Anasayfa » GÜNDEM » Kapitalizmin emek, insan, doğa yağması ve katliamı anıtı/enkazı olarak 3. Havalimanı

Kapitalizmin emek, insan, doğa yağması ve katliamı anıtı/enkazı olarak 3. Havalimanı

Emek, insan, doğa yağması ve kıyımı anıtı/enkazı olarak 3. Havalimanı

Yapımında 100’ün üzerinde işçi öldürüldü, 100’lerce işçi sakat bırakıldı. Binlerce işçi taşeron şirketler tarafından asgari ücrete, tahtakurulu barakalarda, aşırı sağlıksız koşullarda, aşırı sağlıksız yemeklerle, bazan yemek sırası nedeniyle aç çalıştırıldı. Çok sayıda işçinin ücretleri ve sosyal hakları gasp edildi. Direniş yapan işçiler, gece baskınlarıyla gözaltına alındı, dövüldü, 11 kişi tutuklanarak aylarca hapiste tutuldu. İşçiler, havalimanında polis ve asker baskısı altında adeta kürek mahkumu gibi çalıştırıldı.

Hava limanı, bilim insanları, mühendisler, ekolojistlerin sayısız uyarısı ve eleştirisine karşın, korkunç bir doğa katliamıyla, korkunç bir ölüm tuzağı haline getirilen sulak orman ve bataklık arazisi olan bir yere yapıldı.

Jeoloji mühendisleri 20 metre derinliği olan göl tabanlarında birikmiş çamur tabakası stabilize edilemez, üzerine yapılacak her türlü beton zemin, zaman içinde çökebilir diyordu. Havalimanının açılmasının üzerinde aylar geçmeden yol çöküntüleri, pist çatlamaları başladı.

Meteoroloji mühendisleri, alanın 107 gününün rüzgarlı, 65 gününün sisli olduğunu, uçak iniş ve kalkışlarda büyük sorun ve risk yaratacağını belirtiyordu. Şimdiden uçak seferleri ertelenmeye ve iptal edilmeye, iniş sırasında uçakların daha fazla süre havada dönmek zorunda kalmasına yol açmaya başladı. Uçakların inemeden havada daha fazla dönmek zorunda kalmaları, fazladan feci kazalara da davetiye çıkarıyor.

Meteoroloji mühendisleri, alanın sık ve şiddetli yağış aldığını, planlanan pistlerin kar ve buz tutacağını, buna dair önlem alınmazsa, iniş kalkışlarda ciddi kayma ve kaza riski yaratacağını da söylüyordu. Hava limanında alttan ısıtma, buharlaştırma tesisatının yapılmadığı da açığa çıktı. Her yağmurda hava limanını su basıyor. Kışın pistlerde su, kar, buzla ya sayısız sefer ve iniş iptal edilecek, ya da korkunç katliamlar an meselesi haline gelecek.

Uçak Mühendisleri, iki paralel pistin, Karadeniz fırtınalarına ters planlandığını, uçakların iniş ve kalkışlarında rüzgarı yandan alacağını, bunun da fazladan kaza riski oluşturacağını belirtiyordu… Şimdiden uçakların iniş kalkışta savrulması ile, uluslar arası pilotların en nefret ettiği hava limanı haline geldi.

Mimarlar Odası zemin kotunun maliyetleri indirmek için daraltıldığını, müteahhitlere azami kar sağlanırken, uçuş güvenliğinin dikkate alınmadığını açıkladı.

Ekolojistler, yerin kuşların göç yolu olduğunu, her yıl buradan 100 binlerce kuşun geçtiğini, bunun hem uçaklar hem kuşlar için çok büyük bir afete dönüşebileceğini belirtti. Bu da dikkate alınmadı, şimdiden sayısız uçak iniş kalkışında uçaklar kuş sürüleri içine dalmaya, uçaklarda hasar yaratmaya, yüzlerce kuşun ölümüne yol açmaya başladı.

