küçük bir havayolu işletmesindeki en küçük bir değişiklik bile; hepsini, herşeyi etkiliyor.

Tek ve “kısa” bir örnek
Tek bir örnek verelim: KTHY, THY’nin sermaye yatırdığı bir işletmeydi. THY, kendi üst düzey hedeflerini gerçekleştirmek için, hem THY’den kurtulmak istedi; hem de onu özelleştirilmesini hızlandıracak son darbeyi vurarak, yatırdığı sermayeyi derhal geri ödemesini istedi. KTHY batırıldı ve yeniden paylaşılıyor. THY, böylece; özelleştirme sürecinde, eylemli tepki vereceğini öngördüğü KTHY işçileriyle, kendisini grevle tehdit eden THY işçilerinin dayanışmasından da; kendisine karşı ortak, birleşik bir mücadele, örneğin eşzamanlı bir grev yapmasından da, kurtulmuş oldu. İçerdeki grev tehdidini de bertaraf etmek için, az biraz ödün vererek, TİS’i hemen imzaladı. Mesajı alan Pegasus, sömürdüğü işçilere zam yaptı. Sömürdüğü ve ezdiği işçilerden şimdilik kurtulan THY; sipariş verdiği yeni uçak filosunda sömüreceği yeni işçileri bulmak için; bin hostes, 600 ikinci pilot, 300 “yabancı” pilot alacağını açıkladı. “Yabancı” pilot almanın pek çok yönü var. Dünyanın pek çok ülkesinde, kriz nedeniyle batmakta, batırılmakta olan havayolu şirketleri; sömürdükleri pilotların, hosteslerin vb., tazminatlarını, birikmiş ücret ve sigortalarını ödemiyor; gasp etmek istiyorlar. Krizde ayakta kalan, krizi fırsat bilerek akbabalar gibi yerde leş arayan, diğer havayolu tekelleri ise; bu tazminatlarını vb. dahi alamadan açıkta kalan nitelikli işgücünü, en ucuza kapatmaya çalışıyorlar. Kimisi sendikalı, çoğu örgütsüz bu pilotlar vb., işsizliğe çok fazla dayanamadıklarından ve akbabalar, onların hemen iş bulmalarını engelleyerek, süründürdükleri için; fiyat kırmak; giderek, işgüçlerini, öncekinden çok daha ucuza satmak zorunda kalıyorlar. Akbabalar, zamanı geldiğinde, onların karşısına, onları işsizlikten kurtaracak bir “tanrı” gibi çıkıyorlar. THY gibi akbabalar; böylece, tek bir taşla, pek çok kuş vurmuş oluyorlar: Birincisi; batırılan havayolu şirketlerini milyonlarca dolarlık tazminat vb.den kurtarmış oluyorlar. Elbette, ilerde, bunun karşılığını, o şirketlerden misli misli tahsil etmek üzere! İkincisi; batırılmakta olan şirketlerin attığı işçilerin işgücünün fiyatını, dünya pilot işgücü fiyatı ortalamasının çok altına, asgariye indirmiş oluyorlar. Buysa; dünya çapında, hem pilot işgücünün, hem de tüm işçilerin işgücü fiyatının düşürülmesini sağlıyor. Dünya çapındaki sermaye, onların bu iyiliğini karşılıksız bırakmayacaktır!Üçüncüsü; böylece, sendikada örgütlü olduğu için yüksek ücret alan pilot ile, ucuza kapattıkları pilot arasında, dibe doğru yarışı koşullayan rekabeti kışkırtarak, pilotların sendikal örgütlülüğüne, TİS’lere, ağır bir darbe vurmuş; örgütlülüğü daraltmış, dağıtmış oluyorlar. Dünya sermayesi, bunu da karşılıksız bırakmayacaktır. Bırakmıyor da! Hem dünya çapında ortak hareket ediyorlar. Örneğin, Lufthansa da, British Airways de vb., işçilerin örgütlendiği sendikalara karşı, neredeyse eşzamanlı olarak, çok büyük bir saldırı başlatmış haldeler. Hem de, payını veriyorlar: Lufthansa, Avrupa’nın en büyük emperyalist havayolu tekeli olarak, dünyanın en büyük havayolu karteline (Star Ailence), THY’yi alıyor…. Örneğimizi burada keselim! Fakat unutmadan: Bu tek örnekte bile, sadece ve en kabasından, havayollarında sömürülen işçileri, inceledik. Oysa, daha sermaye yatırımları, şirket yutmalar, batmalar, teknoloji geliştirme, devlet müdahaleleri vb. neler neler var… Ve hiç kuşkunuz olmasın, şaka sanan denesin: KTHY’nin özelleştirmesinden girip G-20’ye çıkmak, hiç de zor değil. KTHY’den başlayıp, tüm bir dünyayı toplayabilir; tüm bir dünyayı, iki dünya, iki sınıf, birbirine uzlaşmaz karşıt iki sınıfın çok yönlü mücadelesi olarak, kucağınızda bulabilirsiniz!…

