Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Kapitalizmi tedavi ederek değil, yıkarak özgürleşebiliriz

Kapitalizmi tedavi ederek değil, yıkarak özgürleşebiliriz

Fransa’da yapılan “Avrupa Bütçe Paktına Hayır” yürüyüşünde dağıtılan Devrimci Proletarya bildiri metni;

Kapitalizmi tedavi ederek değil, Kapitalizmi yıkarak özgürleşebiliriz

Günlük yaşamımızda etkisini daha fazla duyurmaya başlayan kriz, toplu işten çıkartmalar, savaş, gelecek belirsizliği, içine itildiğimiz yalnızlık. Yaşamımızla, geleceğimizle ilgili kaygılarımız arttı. Ne düşündüğümüz, ne istediğimiz sorulmadan kararlar alınıyor. Bunlara sorgusuz sualsiz uymamız isteniyor. Hiçe sayılıyoruz.

Yaşamlarımız hücreleşiyor, boğuculaşıyor, yıkılıyoruz. Sınırlar ve yaşamımızdaki engeller büyüdükçe tam karşısında bunlardan kurtularak özgürleşme büyüyen bir ihtiyaç haline geliyor. Çalışarak köleleşmekten, yaşamlarımız ve geleceğimizle ilgili kararların holding binalarında, banka ve borsa merkezlerinde, hükümet odalarında alınmasından kurtularak özgürleşme ihtiyacı. Sadece yaşamsal ve temel değil yeni ve çeşitlenen ihtiyaçlarımızı da karşılayabileceğimiz, bireyin bireycileşerek ve yalnızlaşarak değil toplumsallaşarak özgürleşeceği, toplumunda da kendi gelişimini bireyin gelişim ve özgürleşmesinde göreceği bir yeni yaşam. Sömürünün, sınırların ve çitlerin olmadığı bir dünya.

Açık olan ise, kapitalizmin ve burjuva demokrasisinin bunu sağlayamayacağı, ekonomik krizin bunu çok daha açık hale getirdiğidir. Artan toplumsal üretkenliğimizle, gelişen ve çok daha geliştirebileceğimiz yeni teknolojilerle kendimizi ve dünyayı özgürleştirmek, özgür komünist bir yaşamı kurmak mümkünken, büyük tekellerin, bankaların, borsanın hükümetleri, AB oligarşisi, nedeni ve sorumlusu olmadığımız krizin faturasını bize ödetmek istiyor. Daha fazla değil daha az -6, 4, 2 saat- çalışarak, sadece temel değil artan ve çeşitlenen yeni ihtiyaçlarımızı karşılayarak yaşamak mümkünken -konut, beslenme, sağlık, eğitim, ulaşım, iletişim/internet parasız olabilecekken- temel ihtiyaçlarımızı dahi karşılayamayacağımız karanlık bir çukura, daha geri bir yaşama itiliyoruz.

Dün sahip olduğumuz haklar bugün yok. Bu şekilde devam etmesine izin verirsek, bugün sahip olduklarımız da yarın olmayacak. Azami karlarından zırnık koklatmayan tekelci kapitalistler, dev sermaye yatırımlarını emek gücü fiyatının düşük olduğu Asya’ya, Çin’e kaydırırken Avrupa’da da ücretler, sosyal haklar Çinlileştiriliyor.

Sadece kölece yaşamaya değil kölece düşünmeye de mahkum ediliyoruz. Ücretli köle olarak çalışmaktan, kapitalistler için artı değer üretmekten ve sermayelerini büyütmekten başka bir yaşamın olamayacağına inanmamız isteniyor. Daha çok tüketmek özgürlük olarak gösterilirken, temel, hatta en yaşamsal ihtiyaçlarımızı dahi karşılayamaz hale geliyoruz. Satın aldıkça da, satın alamadıkça da köleleşiyoruz. Kredi kartları kölelik zincirine dönüşüyor. Sermaye büyüdükçe, tekeller trilyonlara hükmettikçe bizim köleliğimiz artıyor. Her günümüz, her saatimiz, tüm yaşamımız ve geleceğimizle ilgili kararlar banka, borsa, hükümet, medya, moda merkezlerinden alınıyor ve biçimlendiriliyor.