Ekolojistler, hava limanı alanının 4’te üçünün orman, 10’da birinin göl olduğunu, burayı betona boğmanın, korkunç bir doğa ve biyolojik yaşam katliamı olacağını, İstanbul’un temiz hava ve su kaynaklarının (Terkos Gölü dahil) kuruyacağını, İstanbul çapında sağlık yıkımının artacağını belirttiler. Dikkate alınmadı.

İktisatçılar, “eeeen büyük” takıntısının ve yer seçiminin, maliyetleri aşırı artıracağını, havalimanının hem yapım hem işletme açısından büyük zararlar etmesinin kaçınılmaz olduğunu, yolcular açısından ulaşım ve zaman sorunlarını büyüteceğini, her açıdan büyük zararlara, maliyetlere, zaman kaybına ve risklere yol açacağını ortaya koydular.

Havalimanı daha açılmadan gerçekte iflas etti. Havalimanı yapımının birlikte üstlenen Kolin, Limak, Kalyon, Cengiz, MNG rant tekelleri, yap-işlet ihalesini 22 milyar Euro’ya aldılar. Kapitalist devlet, bu şirketlere ilk 13 yıl için 6.3 milyar Euro yolcu garantisi verdi. 90 milyon yolcu garantisi tutturulamadığında üstünü devlet şirketlere ödeyecek. Şirketlere ayrıca Ziraat, Halkbank ve Vakıfbank gibi kamu bankalarında düşük faizle 4.5 milyar Euro kredi verildi. Yetmedi Hazine garantisi altında 1.4 milyar Euro daha kredi verildi. Şirketler bu kredilerle bile havalimanını bitiremedi. Fakat kur yükselişi, bu leziz kredi borçlarını bile ödeyemez hale getirdi. Fakat bunun için de, maliyetlerden kısmak için kötü malzeme kullanımı, havalimanı standartlarının bir yana bırakılması, zorunlu pek çok altyapını donanımının kurulmaması, yapımın hızlandırılması vb dahil, havalimanı daha bitmeden bir enkaz gibiydi. Kolin iflas bayrağını çekti, hisselerini Kalyon’a devretti. İki şirket daha iflas noktasındaydı.

Kapitalist devlet THY’ye “THY Havaalanı Gayrımenkul Yatırım ve İşletme Anonim Şirketi” diye bir şirket kurdurulup Varlık Fonuna devretti. Bu şirket, dolayısıyla Varlık Fonu, iflas eden şirketlerin de borcunu devralarak, 3. Havalimanının yüzde 40 ortağı haline getirildi. Yani, bu şirketlere milyarlaca Euroluk borcu veren devlet, bu şirketlerin borcunu ödemeyi de kendi üstlendi. Derken, inşaatın bitirilmesi için gereken yeni yatırımları da yine THY üstlendi.

Dolayısıyla 3. Havalimanından 5 büyük mütaahitlik tekeli, sayısız taşeron patron, ve çevresinde yaratılan binlerce hektar muazzam rant alanı, burjuvalara milyarlarca lira kazandırırken, milyarlarca Euroluk borç ve zarar da yine halka yazıldı.

Şimdi havalimanının kredi borçlarının ödeneceği 2030 yılına kadar, yılda 5 ile 7 milyar Euro arasında zarar edeceği tahmin ediliyor. Yani havalimanı kendi borçlarını bile ödeyemeyecek. Havalimanı mali oligarşik burjuvaziyi ihya ederken, onca emek ve doğa katliamı, ve büyüyen katliam tehlikesinin üstüne, işçilere ve emekçilere, yeni ücret düşürümleri ve enflasyon vergisiyle, daha fazla yoksullaştırmayla ödetilecek.

3. Havalimanı, tıpkı Soma gibi, Türkiye kapitalizminin bir kan, çürüme, rant, katliam, enkaz anıtıdır!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*