KTHY için birbiriyle boğazlaşan sermaye grupları
Bu yüzden; KTHY’yi yeniden paylaşmak için birbiriyle savaşan sermaye gruplarının tümünü değil; öne çıkanları saymakla yetinelim. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Atlasjet, Pegasus, KTHY Yönetim Kurulu, THY, Asil Nadir, sendikalar vb. SHGM’yi, KTHY Yönetim Kurulu’nu, THY’yi, daha önce yazmıştık. Pegasus, Atlasjet’in; tıpkı bir zamanların Uzan’ı gibi, gangster yırtıcılığı karşısında çekildi. Asil Nadir, KKTC’de ne kadar havalimanı varsa, birkaç yüzyıllığına kiralayıp, alıyor.

Havayolları sendikaları Uç-Sen ve Hava-Sen’e gelince… Her ikisi de eylem ve grevlerle öne çıktılar. Her ikisi de, KTHY’yi yeniden paylaşım savaşlarının içiçe geçen iki savaşında da varlar. Hem, KTHY’yi yeniden paylaşmak için birbiriyle savaşan sermaye grupları arasına giriyorlar; hem de, sermaye ve devletleri ile KTHY işçileri arasındaki sınıf savaşımına…

Uç-Sen ve Hava-Sen, hem sermayenin, hem de işçi sınıfının, KTHY işçisinin örgütleridir.

Sermayenin örgütleri: Hava-Sen, Uç-Sen
Sermayenin örgütleridir: Her iki sendikadaki bürokrasi, işçi aidatlarını kendi sermayeleri olarak görüyor, işletiyor. (Bu sendikaların bürokrasisi hakkında, bunun çok ötesinde suçlamalar, sorgulamalar var. Ancak, netleştiremediğimiz, kesinleştiremediğimiz için, şimdilik girmeyeceğiz.) Bu yüzden, KTHY’nin özelleştirilmesiyle birlikte, Atlasjet vb., örgütlü işçileri anında tasfiye edeceğinden; üye işçilerin, dolayısıyla üyelik aidatlarının, sonuç olarak sermayelerinin azalacağından büyük endişe duyuyorlar. Eylemlerin, grevlerin bir nebze de olsa ucunu açmalarının, temel bir nedeni de bu. KTHY’de, Türkiye’de ve her yerde, sendika bürokrasisi; işçi sınıfının sınıf düşmanıdır. Sendika bürokrasisi tepelenmeden, defedilmeden, ezilmeden, sınıf hareketinin gelişmesi daha zor olacak.

Fakat, sorun, sadece sendika bürokrasisinde değil!

Hadi gelin; biraz bilgi tazeleyelim. İşgücü, sermaye metasıdır. İşçi, kendi işgücünü, kapitaliste satmak zorundadır; yoksa! Kapitalist, işgücünü ücret karşılığı alır; işçiyi sömürür, emeğine el koyar.
Sendika; işgücünün kolektif pazarlanmasıyla karakterizedir. İster işyeri sendikasına dönüşmüş, ister Türk-İş olmuş, isterse militan devrimci sosyalist sınıf sendikası olmuş olsun; kapitalist sömürü ve egemenlik ilişkileri içinde, her sendika, bu özelliği taşır. Sendikalar; işçilerin bir araya gelip, kendi işgüçlerini birlikte satmalarıdır. TİS, aslen budur. İşgüçlerini kolektif olarak satılığa çıkaran işçiler, bunu sürdürmek için de, yine kolektif bir fon oluştururlar: Sendika aidatı…

