Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Emperyalist ve bölgesel tekelci kapitalist savaşa karşı sınıf savaşını yükseltelim!

Emperyalist ve bölgesel tekelci kapitalist savaşa karşı sınıf savaşını yükseltelim!

 

Emperyalist ve bölgesel tekelci kapitalist savaşa karşı sınıf savaşını yükseltelim!
Devrimci Proletarya,26 Haziran 2012

Kapitalist Türkiye devleti, Suriye’ye müdahale ve bir bölümünün işgalinin baş aktörü olma yönünde ilerliyor. Fiilen de bu sürece girmiş durumda.

Türkiye kapitalist devletinin Suriye politikası, bölgesel güç ve hegemonya kurma amaçlı saldırgan ve yayılmacı bir dış politikadır. Türkiye tekelci burjuvazisinin nüfuz alanlarını genişleterek sermaye ve meta ihracıyla genişlemenin ve petro dolarları daha fazla çekmenin, petrol üzerinde- ve dağıtım hatlarında- doğrudan söz sahibi olmanın politikasıdır. Emperyalist-kapitalist devletlerin, sadece enerji kaynakları ve dağıtım ağlarının tam kontrolü ile sınırlı olmayan, bir bütün olarak Ortadoğu’nun ve Afrika’nın yeniden kapitalist yapılandırılmasını gerçekleştirme politikasının bir parçasıdır. Ortadoğu’yu tekelci sermaye ihraç ve yatırımları, meta ihracı ve üretimi için daha geniş ölçekli bir cennet haline getirmeyi, işçiler, kent ve kır yoksulları ve bölge halkları için daha büyük bir cehennneme çevirmeyi içeren genişletilmiş Ortadoğu politikasıdır. Neoliberal emperyalist-kapitalizmi hakim kılma politikasıdır. Petro-dolar kralları, şeyhleri ile kolkola olunur, mali sermayeleri ile bir üst düzeyden kaynaşılırken, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerindeki burjuva mali oligarşik dini despotluklara tek söz edilmezken iktidarları burjuvazinin bir kesimine dayanan, aile ve devlet oligarşisine doğru daralmış eskisi gibi yönetemez hale gelmiş tek partili çürümüş burjuva diktatörlüklere özgürlük ve insan hakları getirme yalanlarıyla saldırılıyor. Türkiye kapitalist devleti, Newroz’da ulusal talepleri için sokağa çıkan Kürt halkını, gazı, copu, kurşunuyla, gözaltı, tutuklama, katletme politikalarıyla karşılarken Suriye’ye müdahaleyi Esad’ın kendi halkını katletmesi üzerinden gerekçelendirmeye çalışıyor. Bunların hepsi, Türkiye kapitalist devletinin Suriye ve bölge halklarına kan banyosu pahasına bölgesel güç merkezi konumunu sağlamlaştırmak için geliştirdiği saldırganlık ve hegemonyacı politikalarının altlığıdır. Hiçbir manipülasyon ve demogoji tekçi egemenlik biçiminden burjuva demokratik biçimlerine kadar burjuva diktatörlüklerin işçi sınıfı ve emekçi halklara düşman karakterini gizleyemez, perdeleyemez. Bölgede tekçi egemenlik biçimlerinin hakim olduğu diktatörlüklerin yıkılması için bastırılmış halk kesimlerinin özgürlük istemlerinin içeride burjuva muhalif parti ve mezhep şeflerinin peşine takılmasıyla boyutlanan çatışmalar, neoliberal emperyalist-kapitalist müdahale ve işgal politikalarına gerekçe yapılıyor. Suriye halkı, gerici burjuva diktatörlüğe karşı mücadele ederken mezhep çatışmalarıyla da başka burjuva partilerin,Türkiye gibi bölgesel güç durumundaki İran’ın, emperyalistlerin, emperyalist kapitalizmin, bölgesel güç ve hegemonya kurma iştihası kabarmış Türkiye tekelci burjuvazisinin tuzağına çekiliyorlar.

