Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Katil (1. bölüm): Özel halk otobüsü!

Katil (1. bölüm): Özel halk otobüsü!

İzmit’te, ulaşım için mahallelerine belediye otobüsü verilmesini isteyenlerin üzerine otobüs sürüldü!

Serdar Mahallesi’nde, yaklaşık bin işçi ve emekçi yaşıyor. Mahallede yer alan Orkide ve Kalkan sokakları, otobüslerin son duraklarından son derece uzakta kalıyor. Bu sokaklarda oturanlar; son durakta otobüsten indikten sonra; çok uzun bir yol yürüyerek, evlerine varabiliyorlar…

Orkide ve Kalkan sokaklarında oturanlar, yıllardır; belediye otobüslerinin bu sokaklardan da geçmesini istiyorlar. Dilekçelerle… Dilekçeleri yanıtsız kaldıkça, eylemlerle…

7 yıl boyunca, eylem! 7 yıl süren eylem! Sürüyor! Önceki gün de! Yeniden! Yarın da!
1 Temmuz 2010 sabahı da; yine çocuklarıyla beraber; otobüs güzergahına çıktılar. Eylem yapacaklardı. Gelen ilk belediye otobüsünün yolunu keseceklerdi… Belediye otobüsünden önce, polis geldi! Polis; çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan eylemcileri, eylemden vazgeçirmeye çalıştı. Eylemden, sakat çocuklarının sağlam kalan bacaklarından, evlerine varmaktan, ulaşım ihtiyaçlarını karşılamaktan vb., vazgeçirmeye çalıştı; öncelikle de, eylemden!

Otobüs değil, polis!
Otobüs değil, polis gelmişti. Polisin ardından da, belediye geldi. Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Müdürlüğü’nden, UKOME (dip not 1) “yetkilileri” geldiler. Eylemci kadın ve çocukların, ihtiyaçlarını ve taleplerini anlatmaya çalıştıkları, UKOME “yetkilileri”; onlarla alay ettiler!

Hep yokuşa sürülüyoruz
Bu aşağılanmaya öfkelenen eylemci kadın ve çocuklar, UKOME “yetkilileri” ile tartışmaya başladılar. Tartışma büyüyünce; UKOME “yetkilileri”; alayı bırakmak zorunda kaldılar. Bu kez, işi yokuşa sürmeyi, yıllar boyunca yapıldığı gibi, yeniden devreye soktular: Araç istenen sokaklara, belediye otobüslerinin teknik olarak giremeyeceğini; yolun belediye otobüsleri için dar ve bakımsız olduğunu; mahallelinin, önce Fen İşleri Müdürlüğü’ne müracat ederek, yolları uygun hale getirmesi gerektiğini, söylediler.

“Yalan söylüyorsunuz!”
Eylemci kadınların tepkisi, sert oldu: “Yolumuzun uygun olmadığını söylüyorsunuz. Yalan söylüyorsunuz! Belediye otobüslerinin güzergahında yol çalışmaları olunca; belediye otobüsleri, Orkide ve Kalkan sokaklarını kullanıyor! Gidip de bir inceleme dahi yaptınız mı! Bize, daha önce eylem yaptığımızda, bir ay içinde sorunu çözüme kavuşturacağınızı söylediniz! Sorunun çözümü için hiçbir şey yapmadınız! Bizi sürekli oyalıyorsunuz!”

“Yetkililere” inanmayacağız da; inandıklarımıza inanmayı sürdürecek miyiz?
Tartışma sürerken; uzaktan, bir belediye otobüsü göründü. Eylemci kadın ve çocuklar, tartışmayı kesip; belediye otobüsünün önünü kestiler. Belediye otobüsü durdu. Polis, eylemci kadın ve çocuklar ile belediye otobüsünün arasında, eylemcilere barikat oluşturdu. Polis, eylemci kadın ve çocukları, çok zorlanarak, zorla ikna etti. Yine polis; “yetkililerle” görüştüklerini; çözüm için 10 gün süre alındığını, söyledi. Eylemci kadın ve çocuklar, polislere; belediye “yetkililerine” inanmadıklarını söylediler…

Katil: Özel halk otobüsü
Eylemcilerden iki kadın; Ayşe Serdar ile Ayşe Bitkici; polise; bu sabah, 61 numaralı özel halk otobüs şoförünün, otobüsünü, çocukları Emre Serdar ile Doğukan Bitkici’nin üzerine sürdüğünü; çocuklarının neredeyse ezileceklerini anlattılar. Şikayetçi oldular. Şikayet, havada asılı kaldı! Eylemciler içinden birçok kişi, olaya tanık olduklarını belirterek; kaygılı, korkulu ve çok öfkeli iki anneyi desteklediler…

