Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Kayıp Yakınlarının 500. Hafta Eylemi

Kayıp Yakınlarının 500. Hafta Eylemi

27  Mayıs 1995’den bu yana her Cumartesi Galatasaray Meydanın da oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri ve Kayıp yakınları 500. Hafta eylemini gerçekleştirdiler.

Arjantin‘de cunta yönetiminin zorla yok ettiği çocuklarını bulmak için Plaza Del Mayo meydanında toplanan annelerden esinlenen gruba katılanların sayısı zaman geçtikçe binleri bulmuştur. 13 Mart 1999’da polisin sert müdahaleleri nedeniyle oturma eylemlerine ara veren grup, 31 Ocak 2009’da yeniden bir araya gelmeye başladı.

Saat 10.30 da Tünel meydanında toplanan kayıp yakınları ve desteğe gelen yüzlerce insan yürüyüş için beklerken Grup Munzur bir müzik dinletisi sundu ve tiyatral bir gösterim yapıldı. Ardından kitle Galatasaray Meydanına doğru kayıpların fotoğrafları ile yürüdüler. Yürüyüş sırasında kitleye katılım arttı. Meydana gelindiğinde kitlenin sayısı binleri buldu. Galatasaray lisesinin önüne ulaşan kitle saat 12.00’da oturma eylemine başladı. Kayıp yakınları söz alarak yaşadıkları süreci taleplerini ve isteklerini dile getirdiler. Kayıp yakınlarının temel söylemi bu katliamların ve kayıpların tek sorumlusunun devlet olduğu. Ve kayıp yakınlarının adalet sağlanana ve katillerden hesap sorulana kadar bu eylemlerin devam edeceği oldu. Gözaltında kaybedilen Süleyman Cihan’ın yakını Ahmet Cihan “Bu resimler devletin işlediği cinayetlerin delilidir” dedi. Süleyman Cihan dosyasının failleri belli cinayetlerden biri olduğunu söyledi ve Mehmet Ağar’ın cezasız bırakıldığına dikkat çekti. İkbal Eren, “Kocaman bir aile olduk” diyerek, kısmen de olsa gözaltında kaybedilmelerin önüne eylemlerle geçtiklerini söyledi. İlk hafta ile 500. haftanın aynı olduğunu söyleyen Eren, herkesi bugünkü gibi sahiplenmeye çağırdı. Mehmet Ertak’ın oğlu ise, Van’dan gelerek katıldığı eylemde “Bir çözüm süreci varsa önce kayıpların akıbeti açıklanmalı” dedi.