Türkiye kapitalist devleti, ABD ve Avrupa emperyalist kapitalistlerinin desteğini almış olarak Suriye’deki gelişmeleri bölgesel sermaye birikimi için bölgesel tekelci kapitalist birikim, güç ve hegemonya kurma yönünde değerlendiriyor. Bunu Kürt ulusal hareketini içeride ve dışarıda -Kürdistan’ın diğer parçalarında- bastırma planı olarak uygulamaya hazırlanıyor. Suriye Kürdistan’ındaki özerklik istemini bastırmayı, bu yönde gelişecek fiili durumu engellemeyi, PKK’nin burada (ve Kürdistan’ın tüm parçalarında) güç kazanmasının önünü almayı hedefliyor. Ekonomik krizi, işçilere ve diğer emekçi sınıflara fatura etmenin, grev ve direnişleri engellemenin, muhalefeti susturmanın, burjuva demokrasisini en geri düzeyde tutmanın, demokratik hak ve özgürlükleri gaspetmenin politikasına çeviriyor. Dış politikadaki saldırganlık ve hegemonya, Suriye’nin bir bölümünü işgal hazırlığı iç politikada bastırma, susturma ve sömürünün ağırlaştırılması ile birleşiyor. Türkiye burjuvazisi ve politik partileri arasında da görüş birliğinin oluşmadığı ve rejim içinde yeni krizleri tetikleyecek olan bu politika, bölgedeki fay hatlarını harekete geçirerek, sadece Suriye ile de sınırlı kalmayacak, savaşın bölgeye yayılmasını da tetikleyecektir. Ulusal, dinsel-mezhepsel çatışmalar, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirecektir.

Toplumsal destek ve meşruiyet oluşturmak için “insani yardım koridoru” adı altında Suriye’ye gerçekleştirilmeye hazırlanılan askeri müdahale ve işgale “dur” demeliyiz. Emperyalist ve bölgesel tekelci kapitalistlerin, Suriye ve bölge halkları için daha fazla yıkım, ölüm, katliam anlamına gelen tüm pazarlıklarına, anlaşmalarına, saldırı politikalarına karşı tutum almalıyız.Tekelci kapitalist Türkiye devletinin bölgesel güç olma hedefli hegemonya ve yayılma politikalarına, Suriye’ye müdahaleye farklı nedenlerle karşı olan geniş bir toplumsal muhalefet dinamiği bulunuyor. Suriye’ye saldırı, müdahale ve işgal önlenebilir; eğer Türkiye tekelci kapitalist devleti Suriye’ye müdahale ederse, yapılacak olan krizini derinleştirmek, içeride ve dışarıda savaş/saldırı hükümetinin yıkılması için mücadeleyi yükseltmektir.

Tekelci kapitalist savaşa ve sömürüye karşı mücadele

Komünistlerin öncelikli görevi, tekelci burjuvazinin bu saldırgan ve yayılmacı dış politikasının işçi sınıfına karşılığını işçilere anlatmak, tekelci kapitalist saldırgan dış politika karşısında sınıf tutumunu örgütlemektir. İşçi sınıfı, sömürü alanlarını genişletmek ve derinleştirmek isteyen Türkiye tekelci burjuvazisinin ve kapitalist devletinin sermaye ve meta ihracıyla, petro-dolarları daha fazla çekmek ve enerji kaynakları ve dağılım hatları üzerinde etkili olmak, sermaye birikiminin kanallarını çoğaltmak ve genişletmek için giriştiği saldırgan politikalarına kararlılıkla karşı durmalıdır. “İnsani yardım koridoru” açılması adı altında Suriye topraklarına girilmesi ve savaş, Türkiye işçi sınıfına ölüm ve ekonomik yıkım, krizin faturasını ödeme, grevlerin ve her türlü işçi eyleminin ve mücadele örgütlenmesinin yasaklanması ve bastırılması, daha düşük ücretlerle çalışma bedeli olarak dönecektir. 4+4+4 kesintili eğitime karşı eylem yapan eğitim işçilerine karşı iki gün boyunca estirilen terörün, her toplanmaya, yürüyüşe gaz, cop, tazyikli suyla saldırının, hak arayışı içindeki işçilere, işçi direnişlerine gösterilen tahammülsüzlük ve müdahalelerin çok daha ağırı işçi sınıfı ve emekçileri beklemektedir. Askeri bütçe şişirilecek, yeni silahlar alınacak, bedelleri işçilere ödetilecektir. İşçi sınıfı, Türkiye kapitalistlerinin ve emperyalistlerin çıkarları için savaşması, ölmesi ve öldürmesi demek olan bu politikaya kararlılıkla karşı çıkmalıdır. Hiçbir işçi, savaşa sürülmek istenen genç, kapitalistin silahının mermisi, silahının ateşleyicisi, emireri olmamalıdır. İşçiler, kendileri gibi işçi olan Suriyeli ve Kürt sınıf kardeşlerini, kapitalistlerin çıkarları için öldürmemeli, ellerine verilen silahları kırıp parçalamalı, emirlere itaat etmemeli, ellerine geçirdikleri silahları kendilerini savaşa yollayan burjuvalara çevirmelidir. İşçi kardeş, düşmanın, seni sömüren, 10 saat çalıştıran, kölelik ücretine mahkum eden, işten atan (sınıf olarak yok sayan ve bastıran) burjuvazidir. Türk kapitalistlerinin çıkarları için işçi kardeşinin kanını dökme! Ulusal, dinsel, mezhepsel düşmanlık ve kavgalara karşı çık!

