Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Karataş Cezaevi’nde neler oluyor?
Karataş Cezaevinde yaşananları devrimci tutsak Duygu Ergen'nin şair yazar Adil Okay'a gönderdiği mektuptan aktaralım.

Karataş Cezaevi’nde neler oluyor?

Bilindiği üzere geçtiğimiz aylarda Karataş Kadın Cezaevi 2. Müdür tarafından adli kadın tutukluya tacizde bulunması sonucunda İHD ve Adana Kadın Platformu olarak ortak bir basın toplantısı gerçekleştirmiştik. Kamuoyunda ses getirsede aynı müdür ne yazık ki hala görevinin başında. Yine yaz boyunca su sorunu yaşanamış bunun üzerine Ağustos ayında Karataş Cezaevi önünde bir basın açıklaması ile protesto eylemi gerçekleştirilmişti.
Su sorunu çözülmüş ancak yatak sorunun tahliyeler sonucunda çözüme gidilmişti. Tahliyeler olmasına rağmen yatak sorunu hala gündemini koruyor.

Yine geçtiğimiz Kasım ayı içerisinde siyasi kadın tutukluların kaldığı B-4 koğuşunda kalan müebbet hapis Özlem Aydın ‘nın onaylanmamış olan hücre cezası için götürülürken hücre arkadaşları karşı çıkması sonucunda gardiyanlar tarafından darp edilmişlerdir. Kadınlar çeşitli yerlerinden darp almışlar ve savcılığa suç duyurusunda bulunmuşlardır.

Yine Aralık ayı içerisinde B-4 Koğuşunda kalan 2 siyasi kadın tutuklunun gerekçesiz olarak Antalya Cezaevine sevki sırasında siyasi kadın tutuklulara kaba kuvvet kullanılmış, darp edilmiş, yerlerde süreklenmişlerdir. Bu yetmezmiş gib de erkek gardiyanların koğuşlara girmesi yasak olmasına rağmen erkek gardiyanlar kadın koğuşuna girerek kadın tutukluları darp etmiştir.

Yine geçtiğimiz Haziran ayında “Tekel eylemine katılmak, basın açıklamalarına katılmak, Üreti-Yorum faaliyetine katılmak, EED çalışmaları yapmak” gibi gerekçelerle gözaltına alınan EED Mersin temsilcisi sözleşmeli öğretmen Nuray Koç, okula gitmediği (gidemediği!) için sözleşmesi feshedilmişti.Nuray öğretmen, tam 6 aydır öğrencilerinden uzakta, dört duvar arasında. Onu zorla alıkoyanlar, Nuray’ın öğretmenliğini de elinden aldılar. Nuray bir yıl boyunca öğretmenliğe başvuramayacak!

Karataş Kadın Cezaevinde sorunlar bu kadar da sınırlı değil.

Öncelikle şunu da itiraf etmek gerek. Aylardır Karataş Kadın Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ne yazık gereken duyarlılığı gösteremedik. Gösreremedik diyorum çünkü yanı başımızda gerçekleşiyor bütün bunlar. Başta kendimi ve İHD’yi bu duyarsızlığımızla eleştirdiğimi söylemek istiyorum. Ve buradan tüm devrimci demokrat ve duyarlı insanlarımızı Karataş Kadın Cezaevinde yaşanan bu hak ihlallerin karşı duyarlı olmaya çağrıyorum. Yarın orada bende olabilirim, sen de olabilirsin, biz de olabiliriz. Ve bu arkadaşlar gibi yaşanalara karşı ifade edebilecek kişi ve kurum ararız.

İHD Adana Şubesi
Kadın Komisyonu adına Aysel Argın

Karataş Cezaevinde yaşananları devrimci tutsak Duygu Ergen‘nin şair yazar Adil Okay‘a gönderdiği mektuptan aktaralım.