İşte şimdi de, nedeni ve sorumlusu bizim olmadığımız krizin faturasını işten atmalarla, kemer sıkmayla, yeni vergilerle bizim ödememizi, Üçlü Troikanın emirlerine boyun eğmemizi, Avrupa Bütçe Paktının sorgusuz sualsiz uygulanmasını istiyorlar.

Avrupa bütçe paktının uygulanması, üçlü troika egemenliği, işçilerin, sendikaların demokrasiden tasfiyesidir. Yaşamımız ve geleceğimizle ilgili her kararı kendimiz alabilecek, söz, karar ve yetkinin milyonlarca işçinin elinde olduğu sosyalist bir işçi demokrasisi gerçekleştirebilecekken, plaza ve villarda, hükümet odalarında aldıkları kararlara uymamızı istiyorlar. Sokakları, meydanları özgürleştirmemizden, yürümemizden, grevlerden, referandumdan korkuyorlar. Burjuva demokrasisini katılımcı genişlemesi dahi artık onlar için bir yük ve engeldir. Yunanistan da olduğu gibi referandumdan korkmakta, kararlarını uygulayacak teknokrat hükümetler atamakta, parlemento cambazlıkları yapmaktadırlar.

Kapitalizmi tedavi ederek değil kapitalizmi yıkarak özgürleşebiliriz. Kölece yaşamak, kölece düşünmeyle birleşiyor. Kapitalizm dışında bir yaşam ve bir başka çözüm olmayacağına inandırılıyoruz. Kölece düşünenler, kapitalizmi ekonomik ve sosyal reformlarla iyileştirmeyi, Keynesgil politikaları çözüm olarak öneriyorlar. AB merkez bankasının yatırım için tahvil çıkartarak fon oluşturması, kamu bankası kurularak yatırımlar yapılması gibi öneriler, tekelci devlet kapitalizmi politikalarıyla kapitalizmi büyüterek işçilerin de kırıntılardan yararlanması önerileridir. Bu öneriler, kapitalizmin, holdinglerin, bankaların krizini toplumsallaştırarak, işçileri değil burjuvaziyi kurtarmanın politikalarıdır.

Krizi işçiler çıkartmadı. Krizin bedelini ödeyecek olan ve ödemesi gereken de kapitalistlerdir. Bu kriz kapitalizmin krizidir ve krizin sorumlusu holdingler, banka ve borsa sistemini yönetenler, kapitalist hükümettir. Holdingler, trilyonlara hükmetmeye devam ediyor, kriz koşullarında dahi azami karlarından fedakarlıkta bulunmuyorlar. Kriz sürdükçe ve her krizi bir sonraki izledikçe açığa çıkan gerçek, kapitalizmin krizsiz olamayacağı ve krizlerin olmadığı bir dünya kuramayacağıdır. Kamu bankaları oluşturarak yatırım ve istihdam sağlamak, kanserli bir hastanın aspirinle tedavi edilmeye çalışılmasıdır. İşçileri değil tekelleri ve kapitalizmi kurtarma önerisidir. İşçi sınıfı için açık ve net politika, kapitalizmi iyileştirme, krizdeki tekelleri kurtarma yollarını bulmaya çalışmak değildir. Krizin faturasını ödememek, kapitalistlere ödetmek, krizlerin ve sömürünün olmayacağı bir dünya için, sosyalizm için savaşmaktır.

Avrupa Bütçe Paktı yırtılsın. Üçlü troika dağıtılsın. Çalışma haktır. İşten atmalar yasaklansın. Düzensiz çalışma ve eksik ücret politikasına son. İnterimler kapatılsın. Taşeron sistemi yasaklansın. Büyük tekellerin 10 yıllık karları, artı değer sömürü oranları açıklansın.Vergiler artan oranlı olarak gelirden alınsın.

Konut, sağlık, eğitim, ulaşım, iletişim haktır, satılamaz. Parasız konut, parasız sağlık, parasız eğitim, parasız ulaşım, parasız iletişim.

Ne neoliberalizm, ne sosyal liberalizm. Sadece yürüyüş değil, genel grev genel direniş. Sadece protesto değil kazanımlar için, bize sormadan alınan kararları yırtıp atmak için mücadele. Krize karşı devrim, Kapitalizme karşı sosyalizm.

Devrimci Proletarya/Avrupa

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*