İşçilerin düşmanı kapitalistlerdir. En başta bulundukları ülkenin kapitalistleri ve tüm dünyadaki kapitalistlerdir. İşçilerin yürüteceği tek savaş kapitalistlere karşı savaş, sınıf savaşıdır. Türkiye’de de, Suriye’de de, Amerika’da da, Avrupa’da da kapitalist sınıfı yıkma savaşıdır. Kapitalistlerin iktidarını -her türlü sınıf diktatörlüğünü- yıkarak sömürüden kurtulma ve özgürleşme savaşıdır. Düşmanlık halklar arasında değil sınıflar arasındadır.

Çeşitli dizi ve filmlerle de geliştirilmeye çalışılan milliyetçi, dini-mezhepçi fetihçi politikaların işçi sınıfı saflarında yayılmasına karşı mücadele etmeliyiz. İşçi sınıfının her türlü egemen ulusçu, şovenist ve sosyal şovenist, ezilen ulus milliyetçisi, dinsel-mezhepsel ayrım ve bölünmelere karşı sınıfsal, sosyalist demokratik bilincini geliştirmeliyiz. Köle işçi ticaret büroları açan, işçileri 10 saat kölece çalıştıran, işçi direnişlerine saldıran, Kürtlerin en temel haklarını dahi tanımayan, özgürlük hakkını yok sayan, emekçi kadını çifte sömürü ve baskı altında tutan, gençleri yeni bir savaşa sürmeye hazırlanan tekelci kapitalist devletin Suriye’ye maskeli müdahalesi, denildiği gibi “insani yardım” değil, Suriye işçilerine, emekçi halklarına daha korkunç bir ölüm, işkence ve yıkımı götürmektir. Bir başka halka insani yardım ve özgürleşmesi için müdahale edildiği yalanına karşı işçileri bilinçlendirmeliyiz. Türkiye, Suriye, Ortadoğu ve tüm dünyadaki işçiler ve emekçi halklar, emperyalist-kapitalistlerce kışkırtılan, bölgedeki kapitalist ve gerici devletlerin birbirleriyle savaştırılması ve halkların birbirine kırdırılması politikalarına karşı birlikte mücadele, dostluk, dayanışma ve sınıf savaşı şiarını yükseltmelidir.

Ortadoğu’da tarih boyunca emekçi halklar din, mezhep ve ulus savaşları üzerinden birbirine boğazlatıldı. Düşmanlıklar körüklendi. Şimdi ona bir yenisi ekleniyor. Ulusal, dinsel, mezhepsel düşmanlık ve ayrımlara hayır diyen, boğazlaşmaların karşısında durabilecek olan tek sınıf, işçi sınıfıdır! Ezilen halkların yanında, ulusal, dinsel ve mezhepsel baskıların karşısında net bir tutum koyabilecek olan tek sınıf, işçi sınıfıdır! Ancak, işçi sınıfı bu gerici savaşı önleyebilir. Ancak, böyle bir işçi sınıfı bulunduğu ülkelerdeki ve bölgedeki devrime önderlik edebilir. İşçi sınıfı, tekelci kapitalist Türkiye devletinin, emperyalist-kapitalistlerin mali oligarşik egemenlik ve hegemonyacılığına, işgale ve ilhaka kararlılıkla karşı çıkmalıdır. Bölgedeki bütün ülkelerde işçilerin birliği ve birlikte mücadelesini enternasyonal sınıf kardeşliğiyle, emekçi halkların demokratik kurtuluşçu mücadelesiyle yükseltmeli, bölgeyi düşmanlıkları ve savaşları çıkartan sınıf düşmanlarımız için bataklığa çevirmeliyiz.

– Türkiye ve Bölge halkları içerisinde enternasyonal sınıf kardeşliğini ve kapitalistlere karşı birlikte mücadeleyi, dostluğu ve dayanışmayı geliştirecek, şovenizme ve her türlü milliyetçiliğe, saldırganlığa, emperyalist kapitalist gericiliğe ve egemenliğe karşı İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformları’nı kuralım.

