Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Kapitalizm insanlıkla bağdaşmaz

Kapitalizm insanlıkla bağdaşmaz

Aylan-KurdiTürkiye kapitalist ekonomisine son aylarda giren “kaynağı belirsiz” 5 milyar dolarlık dövizin büyük bölümünün mültecilerden kaynaklandığı belirtiliyor.

5 milyar dolar! Neresinden baksanız, sermaye birikiminde artan bir zorlanma ve yavaşlama yaşayan Türkiye burjuvazisinin iştahını kabartacak, uğruna sahillere daha epey çocuk ceseti yığabileceği büyüklükte bir meblağ!

Bu meblağın önemli bir bölümü Türkiye’ye yerleşen Suriyeli burjuvalar üzerinden geliyor. Suriyeli burjuvaların Türkiye’de 2 yıl içinde kurduğu 2500 civarında şirket, toplamı 1.5 milyar doları bulan yatırımları var. İstanbul, Hatay, Mardin, Urfa gibi kentlerde yoğunlaşan bu yatırımlar, çoğunlukla Türkiyeli ortaklarla birlikte yapılıyor, kriz ve kredi sıkıntısı çeken Türkiye burjuvazisini de yeni kan olarak ihya ediyor.

roboskide-öldürülen-kürt-köylülerinin-cesetleriBu paranın geri kalan kesimi ise, tam anlamıyla yağma hasanın böreği! Türkiye burjuvazinin, mafya, turizm, rantiye vd kesimleri arasında iştahla paylaşılıyor. İnsan tacirliği çetelerinin uluslar arası ve devletlerle de bağlantılı çalışan en büyüklerinin mülteciler üzerinden yılda 100 milyon dolar, orta boy olanlarının ise yılda 4 milyon dolar civarında kanlı kazanç sağladıkları tahmin ediliyor.

Ege sahillerine yığılan ve Avrupa’ya geçmeye çalışan yüzbinlerce mülteci de, kapitalist akbabalar için birkaç milyar dolarlık bir “mülteci piyasası”na çevriliverdi. Sırf karları azalan turizm patronları istedi diye okulların açılışını 2 hafta erteleyen burjuva devletin, Ege’deki otelcisinden, lokantacısına, marketine, “mülteci botu”, motoru, can simidi üreticisine ve pazarlayıcısına kadar her kademe burjuvaları ihya eden bu yağma, asalaklık ve ölüm ticaretine göz yummasının ötesinde teşvik etmesinde şaşılacak bir şey yok.

Yrd Doç Dr. Ethem Özgüven, şunları söylüyor:

“İşin hiç konuşulmayan karanlık bir tarafı var. Türkiye’nin bu işten ‘kara gelir’ sağlaması… Bu insanlar Gana, Çad, Afganistan’dan ülkeye kolay giriyor. Bilinçli bir şekilde sokuluyor. Çünkü bu, büyük bir ekonomi yaratıyor. Göçmenler, kaçak oldukları için normal bir turist gibi normal bir fiyattan harcama yapamıyorlar. Kişi başına 10 bin Euro’ya kadar kandırılarak Yunanistan’a doğru gönderiliyorlar. Kanlı bir çark dönüyor, zalim bir rant ve ekonomi oluşuyor.”

Neden Suriyeli burjuvalar Türkiye’ye yerleşirken, işçi, emekçi ve yoksul mülteciler Türkiye’de yaşamaktansa yüksek ölüm tehlikesini göze alıyorlar?

Mülteciler çalışmak istediklerinde onlara verilen ücret asgari ücretin yarısı. Türkiye burjuvazisi çoğu zaman mültecilerin savunmasız konumunu vahşice sömürüp bu yarım asgari ücretleri bile ödemiyor ve gasp ediyor. Türkiye’deki en ağır ve pis işlerde çalıştırılıp ücretleri eksik ödenen veya ödenmeyen 100 binlerce Suriyelinin gasp edilen ücretlerinin toplamı da birkaç milyar liradan az olmasa gerek.

fft16_mf2039429Mülteciler, diğer taraftan, barınma, gıda gibi en temel ihtiyaçlarına, normal piyasa fiyatının 2 katını ödemek zorunda kalıyorlar.