Polis, ifadelerini almak üzere; öfkesi taşkın iki anneyi ekip arabasına bindirdi. Anneler, Ayşe Serdar ve Ayşe Bitkici; otobüsü, çocuklarının üzerine süren özel halk otobüsü şoföründen şikayetçi oldular. (Özel halk otobüsü şoförü, kısa bir süre sonra; gözaltına alındı. Anneler ve pek çok tanık, hakkında suç duyurusunda bulundukları için; adliyeye sevk edildi. Aynı gün, tutuksuz yargılanmak üzere, serbest bırakıldı!)

UKOME “yetkilileri”, işin sarpasardığını görerek; bir süre sonra, sıvıştılar…

İtfaiyeci
Sabahki olayı da öğrenmeleriyle; öfkeleri hiçbir kaba, hatta copa dahi sığmayacak hale gelen kadın ve çocukların eylemi; kalabalıklaşıp, gelişerek sürerken; Ulaşım Daire Başkanlığı Hat Denetim Amiri, “olayı” yatıştırmak üzere, geldi. Amir, “Şehir içi 5 numaralı Minibüsçüler Kooperatifi ile görüşme halindeyiz. Bir hafta içinde gerekli düzenlemeyi yapacağız. Sizlerin mağduriyetini gidereceğiz!”, dedi.

“Talebimiz yerine getirilene kadar,…!”
Eylemci kadınların verdiği karşılık, sert oldu: “7 yıldır bizi oyalıyorsunuz! Ayağı protezli olan çocuklar, yaşlı insanlar, bu durumdan mağdur. Çoğumuzun eşi, asgari ücretle çalışıyor. Hergün, evlerimize ulaşmak için, 4 lira taksi parası veriyoruz. Toplu ulaşım araçlarının bölgemizden geçmesini istiyoruz! Sayın Karaosmanoğlu (dip not 2) ve sayın Doğan’ın (dip not 3) bölgemize gelmelerini, sıkıntımızı görmelerini istiyoruz! Yaptığımız belki suç, ama başka çaremiz yok! Talebimiz yerine getirilene kadar, eylemlerimizi sürdüreceğiz!”

İlayda ile Elif
İlayda ile Elif; özel halk otobüsünün altında kalmaktan son anda kurtarılan çocuklar değildiler. Fakat, daha önceki eylemlere katılmışlardı…

İlayda ve Elif; ikisi de sorunlu. İlayda Turid’in, bacağı protez. Elif Işık, otobüs olmadığından; “engelli” okuluna, çoğunlukla yürüyerek gitmek zorunda kalıyor. Çünkü, taksi; çok pahalıya geliyor… İlayda Turid de öyle: Eğitim gördüğü, Ford Otosan (LİNK VER!) İlköğretim Okulu’na, yürümek zorunda kalıyor… Ağlaya ağlaya yürüyor… Bölgedeki işçi ve emekçiler, 10 Haziran’da da; ancak bu kez, sadece İlayda ve Elif için, yol kapatıp, trafiği kesip, eylem yapmışlardı.

Doğrudur: Katil!
Özel halk otobüsüne “katil!” dedik. Doğrudur! Katil! Çünkü, sermayedir.

Özel halk otobüsü, sermayedir. Sermaye ilişkisidir: Ulaşımın özelleştirilmesi, sermayeleştirilmesi, fahiş fiyattan satılan metalaştırılmasıdır. Bu yüzden; ulaşımın özelleştirilmesinin, sermayeleştirilmesinin, fahiş fiyattan satılmak üzere metalaştırılmasının engellenmesine ölümüne, öldüresiye karşıdır. Buna engel olana ölümüne savaş açar. Bu konuda önüne çıkana, ölümüne, öldüresiye saldırır… Ne kadın dinler ne erkek; ne yaşlı dinler ne de çocuk… Ezer geçer!