Eyleme Berkin Elvan’ın ailesi de katıldı. Ayrıca çok sayıda sendikacı ve sanatçı da eylemde yer alıyor. Cumartesi Anneleri, üzerinde kayıpların resimlerinin olduğu tişörtler giyerken, desteğe gelen binlerce kişi de karanfiller ve kayıpların resimlerini taşıyor. Bu haftaki eylemde Fehmi Tosun’un nerede olunduğu soruldu. Fehmi Tosunun kaybedilme süreci ve basın açıklaması okundu. Fehmi tosunun kaybedilme süreci şu şeklide; “Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir 19 Ekim 1995 tarihinde gözaltına alındı. Aynı gün saat 7 civarında Fehmi Tosun beyaz bir Renault arabayla evin önüne getirildi. Tam o sırada eve gelen kızı ve yeğeni, babasını getirdiklerini gören oğlu ve pencereden aşağı bakan eşi Hanım Tosun, Fehmi Tosun’u telsizli kimselerle apartmanın arkasındaki bahçeye girerken gördüler. Hanım Tosun’un da pencerede olduğunu anlayan Fehmi Tosun tam o arada kendisini yere atarak gözaltına alındığını bağırmaya başladı ve yardım istedi. Hanım Tosun aşağı inene kadar Fehmi Tosun’u getirdikleri arabaya bindirmişlerdi. Hanım Tosun arabanın arkasından koştu, yanındakilerden arabanın plakasını not etmelerini istedi. 19 Ekim 1995 tarihinde evinin önünden beyaz Renault marka arabaya bindirilerek zorla götürülen Fehmi Tosun’dan bir daha haber alınamadı. Hanım Tosun hemen o gün Avcılar Polis Karakoluna başvurdu. Not edilen plaka numarasını da vererek şikayetçi oldu. Yine aynı gece Hüseyin Aydemir’in evine gitti, onun da eve dönmemiş olduğunu öğrendi. Ertesi gün Beşiktaş’ta Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığına gidip şikayet dilekçesi verdi. Sonrasında İnsan Hakları Derneğine başvurdu. Eve döndüğünde Hanım Tosun evin darmadağınık olduğunu gördü. Kızı, Hanım Tosun evde yokken polislerin geldiğini, evi aradıklarını, iki fotoğraf alıp götürdüklerini ve Hanım Tosun’a da bir not bıraktıklarını söyledi. Notta, Gayrettepe’ye gelmesi yazıyordu. Hanım Tosun, eşinin kuzeni ile birlikte Gayrettepe’ye gitti, orada görüştüğü polis Hanım Tosun’a korkmamasını, bildiklerini anlatmasını söyledi. Okuma yazması olmadığı halde arabanın plakasını nasıl alabildiğini sordu. “Bildiklerini söyle yoksa yazıktır adam kaybolmasın” dedi. Hanım Tosun, memurun masasında üzerinde Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir’in fotoğraflarının olduğu bir dosya olduğunu gördü. O günden sonra Hanım Tosun savcılığa ve DGM’ye tekrar gitti. Üç gün sonra DGM’ye gittiğinde Hanım Tosun’a dilekçesini geri verdiler ve Avcılar nereye bağlıysa dilekçesini oraya vermesi gerektiğini söylediler. Önce Bakırköy Savcılığına gitti, ancak dilekçesi kabul edilmedi. Sonra Küçükçekmece Savcılığına şikayet dilekçesi verdi. Başvurusuna bir cevap alamayınca İHD’ye tekrar giderek avukat tuttu. Birkaç ay sonra, Hanım Tosun evdeyken bir telefon geldi. Telefondaki ses ona önce bir süre beklemesini söyledi. Sonra da birkaç el silah sesi geldi. Sonra telefondaki ses ona ‘tamam kapatabilirsin’ dedi. Hanım Tosun kimin aradığını, o silah sesinin ne olduğunu hiçbir zaman öğrenemedi. Telefon tehditleri uzunca süre devam etti. Arayanlar küfür ederek kapatıyorlardı. Hanım Tosun bununla ilgili de şikâyet dilekçesi verdi ancak herhangi bir sonuç alınamadı. Sonunda telefon hattını kapattırdı. Hanım Tosun ilk baştan itibaren Cumartesi Anneleri eylemlerine de katıldı. Bu eylemler nedeniyle çok kez gözaltına alındı. Küçükçekmece Savcısı tarafından bir soruşturma başlatıldı. Savcı Avcılar Karakolu polislerinden birçok defa yazılı olarak Fehmi Tosun’un kaçırılması ile ilgili bilgi istedi ancak yanıt alamayınca polisler hakkında görevi ihmal suçunu işledikleri için ceza davası açtı. Hanım Tosun, 4 Nisan 1997 tarihinde Küçükçekmece Emniyet Müdürlüğüne şikâyette bulunarak eşinin akıbeti hakkında bilgi istedi. Soruşturma halen sürüyor ve Fehmi Tosun’dan o günden beri haber alınamıyor. Hanım Tosun 8 Nisan 1996 tarihinde AİHM’ye başvurdu. Tarafların anlaşması üzerine AİHM 6 Kasım 2003 tarihinde dostane çözüm kararı verdi. Eylem saat 13.15 de basın açıklamasının okunması ile son buldu.   10369693_813502602045460_183430462158133037_n   1555555_813502532045467_285061743490069050_n image   image1-1024x768

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*