Mültecilerin işçi, emekçi çoğunluğunun emekgücü ve hak edişlerinin zorla gaspedilmesi, kadın ve çocuklarının fuhuş ve dilenciliğe, etlerini satmaya zorlanmaları, beraberlerinde getirdikleri son yaşam güvenceleri olan küçük birikimlerinin son kuruşuna kadar yağmalanması, en sonu göz göre göre ölüme itilmeleri… Mültecilerin savunmasız emeği, bedenleri, yaşama tutunma çabalarını öğüten bu kanlı çark, bu zalim rant ekonomisi, hiç de kapitalizmin işleyişine dışsal değil. Onun yapısal bir bileşenidir.

soma-sedye_640Çünkü kapitalizm, hele ki günümüz neoliberal kapitalizmi, insana ve doğaya ve hiçbir toplumsal ihtiyaca metalaşmak ve sermaye birikimini çoğaltmak dışında varlık hakkı tanımayan bir sistemdir. Kapitalist üretim tarzı, toplumsal ihtiyaçların karşılanması için değil, sermaye piyasasınını ve karlarını büyütmek içindir. Bu yüzden her türlü toplumsal ihtiyaç, ancak önce onu kafesleyen piyasa rayicine ve kar nesnesine çevrilerek varolabilir!

suruc_622867949Her türlü toplumsal-bireysel ihtiyacın, hiçbir boşluk bırakmadan metaya ve sermaye birikimine indirgenmesi ise, geniş kitleler için büyüyen ihtiyaçlarının o kadar sınırlanması ve giderek en temel ihtiyaçlarının bile karşılanamaz hale gelmesini kaçınılmaz kılar. Sermaye insanla toplumsal emeği arasına nasıl giyotin gibi giriyorsa, insanla toplumsal ihtiyaçları arasına da o kadar giyotin gibi girer. Ve günümüzde neoliberal kapitalizm, işçiler ile toplumsal emekleri arasına nasıl taşeronluk sistemi, özel istihdam bürosu gibi kat kat asalak aracılar sokarak sömürü ve köleliliği derinleştiriyorsa, kitleler ile toplumsal ihtiyaçları arasına da kat kat asalak aracılar sokarak, ihtiyaçları da o kadar sömürü, soygun ve kölelik zinciri haline getirir.

Sahile vuran çocuk cesetleri üzerine bolca “insanlık” edebiyatı yapanlar, meselenin yalnız bir yanını görüyor ve gösteriyorlar. Sermaye ve piyasa dünyası ne kadar büyürse, insanlar dünyası o kadar küçülür. Milyonlarca mülteci, kapitalizm nezdinde zaten bir “mülteci piyasası” olarak ancak varolabilir. Bu, milyonlarca mülteci için, yaşam ne kadar zorlaştırılsa, gidecekleri yol ne kadar duvarlarla çevrilirse, ölüm tehlikesi ne kadar artarsa, kapitalizmin rayiç ve karlarının o kadar arttığı bir piyasadır. Bu da, kapitalist leş kargaları için, işçilerin öldüğü, sermayenin büyüdüğü madenler, inşaat, metal gibi her hangi bir “ekonomi sektörü”dür.

26540Kapitalizm insanlıkla bağdaşmaz. Sermayenin küresel temelden genişleyen yeniden üretimi ile, emeğin, insanın ve doğanın evrensel temelden yeniden üretim zorunluluğu giderek daha fazla uzlaşmaz bir karşıtlık içine girmektedir. Sermaye büyüdükçe, işçiler, kürtler, kadınlar, mülteciler, çocuklar daha çok ölüyor, daha çok ölecek. Yaşamak için sermaye egemenliğini öldürmek zorundayız.

Yalnızca yaşayabilmek için bile burjuvazinin mali oligarşik düzenini yıkmak zorundayız. Ve bu, yeni bir yaşam ihtiyaç ve özlemlerimiz, para-meta-sermaye kabuklarını aşıp parçaladığında gerçekleşecek.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*