Sınıf mücadelesiyle kazanılmış bir hak: Belediye otobüsü
Elbette, özel olmayan belediye otobüsleri de sermayedir. Fakat, burada; işçi sınıfının (ulaşım) ihtiyaçları da, bir nebze de olsa, biçimsel de olsa, gözetilmiş; tanınmıştır. Sermayenin lütfetmesi, sadaka olarak kafamıza kakması olarak değil elbette: Sınıf mücadelesi sonucunda, kazanılan sınıfsal, toplumsal, kolektif bir hak olarak! Bu yüzden, özel olmayan belediye otobüsleri, trafik kazalarını dışarıda tutarsak, işçilerin, kadın ve çocukların üzerine gelmezler, ezmeye kalkmazlar. Onları, olabildiğince güvenli, olabildiğince konforlu ve ucuz bir şekilde, gitmek istedikleri yere götürmeye; dışarıda, duraklarda kalmış kimseyi bırakmamaya çaba gösterirler…

Katil özel halk otobüslerini dahi arayacağız!
Fakat, ulaşım da sermaye ve devleti tarafından, bir bütün olarak özelleştirilmekte, sermayeleştirilmekte, fahiş fiyattan metalaştırılmaktadır. Özel halk otobüsleri dışında kalan belediye otobüsleri de, giderek daha fazla, daha doğrudan sermayeleştiriliyorlar. Böyle giderse; işçi sınıfı, böyle gitmesine izin verip, ses çıkarmazsa; bir süre sonra; bırakalım belediye otobüslerini; katil özel halk otobüslerini dahi çok arayacak!…

Çünkü; katil özel halk otobüsleri; önünde engel oluşturduğunda ezse bile; müşterileştirdiği işçi ve emekçileri, kitlesel olarak taşımak zorundadır. Buna muhtaçtır. İşçi sınıfına, muhtaçtır!

Sermayenin paralı askeri: Özel halk otobüsü
Aslında; katil özel halk otobüsü; sermayenin, ulaşımı özelleştirme, sermayeleştirme savaşında; profesyonelleşmiş, paralı askeridir. Profesyonel katildir. Mobil profesyonel katildir.

Sitemizi takip eden işçiler, hatırlayacaklardır: Emperyalist tekellerin, büyük sermayelerin; dev çaplı sermaye yatırımları için, bu çaptaki yatırımlara karşılık gelecek düzeyde artıdeğer sömürüsü ve azami karlılık için, henüz hazır olmayan alanlara, hemen girmediklerini, yazmıştık. Onlar; potansiyel azami kar alanı olan, azami kar vadeden bu alanlara; önce, ilk elde elden çıkarabilecekleri, kolayca feda edebilecekleri “fedailerini” sürerler. Bu fedailer; çoğunlukla, küçük sermayeler; sermayenin malı olan, sömürdüğü işgücünün, sınıf atlama heveslisi belli bir kısmı vb.dirler. Bu fedailer; büyük sermayenin daha en baştan gözkoyduğu alana hızla dalarlar. Birbirleriyle rekabet ederek, fiyat kırarak, alanı metalaştırarak, sermayeleştirerek; bir süre sonra; büyük sermayelerin dev çaplı sermayelerini alana yatırıp, azami kar elde edebilecekleri hale getirirler. Ancak, fedailer; aslında büyük sermayeler için kale bile alınmaya değmez, onların dişinin kovuğuna bile gitmeyecek (ve bu yüzden de, şimdilik onlara bırakırmış gibi göründüğü) kadar küçük bir kar için, kanter içinde, birbirlerini ve sömürdükleri, ezdikleri işçileri boğazlamaya o denli dalmışlardır ki; tepelerinde bekleyen ve az sonra, kendilerini silindir gibi ezecek olan, “tehlikeyi”, farketmezler bile! Sonrası biliniyor: Azami kar vadeden alan; fedailer tarafından, bilinçsiz olarak, büyük sermayelerin sofrası olarak hazır hale getirildiğinde, … Cılk! Büyük sermayeler; fedai olarak savaşa gönderdiklerinin çoğunun kafasını tık etmeden koparır (yani, elinde avucunda ne varsa, el koyar; mülksüzleştirip tükürür; kimi zaman da, gerçekten kafasını koparır! Piyasadaki cinayetlerin büyük çoğunluğu, büyük sermaye tarafından tutulan yeni fedailerin, önceki fedaileri öldürmesidir.). Bir kısmını ise; ki bunlar, büyük sermayenin kendilerine bahşiş vereceği; düzenli ödeme yapacağı, kar payı vereceği denli, gelecek vadedici, işinin uzmanı, yenilik yaratan vb., kesimdir; bu kesimi ise, taşeronlaştırır…