Sevgili Adil Hocam Merhaba,
Sevgili Adil Hocam, ben tutuklanalı neredeyse 5 ay oldu. Derdim hep ”içeridekiler nasıl zaman geçiriyor, içeride zaman geçiyor mudur ki?” öyle hızlı geçiyormuş ki, anlatamam. Hele de hareketliyse süreç epey hızlı oluyor zaman. Bizimkisi de oldukça hızlı geçiyor. Özledim dışarısını bir yandan,diğer yandan da daha 5 ay oldu diyorum kendime. Ama özlemenin zaman sınırlandırması olabilir mi ki?
Size buradaki yaşananları anlatayım. ”Siz” dedim çünkü, biz burada yaşananları, sosyalist ve burjuva medyaya yazıyoruz. Senin şahsında da elinin uzanabildiğince her kesime, yazarlara vb derdimizi anlatmış olmak isterim. Zira burası sakin bir yer gibi gözükmesine rağmen, bize üst üste görüş ve hücre cezaları veriliyor. Hücrelerin koşulları çok kötü ve her geçen zamanda yeni bir dayatmayla karşılaşıyoruz. Sana sırayla anlatayım. Sorunlardan birisi yasal ve meşru bir zemini olmayan, gayri ahlaki bir uygulama olan ring araçlarındaki kameralar. Bizler bu kameraları sevk ve nakil süresince kapatıyoruz. Yaşamımızın her alanında meşrulaştırılmaya çalışılan kamera sisteminin tezahürü olan ring kameraları, yasal bir dayanağa bile gerek duyulmadan kullanılıyor. Kaldı ki yasal olsa dahi bizim tutumumuz aynı olur ancak vurgulamak istediğimiz noktalardan birisi olarak bu uygulamanın tamamen “keyfi” bir uygulama olması. Bizlerde bu kameraları kapattığımızda asker tarafından tutanak tutulup görüş cezaları veriliyor. Benim sadece 9 ay bu sebepten görüş cezam var 5 ayı onaylandı. Diğerleri içinde itiraz süreci devam ediyor. Hatta bir keresinde kamera kapattığım bahanesiyle beni “erkek asker komutanı” zor kullanarak ring aracı koltuğuna kelepçeledi. Aynı sebepten arkadaşlara da görüş cezaları uygulandı, uygulanıyor. Bu uygulamaya karşı çıktığımız için ben bir kez fiziki olmak üzere sözlü ve fiziki saldırılara uğruyoruz.
Yine hastaneye veya mahkemeye gitmek için ringe götürülürken görevli gardiyan tarafından aranmış olmamıza rağmen askerde arama dayatıyor. Normal koşullarda askerin keyfi armasına karşı çıkıyorken bir de hapishanenin asker yetkisini aşan “iç güvenlik bölgesinde” arama yapmak istemesi kabul edilebilir değildir. Kabul etmediğimizde de görevli gardiyan ve asker karşı çıktığımız gerekçesiyle görüş cezası alıyoruz.Ne tuhaftır ki bu “tedbir” asker personelinin de bize söylediği gibi istenirse yapılıp istenirse yapılmıyor. Açıkça görülüyor ki, bu uygulamalar tamamen keyfidir.
Hapishane idari personel kadrosunda taciz suçundan hakkında hali hazırda soruşturma açılmış olan (———–) ( noktalı yerler Cezaevi 2.Müdürü adına Cezaevi tarafından karalanmıştır.) hala görevinin başında. Devrimci, demokrat, ilerici insanlar, siyasi sebepler söz konusu olduğunda hemen açığa alınıyorken, taciz gibi ciddi bir suçu olan (bizler bu olay yaşanmadan önce, bu şahsın bizlere olan yaklaşımı, hal ve hareketleri sebebiyle böyle bir kişiliği olduğunu biliyorduk.) bu kişinin hala kadın hapishanesinde koğuşların içine kadar girebiliyor oluşu adeta “ödül” gibidir. Bu duruma itiraz etmemiz ve tepkimizi, talebimizi (açığa alınması ve koğuşlara girmemesi) yüzüne karşı, koğuşumuzdayken kendisi, ona söylememiz sonucunda iki arkadaşımıza alelacele 7 gün hücre cezası verildi.
Yine 3 ay önce iki arkadaşımız, görüş süresinin keyfi ve önceden haber verilmeksizin 45 dk.’dan 30 dk.’ya indirilmesine itiraz ederek onlara karşı çıkıp gardiyanlarla tartışmaları üzerine “hakaret ve tehdit” diye kanıtlanmayan bir gerekçeyle 2’şer gün hücre cezası verilmişti. İnfaz hakimliğine itiraz etmeleri üzerine hakaret ve tehdit kanıtlanmayınca, infaz hakimi de “hapishane kurallarına uymamak” gibi bir suç (!) işledikleri gerekçesiyle kararı onayladı.
Burada tutulan istisnasız her tutanağa ceza veriliyor ve bu cezalar şimdiye kadar itiraz ettiğimiz İnfaz Hakimliği ve Ağır Ceza Mahkemesince istisnasız onaylandı.
Bütün, bu benzeri olaylar sonucunda sadece benim 5 ayı onaylanmış olmak üzere toplam 18 ay görüş cezam var. Arkadaşım Gülay Efendioğlu’nun 13 ay görüş cezası (onaylanmamış henüz itiraz süresinde), 2 gün (onaylanmış) hücre cezası, 7 günde (onaylanmamış) hücre cezası var. Besimese Duru’nun 10 ay görüş cezası (onaylanmamış) ve 2 gün hücre cezası (onaylanmış) var. Özlem Aydın’ın toplam 51 gün hücre cezası var. Üstelik 10 gün itiraz süreci tamamlanmadan uygulandı. Nuray Koç, Meral Şahin ve Dilek Keskin’in de 1’er ay görüş cezaları var.
Hücrelerin koşulları da oldukça kötü. Isıtma sistemi henüz yok. Banyo ve tuvalet kısmını hücrenin içinden yarım bir duvar ayırıyor. Hücrenin içinde priz yok. İçerisinin hijyenik koşulları oldukça kötü. Özellikle bunu anlatmam mümkün değil, o kadar kötü.
Burada, bu cezaları bizim açımızdan caydırıcılığının olmadığını henüz anlamadılar. Ben cezaların hepsini bitiremeden tahliye olacağım muhtemelen. Bunu da anlayamıyorlar. Bu süreç sonunda, eninde sonunda kabul etmek zorunda kalacaklar bizim taleplerimizi. Sence de öyle değil mi? 4 ayda, biraz önce saydığım cezaların hepsi veriliyorsa eğer, bir o kadar da itiraz sebebiyle hapishane dışına çıkmamız demek bu. Dolayısıyla onların bir o kadar uğraşması da demek.
Sevgili Adil Hocam, ben sizin başınızı ağrıttım buradaki sorunlarımızla. Bu saldırıları teşhir etmek bizim için önemliydi, ben de seni kurban ettim sanırım :-))

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*