KTHY işçileri, KTHY sermayesinin işgücüdürler. KTHY sermayesinin malıdırlar. KTHY tarafından sömürülürler. İşgüçlerini, Uç-Sen ve Hava-Sen aracılığıyla, toplu olarak, KTHY sermayesine satarlar. KTHY sermayesi, işçilere, TİS’li, TİSsiz belli bir ücret öder…

KTHY işçileri, KTHY’nin yeniden paylaşım savaşları sonrasında, üzerlerine gelmekte olan özelleştirme saldırısını, çoktandır görüyor, hissediyor, yaşıyorlar. Özelleştirmenin sonucunu, Türkiye ve dünyadaki örneklerden çıkardıkları sınıf deneyimleri ile, pek ala biliyorlar! KTHY yerine kurulacak yeni şirkette, Atlasjet’in, işçilerin pek çoğunu işten atacağını; atılanların tazminatlarının vb., KKTC’nin insafına terkedileceğini; atılmayanların ise, KTHY’den bin beter sömürülüp ezileceğini, öngörüyorlar…

Bunun için, Atlasjet’e teslim edilmelerinin önüne geçmek için; kendilerinin KTHY sermayesinin malı olduklarını; kendilerini KTHY’nin sömürüp ezmeye devam etmesini istiyorlar. Bunun için, KTHY’yi yeniden paylaşmak isteyen sermaye grupları arasında, KTHY işçilerinin, kolektif işgücü de var. Bunun için mücadele ediyorlar. “Ehven-i şer” anlamında haklılık payları var: İşgücünün, kendini sömürtme özgürlüğü; işgücünün kendisini sömürecek kapitalistleri seçme özgürlüğü; burjuva demokrasisinin özüdür, zaten.

KTHY’nin içinden geçerek; ileriye!
Fakat; KTHY işçileri, sadece bunun için mücadele etmiyorlar. Kendilerinin örgütlü gücünden başka bir şey olmayan sendikalarını da ileriye doğru, eylemlere grevlere doğru itip çekerek; aynı zamanda, sermayeye karşı da mücadele ediyorlar. KTHY işçileri olarak kendilerini bir yana; işçi sınıfına; KTHY sermayesini, KKTC devletini, Atlasjet’i, THY’yi, SHGM’yi, Lufthansa’yı vb., bir yana; sermayeye ve burjuva sınıfına, koyarak: Sınıfa karşı sınıf mücadelesi veriyorlar…

Bugün; birincisi, KTHY işçilerinin sermaye olarak hareketi; kendilerini KTHY’nin malı olarak görmeleri ve kendilerini KTHY’nin sömürmesini sürdürmesine dönük mücadeleleri, öne çıkıyor. Ağır basıyor… Fakat, bunun içinde, şimdilik arka planda kalıyormuş gibi görünse de; sınıfsal kutuplaşma, sınıfsal mücadele birikiyor, güçleniyor…

Aslında; KTHY’nin yeniden paylaşım savaşımı; KTHY işçilerinin, kendi kendileriyle savaşımından başka bir şey değil. Sermayenin malı, sermayenin işgücü, ücret olarak KTHY işçisi; kendinde oluşmakta olan kolektif hava işçisi, kendinde henüz bir nüve halinde olup oluşmakta olan kolektif bilinçli hava işçisinin örgütlülüğü ve mücadelesinden başka bir şey olmayan, geleceğin sosyalist militan kolektif havayolu sınıf sendikaları ile mücadele ediyor…

Kendi kendisiyle!

Bu, acılı, kuşatılmış, yalıtılmış, zorlu, umutsuz görünen, fakat gelecek vadeden ve geleceği kazanma savaşımının bir bileşenini oluşturan mücadelesinde; bir süre önce, kendilerini sömürüp ezen THY’yi grevle tehdit edip TİS imzalayan THY işçilerinin; Türkiye’deki kolektif hava işçisi sınıf kardeşlerinin; British Airways’e karşı grev grev mücadele eden kabin memurlarının vb., kendisini, şimdilik, yalnız bırakmasına; sınıf dayanışmasında şimdilik harekete geçmemesine vb., içerlese de; bu, kalıcı olmayacak…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*