Özel halk otobüslerinin yaptığı budur. Emperyalist kapitalizmin, emperyalist tekellerin ve bağımlı Türkiye kapitalizminin, Türkiye’deki tekelci sermayelerinin, özel halk otobüslerine yaptırdığı budur. Ve, zamanı geldiğinde; özel halk otobüslerinin dışında kalan belediye otobüslerinin de özelleştirilip sermayeleştirilmesinde belli bir yol alındığında; belediyelerin özelleştirilip sermayeleştirilmesinde belli bir yol alındığında; karayollarının özelleştirilip sermayeleştirilmesinde belli bir yol alındığında; ulaşım sektörünün bütününün özelleştirilip sermayeleştirimesinde belli bir yol alındığında: Yapacağı da, budur! Özel halk otobüsleri: Cılk; ezilecek. Piyasadan silinip, kaldırılacak. Yerine ise, … Hiç gördünüz mü, bilmiyoruz: Sermayeleştirilmekte olan belediyeler; şimdiye kadar Türkiye’de hiç görülmemiş, yeni “belediye” otobüsleri hazırlıyorlar: Televizyonlu, internetli; konforlu ve lüks. Bunlara binmek ise, epey pahalıya patlıyor. İşçi sınıfı ve emekçiler; ortalamanın epey üzerinde ücret alarak sömürülen çok küçük bir kesimi hariç; bu yeni “belediye” otobüslerine, belki de hiç binemeyecekler. Sermayenin “belediyesi”, kendinde daha önce bir ölçüde, kısmen ve biçimsel olarak; sınıf mücadelesinin kazanılmış bir hakkı olarak varolan belediyeyi; yani, “kamu hizmeti”ni, “kamu alanı”nı, “kamu yararı”nı; kısacası “kamu”yu, tümden, topyekün tasfiye ediyor. Devletin bütününde olduğu gibi, belediyenin bütününde olduğu gibi.

“Belediye”nin, belediyeyi tasfiyesi
Sermayenin “belediyesi”nin, sınıf mücadelesiyle, kendindeki belediyeyi tasfiye etmesi:
Birincisi; belediye otobüsleri arasındaki sınıf savaşıdır.

Başlangıçta, belediye otobüsü güçlü, egemen; özel halk otobüsü güçsüz, nitelikçe de nicelikçe de zayıftır. Savaşımın ilerleyen safhalarında, aralarındaki sınıfsal güç dengeleri değişir. Belediye otobüsü, hala egemen ve güçlüdür. Fakat, özel halk otobüsü, belediye otobüsünün içine geçmeye de başlamıştır. Belediye otobüsü, özelleşmeye başlamıştır. Savaşım, belediye otobüsünün tüm direnişine karşın; bu doğrultuda giderek hızlanarak sürer. Bugünden baktığımızda; hangisinin belediye otobüsü; hangisinin özel halk otobüsü olduğunu anlamak dahi, son derece zorlaşmıştır…

İkincisi; ve belirleyici olanı; İşçi sınıfı içindeki sınıf savaşıdır.
İşçilerin birbirleriyle sınıf savaşıdır.
Her işçinin, kendi kendisiyle sınıf savaşıdır.

Başlangıçta, belediye otobüsü güçlü, egemen; özel halk otobüsü güçsüz, nitelikçe de nicelikçe de zayıftır. İhtiyaçlarını karşılamaktan bütün yönleriyle uzak olsa da; işçilerin çok büyük çoğunluğu; özel halk otobüslerini değil; belediye otobüslerini tercih eder. Ulaşım ihtiyacını, fiyatını ödeyerek, belediye otobüsüyle karşılar. Özel belediye otobüslerinin; hem kendi aralarında, hem de belediye otobüsleriyle, ölümüne, öldüresiye rekabet etmesine; bu yüzden, sokaktaki, duraktaki ve taşıdığı işçilerin can güvenliğini tehlikeye atmasına, tepki duyar. Özel belediye otobüslerinin, amansız paragöz olmasına; kendisini işçi değil, müşteri yerine koymasına; bir müşteri daha kapmak için, kendisini “ölmüş balık konservesine” çevirmesine, tepki duyar…

Savaşın ilerleyen safhalarında, işçi sınıfının belediye otobüsüne binen kesiminin tüm direnişine karşın, belediye otobüsüne binen kesimiyle, özel halk otobüslerine binen kesimi arasındaki, güç dengeleri değişir. Belediye otobüsü, hala egemen ve güçlüdür. İşçi sınıfının, belediye otobüsüne binen işçi kesimi de öyle. Fakat, özel halk otobüsü, belediye otobüsünün içine geçmeye de başlamıştır. İşçi sınıfının belediye otobüsüne binen kesimi, özel halk otobüsüne binen kesimine dönüşmeye başlamıştır. Kendisi de işçi olan, kendisi de kendileri gibi sermaye tarafından sömürülüp ezilen bir işçi olan, belediye otobüsü şoförüyle ilişkileri değişmeye başlamıştır.