– Ayrıca çok daha geniş olarak müdahale ve işgali önleme (gerçekleşirse “derhal işgale son verin”) platform ve komiteleri kurulmalıdır. Bu, müdahale ve işgale karşı olan tüm emekçi sınıf ve toplum örgütlerini kapsayacak genişlikte aşağıdan bir hareket olarak ve geniş, sürekli ve sonsuz çeşitlilikteki eylemlerle örgütlenmelidir. Savaş makinesi kilitlenmeli, savaşamaz hale gelmelidir.

– Müdahale ve işgali önlemenin, saldırganlığı durdurmanın en etkili yolu bölgesel tekelci kapitalist saldırgan ve hegemonyacı dış politikaya, Suriye’ye müdahaleye karşı genel grev, genel direniş’tir.

– Hatay başta olmak üzere Suriye sınır hattında, Antep gibi işçi yoğunluğu olan ve demokratik bir potansiyelin olduğu, ulusal mezhepsel çatışmaların içerisine çekilebilecek kentlerde ulusal, dinsel, mezhepsel ayrım ve çatışmaların körüklenmesine karşı halklar arasında barış ve dostluk, birlik ve dayanışma, demokratik ve sosyalist kültürel kaynaşma geliştirilmeli; Türkiye kapitalist devletinin saldırgan, hegemonyacı ve yayılmacı dış politikasına, emperyalist ve bölgesel tekelci kapitalist devletler ağının ve burjuvazisinin Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’ne karşı birlikte mücadele örgütlenmelidir. Bölgesel protesto, boykot, bölgesel genel grev, kepenk kapatma, asker ve mühimmat sevkine karşı blokaj, sınır bölgelerinde zincir oluşturma eylemleri örgütlenmeli; İskenderun, Mersin limanlarından sevkiyat önlenmeli; bu doğrultuda ortak eylem ve ittifaklar gerçekleştirilmelidir.

Türkiye burjuvazisinin büyükçe bir bölümü, müdahaleye dönük kombinasyonların içerisinde yer alırken ve AKP ve bir kısım medya üzerinden müdahaleye uygun toplumsal iklim ve destek hazırlanırken, bu müdahaleci ve saldırgan dış politikaya çeşitli ve oldukça farklı nedenlerle karşı olan geniş bir toplumsal kesim, dağınık bir biçimde, bulunmaktadır. Saldırgan ve müdahaleci dış politika, burjuvazi ve partileri içerisinde de çatlak ve yarılmalara yol açacak, rejim krizinin bir unsuru haline gelecektir. Bu saldırgan ve müdahaleci dış politikayı durduracak olan, onun yıkımını yaşayacak olan emekçi sınıflar ve halklardır. Saldırgan dış politika için askeri harcamalara, ordunun modernizasyonuna harcanan bütçeyle, sağlık, eğitim haklarından yoksun bırakma, siyasal özgürlüklerin kısıtlanması, baskıların artmasının birbiriyle kopmaz bağı sürekli işlenmeli, siyasal ajitasyonun, örgütlenmenin, eylemin gündemi haline getirilmelidir. Türkiye’deki ve bölgedeki bütün işçiler ve emekçi halklar için yıkım, birbirini boğazlama, daha fazla ölüm, kan ve gözyaşı demek olan bu saldırgan ve müdahaleci dış politikanın yaygın protestolarla, müdahale için hazırlanan tugay ve alayların olduğu bölgelerde, askeri bakanlıkların önlerinde yapılacak eylemlerle, hükümete yönelik protestolarla, genel grev genel direnişle yenilgiye uğratılması olanaklıdır.


Emperyalist kapitalist gericiler, bölge hakları üzerinden elinizi çekin!
Kahrolsun emperyalist ve bölgesel tekelci savaş- pazarlık ve anlaşmalar!
Kahrolsun kapitalist savaş! Kahrolsun kapitalizm!
Kahrolsun petro-dolar kralları! Kahrolsun din, mezhep tüccarları!
Kahrolsun emperyalist kapitalist savaş, yağma, yıkım demokrasisi!
Burjuva diktatörlükleri yıkalım! Ortadoğu’ya işçi ve emekçi halklar için demokrasi ve özgürlük!
Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!
Emperyalist ve bölgesel tekelci savaşa karşı sınıf savaşını yükselt!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*