Anasayfa » GÜNDEM » Kapitalist düzenin Kütahya depreminden karlılık hedefi

Kapitalist düzenin Kütahya depreminden karlılık hedefi

Kütahya’da Simav merkezli meydana gelen deprem, kapitalist düzenin işçiye emekçiye düşman bir biçimde konumlaşını bir kez daha ortaya çıkardı.

Deprem sonrasında yaşananlar, işçilerin yaşam alanlarının kapitalist düzen için tek bir anlam ifade ettiğini bir kez daha açığa çıkardı. Deprem sonrasında sistem aldığı göstermelik önlemlerle topluma aslında şöyle dedi: “Benim düzenime olabildiğince kar getirdiğin sürece varsın, düştüğün anda en büyük tekme benden!”

Her doğal felaket sonrasında olduğu gibi Kütahya Simav merkezli depremde de insanların yaşamları kapitalist düzenin öncelikler listesinde en arka sıradaydı. Deprem sırasında bir kişinin sırf depreme karşı yapılması gereken basit önlemlerin alınmaması yüzünden yaşamını yitirdiği ve onlarca kişinin yaralandığı bildirildi.

Simav’da incelenen 2 bin 89 konuttan 783’üne “hasarlı, oturulamaz”, 750’sine “hasarlı, oturulabilir” raporu veriliyor ve yıkılan bina sayısı 12, acilen boşaltılması gereken konut sayısı 221 olarak belirleniyor. Tespit çalışmasının tamamlandığı Şaphane’de de 3 bin 137 konut inceleniyor ve 43’üne “hasarlı, oturulamaz”, 258’ine “hasarlı, oturulabilir” raporu veriliyor. Gediz’de ise 8 konuta “hasarlı, oturulamaz”, 21 konuta “hasarlı, oturulabilir” raporu düzenleniyor. Böylece Simav, Şaphane ve Gediz’de “hasarlı, oturulamaz” raporu verilen konut sayısı 834 oluyor.

Hasarlı ev sayısının tespit edilenlerin çok üzerinde olduğundan kuşkumuz yok. Sayının bu kadar az gösterilmesinin nedeni gelebilecek tepkilerden kaçınmak için her doğal felaket sonrasında yaptıkları yalan söylemek,çarpıtmak, olduğundan oldukça az göstermek gibi burjuva demokrasisine özgü yönetim şeklidir. İnşaat tekellerinin sözcülerinin yakın zamanda olası İstanbul depremini anımsatarak binaların büyük bölümünün depreme dayanıksız olduğunu çeşitli vesilelerle basında dillendirdiklerini hapimiz hatırlamalıyız. Anlaşılan önce hesap kitap yapmışlar, “şu kadar bina var ben bunların şu kadarını yeniden inşa edersem,şu kadarını onarırsam bu kadar kar elde ederim.”

İşte burjuvazinin iktidarının işleme biçimi her toplumsal süreçte bir kez daha açığa çıkar. İnşaat tekellerinin akbabalar gibi Kütahya bölgesinin üzerinde uçtuklarını, toplumsal dikkat bölgenin üzerinden kısmen dağıldıktan sonra taşeron inşaat şirketleriyle, yani çakallarla üşüşeceklerini biliyoruz.

Kapitalizm doğal felaketlerin birinci dereceden sorumlusu olmakla kalmaz, sonrasında onlardan kar elde eden bir sistemdir. Onunla başedebilmenin tek yolu işçi sınıfının devrimci programı etrafında birleşerek meydan okumaktır. Sosyalizmde işçilerin emek gücünün korunması, sağlıklı konutlar, toplumsal gelişmeyi sağlayacak bir şehirleşme modeli birincil öncelik olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*