Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Kapitalizmi defetmeye, kavgada biz de varız!

Kapitalizmi defetmeye, kavgada biz de varız!

Kapitalizmin ”gelişimi” , yarattığı değişim ve dönüşüm dalgası gösteriyor ki; işçi sınıfının yapısı da aynı paralellikte genişliyor, değişiyor… Artık banka çalışanları, büro çalışanları, muhendisler, doktorlar, öğretmenler, avukatların büyük bir bölümü işçi sınıfının birer parçası haline geldi. Güvencesiz çalışma koşullarının ayyuka çıktığı, görece ücretlerindeki azalma, bunun yanında hak kayıpları ve sistemin taşeronlaştırma eğilimleri, sanayi işçisinin yanında bu meslek gruplarında da bir sınıf bilinci yaratıyor. Son dönemlerde mühendislerin, sağlık emekçilerinin, eğitim emekçilerinin bizzat örgütlediği eylemler de bunun göstergesi olarak tanımlanabilir. Hatta ve hatta memurların bile kendilerini kamu işçileri olarak tanımlayıp, sokağa çıkmaları da cabası… Darısı banka emekçilerinin başına…

Böylece naçizane ufak bir girişten sonra, bir banka çalışanı, işçi sınıfının bir parçası olarak, çalışma koşullarında gün geçtikçe değişen, ağırlaşan ve hatta vahşileşen şartları paylaşmak isterim.

Bundan bir kaç sene öncesinde, şu anda çalıştığımdan başka bir bankada çalışıyordum. Aynı zamanda fotoğrafa ilgi duyan biri olarak, Ankara-Ulus‘ta, sabahın oldukça erken saatlerinde, işe gitmeden önce Amele Pazarı’nda bir çalışma yapmak niyetimiz olmuştu. Kendimi işçi olarak tanımlasam da, oradaki güvencesiz çalışma koşullarını görünce, kendi çalışma koşullarımla tırnak içinde kıyaslama yapıyordum.

Ancak, bu ziyaretlerin 2. haftasında, şube müdürü beni yanına çağırarak, orada norm kadro fazlası olduğumu ve bulunduğum yere yaklaşık 700 km mesafede bir yere tayinimin çıktığını bildirdi. Koşullarım ise buna hiç elvermiyordu ve 1 hafta sonra işten ay(ı)rıldım…. 8 aylık bir işsizlik sürecinden sonra tekrardan başka bir bankada çalışmaya başladım, buradan ne zaman ve ne şekilde ay(ı)rılacağımı maalesef kestiremiyorum… Dolayısıyla güvencesizliği daha da bir içten hissettim!

Özellikle son 5-6 yıldır sektördeki yoğun rekabet koşulları çalışanlara, halka halka sirayet ediyor. Genel müdürlük bölge müdürlüklerine, bölge müdürlükleri de şube müdürlerine ve onlar da halkanın son zinciri olarak biz şube çalışanlarına son derece acımasız bir yaklaşım sergileyebiliyorlar.

Örneğin; çalıştığım şube, gazino ve pavyonların yoğun olduğu bir bölgede olduğundan, online yurt dışı transferlerin tanıtımını yapmak üzere oralara ”bankacı kimliği”mizle gönderilmek istiyoruz !

Daha sonra, konu komşu ilişkilerimiz bile, büyük bir cüretle, yöneticilerce çerçevelendirilebiliyor. ”Gittiğiniz yerden boş dönmemelisiniz, en azından 5 kredi kartı satabilirsiniz!”

Güleyim mi – ağlayayım mı? bilemiyorum ama, daha ziyade sinirlenmek ve şube içinde söylenerek bu durumu geçiştirip gözlem yapmak, beni yatıştırıyor. Şöyle ki; çalıştığım arkadaşımın bana gönderdiği ”Biz bu zenginlerin paralarına para katıyoruz, ama akşam eve en ucuz yoğurdu almak zorundayız” mesajı beni sevindirmiyor desem yalan olur.

Hedeflerin tutturulması için, kullandırılan konut kredilerinde vatandaştan alınan devasa komisyonların, çalışma arkadaşlarımla beraber vicdanlarımızda yarattığı yaralar da ”olumlu” gelişmeler aslında… Önceden ”kar yazdırma başarısı bilinci” artık, ”göz göre göre vatandaşı söğüşlüyoruz” söylemlerine evrildi bence…

Yaniii, şaşaalı çalışma mekanlarının, şık giyimli işçilerinde de bir sınıf bilinci oluşmasının ilk kıvılcımları oluşuyor gibi. Bunu olgunlaştırmak için birbirimizle bu yönde bilinçli temaslar kurmak gerekiyor.

Gelişen, serpilen” kapitalizmin, artarak devam ettirdiği olumsuz çalışma koşulları, mücadele bilincimizi, eylemlerimizi, fabrikaların yanında, plazalara da taşıyor.

Kapitalizmi defetmeye, kavgada biz de varız!

Ankara’dan İşçi Meclisi okuru

(İşçi Meclisi’nin 13. sayısında yayınlanmıştır.)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*