Belediye otobüsü şoföründen; sadece işçi olarak değil; daha çok, aldıkları hizmetin, zaten sürekli artmakta olan fiyatını trink ödeyen müşteriler olarak; kendilerine ayrıcalık gösterip uygulamasını isterler. Bu lanet olası pis ve leş gibi kokan otobüse herkesi doldurmamasını isterler. Öyle kağnı gibi değil, hızlı gitmesini isterler. Dayatırlar. İşçi sınıfının belediye otobüsüne binen kesimi; nesnel olarak işçi olmasına karşın; öznel olarak burjuvalaşmaktadır.

Onlar; nesnel olarak işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarının sermaye tarafından daha da dibe doğru bastırılmasıyla birlikte; yine nesnel olarak hem kendi sömürülme ve ezilme koşulları, hem de belediye otobüsünün sömürülme ve ezilme koşulları, daha da kötüleşirken; kendileri gibi, tüm güvence kırıntılarından yoksunlaştırılan, ücreti sürekli daha da düşürülen, taşeronlaştırılan, belediye otobüsü şoförünün karşısına; öznel olarak, burjuvalaşarak çıkmaktadırlar. İşçi sınıfının belediye otobüsüne binen kesiminin büyük bir çoğunluğu; burjuvalaşarak; belediye otobüsünün taşeronlaştırılmış şoförlerine, savaş açmaktadır. Amansızca yürütmektedir. Sınıf savaşı!…

Sermaye olarak işçi sınıfı: Hep kaybeder!
İşçi sınıfının belediye otobüslerine halen binen kesiminin büyük çoğunluğu; belediye otobüslerinin şoförlerine karşı amansızca yürüttükleri bu savaşta, ne kazanır?…

İşçi sınıfı, bu sınıf savaşımında, ne kazanır?

Sadece kaybeder!

Belediye otobüslerinin özelleştirilmesiyle, sermayeleştirilmesiyle, kaybeder.
Ulaşımın özelleştirilmesine, sermayeleştirilmesine, tekel fiyatlarıyla metalaştırılmasına direnişinin yetersiz kalmasıyla; giderek seyircileşmesiyle; giderek desteklemesiyle, kaybeder.
Belediye şoförlerinin taşeronlaştırılmasıyla, işsizleştirilmesiyle, kaybeder.
Özel halk otobüslerinin oluşturulmasına seyirci kalarak; giderek destekleyerek; giderek katilleşmelerini de destekleyerek, kaybeder…

İşçi sınıfı; kendisini daha fazla sermayeleştirdikçe, kaybeder.
İşçi sınıfı; kendisini sermaye olarak yeniden üretmeyi sürdürdükçe, kaybeder.
İşçi sınıfı; kendisini sermaye olarak yeniden ürettikçe, kaybeder.
İşçi sınıfı; sermaye üretmeyi sürdürdükçe, kaybeder.

Dipnotlar:
1/istanbulasim.net/index.php/ukome-ulam-koordinasyon-merkezi

2/Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanı. Sermayeleşmiş Kocaeli’nin, sermayeleşmiş Büyükşehir Belediyesi’nin, sermayeleşmiş Başkanı’nın, sermayeleştirme çalışmaları hakkında bilgi edinmek için: ibrahimkaraosmanoglu.com.tr/. Sermaye tarafından neyle nerede nasıl yetiştirildiğini; nasıl siyasallaştırıldığını; yetişip siyasallaştıktan sonra, nerelere kimlere ne için üye olduğunu merak edenler için: facebook.com/group.php?gid=41827083686. Sadece bugün yaptıklarını değil; geçmişte de, ne için, neleri nasıl yaptığını merak edenler için: tumgazeteler.com/haberleri/kocaeli-belediye-baskani-ibrahim-karaosmanoglu/?gun=7000&sira=Rank&start=168

3/İzmit Belediye Başkanı. Merak eden için: ozgurkocaeli.com.tr/. Örneğin: ozgurkocaeli.com.tr/article.php?id=15750&rate=3. Ya da: ozgurkocaeli.com.tr/article.php?id=14650&rate=2

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*