Anasayfa » BASINDAN » “Kendine iyi bak deme, denmez, saçma…”

“Kendine iyi bak deme, denmez, saçma…”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre bu coğrafyada 2013 yılında 30 milyon 614 bin kişi çalıştı. İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre aynı yıl bu çalışanların her gün en az dördü iş cinayetlerinde öldürüldü. Bir sınıf düşünün; sayısı her gün, her yıl, anbean binlerle, onbinlerle artsın, dev bir büyüklüğe ulaşmış olsun. Ancak kendini, kendi yaşamını, kendi sağlığını koruyamasın. Yaşadığımız budur!
 
İşçi sınıfı olarak bu değiş-tokuş, bu alış-veriş dünyasında yaşam enerjimizi patronların hizmetine sunuyor, karşılığında aldığımız hasarlarla, yaşadığımız acılarla hayatta kalmaya uğraşıyoruz. Bu acıların pek azı kayda geçiyor ve yasallaşıyor. Çoğunun ya üstü örtülüyor ya da hiç ölçülemiyor. Oysa tek tek işçilerin ve bir bütün olarak işçi sınıfının kapitalist emek süreci içerisinde yer almaktan kaynaklı çalışma hasarları, ruhsal ve fiziksel sağlık kayıpları, çalışma yaraları, çalışma acıları, çalışma kahrı artıyor, biriktikçe birikiyor. Sermaye böyle büyüyor…
 
Burjuva ideolojisi bireyselci bir paradigmaya mahkûm kılmak istiyor işçileri, acıların nedenini bireysel davranışlara indirgiyor. Şarkıda olduğu gibi, “Kendine iyi bak” diyor, oysa “denmez, saçma…” Mesele işçinin kusuruna, eğitimsizliğine, dikkatsizliğine, mukadderata, olmadı patronların neoliberal refleksiyle “parası neyse veririz”e bağlanıyor. Oysa kapitalist çalışmanın kendisi sağlığa zararlı! Her biri birer organize suç örgütü olan şirketlerle, bu organize suçu yasallaştıran bir devlet mekanizmasıyla karşı karşıyayız. Bu sistemde riskler hep aşağıya devrediliyor – siz hiç iş kazasında ölen bir fabrika sahibi gördünüz mü? Yaşamak için çalışmak zorunda olan işçiler, “yaşamak için yaralanmak” (iş kazası), “yaşamak için daha az yaşamak” (meslek hastalığı), “yaşamak için ölmek” (iş cinayeti) kıskacında kalıyorlar. Ulus, cins, yaş ve vasıf gözetmeksizin bütün işçi sınıfını kesen bir gerçek bu. Yaralıyız. Bırakın kendi emeğini savunmayı, bir sınıf olarak en genç üyelerini, çocuk işçileri dahi koruyamayan bir sınıf, yaralarıyla ayakta duruyor…
 
Buna bir de sınıf kırıklığını ekleyin. Nedir “sınıf kırıklığı”? Artık biliyoruz, burjuvazi genişlettiği biricik özgürlük olan vicdansız ticaret özgürlüğüyle mesleklerin üstündeki kutsallık örtüsünü çoktan çekip attı. Doktoru da, hukukçuyu da, imamı da, şairi de, akademisyeni de kendi ücretli emekçisi haline getirdi. Üretimin karmaşıklaşması ve içiçe geçişiyle devleşen bir hizmet sektörü yarattı. “Beyaz yakalı” tabir edilen büro işçilerinin sayısı olağanüstü arttı. Eğitim almış nitelikli işçiler, mesleki ayrıcalıklarının onları işçi sınıfından ayırmadığının farkına her geçen gün daha fazla varıyorlar. Çünkü bu toplumda kimler çalışıyorsa, mülk edinemiyor; kimler mülk sahibiyse, çalışmıyor. Kendi sınıfsal konumlarının bilincine doğru geçiş sürecinde yaşanan “bunun için mi okuduk?” hayal kırıklığının altında aslında bir sınıf kırıklığı yatıyor.
 
Kavramın artı yönde de bir çağrışımı var. Depremler -şiddeti başka faktörler tarafından belirleniyor olsa da- birikmiş olan gerilimin belli bir kritik eşiği aştığı noktada oluşmaya başlar. Fay hattı kırılır, bir enerji açığa çıkar. Haziran Direnişi böyleydi; sınıf kırıklığı yaşayan kesimler Türkiye’yi sarsan bu direnişe katılımda tuttukları özel yerle enerjilerini dışa vurdular. Taksim metro çıkış saatlerini kalabalıktan adım atılamaz hale getirdiler. Bunu işçi sınıfının, farklılıklarıyla birlikte kolektif bir mücadele niteliği edinmiş geleceğin sınıfının toplam enerjisine çevirmek belki zor. Kolay değil. Ama bir yerden başlamak gerekir. Biz emeğin korunması, sınıfın kendisini savunması mücadelesinde bu sınıfsal kırıkların da kaynaması için işçi sağlığı ve güvenliği mücadelesinde bir araya gelme çağrısı yapıyoruz. Ağabeyler, ablalar, arkadaşlar, bir ve aynı sınıfın insanları; kendimizi korumak, onurumuzu kazanmak, acımızı sağaltmak için birleşelim!
 
Barış Gönülşen/İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Üyesi
 
BirGün

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*