Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » Katliam bakanı

Katliam bakanı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, madenci katliamına ilişkin bir tv programındaki açıklamalarında, madencilerin “güzel öldüklerini”, “ailelerinin huzur içinde olduklarını” söyledi, özel sektör, taşeronluk sistemi, denetimsizliği savundu, sendikaları ve Tabibler Birliği’ni suçladı!

Bakan Dinçer, işçi sınıfının ve ailelerin acısıyla alay eder gibi bir pişkinlikle konuştu: “İlk 19 madencimizin bedeninde herhangi bir yanık yoktu, güzel öldüler. 8 madencimizde ise hafif yanıklar vardı, onların kimlik tespitlerinde sorunlar yaşandı. Maden işçileri ailelerine teslim edildi. Aileler huzur içinde.”

Adam, bir anda ölenler ve cesedi bulunanlar dua etsin, bunu da bulamayanlar var diyor, açıkça!

Bakan efendi devam ediyor: “Bakınız şunu söylerseniz insanları yanlış bilgilendirirsiniz; burayı taşerona verdiler, kaza oldu… Bu kesinlikle yanlış bir tespittir. Türkiye’de sendikalar özel sektörde örgütlenemedikleri için taşeronluk sistemine karşı çıkıyor.”

Adam, işçiler örgütlenmesin, daha “güzel ölsünler” diye kamu işletmelerini de taşerona veriyoruz, diyor, açıkça!

“İş güvenliğinde uzman yetiştirmek için iki kez yönetmelik değiştirdik. Fakat her seferinde Türk Tabibler Birliği mahkemeye verip yürütmeyi durdurdu.”

Adam, cinayeti sendika ve meslek örgütlerine yıkmaya çalışıyor, açıkça!

“Özel sektörde meydana gelen kazalar, maden sektöründe meydana gelen kazalar kamudan daha düşük. Almanya’da maden kazalarının çok düşük olduğu doğrudur ama onların kömür madeni yapısıyla bize ait ocakların yapısı bir değil. Onlar -720 metrede çalışmıyor. Yine Afrika’da kazalar düşüktür fakat onlar yüzeysel kömür çıkartıyor. Bunları insanları teselli etmek için söylemiyorum. Ama insanlar önce çalışma şartlarını göz önünde bulundurmalı.”

Adam yalan söylüyor, demogoji yapıyor, açıkça!

“Saat 13.03’de metan gazı ölçülüyor içeride. Saat 13.24’de ise gaz normal değere düşmeye başlıyor. Fakat 13.28’de patlama meydana gelmiş. Patlamanın neden kaynaklandığı henüz bilinmiyor. Gaz ölçümlerinin hepsi bilgisayar kayıtlarında var. Patlamadan sonra da gaz değerleri yüksekti.”

Adam, tehlike sınırının üstüne çıkan gaz oranına karşın neden işçilerin tahliye edilmediğini açıklamıyor, katliamı sözde sır perdesi ile halı altına süpürmeye çalışıyor, açıkça!

“Teftiş elemanlarımız yetersizdi, 600 civarında. Daha çok teftişler şikayet üzerine yapılmaktaydı. Benim bakanlık dönemimde bu uygulama değişti. Bizim için ölüm oranı yüksek üç sektör var; maden, metal ve inşaat. Şimdi faktörleri ortaya çıkardıktan sonra denetimler yapılıyor. Ocaklar 6 ayda bir denetleniyor.”

Adamın özrü kabahatinden büyük: Olan olması, ölen ölmesi gerekendir!

Bakan efendi, iş güvenliği mühendislerinin ücretlerinin patron tarafından ödenmesinin eleştirilmesi üzerine şunları söylüyor: “Teknik nezaretçiler uyarıda bulunur, ama onların yaptırım gücü yok. Bence onların kendi sağlıklarını hiçe saymaları mümkün olamaz. Eğer bile bile insanlar idari ya da teknik eksikliklere rağmen görev yerine tehlikeye gönderiliyorsa bunun adı ihmal değil cinayettir. İş güvenliği tartışılacaksa ben başka dosyaları da tartışmaya açabilirim.”

Adam maden katliamına karşı tepki ve eleştirileri bastırmak için tehdit savuruyor, açıkça!

Uzlaşma Yok!

Bir hapishanedir yaşam bizim için kardeşim.
Bir hapishane
Güneşin çatısı altında
Temeli üzerinde acılarımızın.
Sırtımızda açlığın tek tip elbisesi
Ve ayaklarımızın dibinde
Bizden öncekilerin iskeletleri
Çentik atacak yer kalmadı gökyüzünde.
Çentik atacak yer kalmadı düşlerimizde.
Çentik atacak yer kalmadı öfkemizde…
Uzlaşma yok!

Şiir: Bülent Celal

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*