Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » “Kadınların mücadelesi mühürlenemez”

“Kadınların mücadelesi mühürlenemez”

OHAL’den buyana neoliberal devletin azgınlaşan gerici, baskı ve saldırılarının en son furyasıda kadınların ağırlıkta olduğu, muhalif, aydın ve devrimcilerden oluşan derneklerin faaliyetlerin durdurulması oldu. Kadınlar 16 Kasım günü Kadıköy çarşısında “Kadın Mücadelesi Mühürlenemez” yazılı pankartla derneklerin kapatılmasını protesto ederek basın açıklaması düzenlediler.

Basın açıklaması şöyle:

Kadınların her gün şiddete uğradığı, öldürüldüğü bir coğrafyada yaşıyoruz. Bunu engellemek adına biz kadınlar yıllardır mücadele veriyoruz; yasaların değişmesini, uluslararası sözleşmelerin imzalanmasını, uygulanmasını sağlamak için, birbirimizi ve kendimizi hayatta ve şiddetten uzak tutmak için her alanda sesimizi yükseltiyoruz. Dernek ve kurumlarımız tam da böylesi bir mücadele üzerine kurulu. Bu biz kadınlar için bir hayat mücadelesi. Ama 11 Kasım Cuma gecesinden itibaren, Olağanüstü Hal kapsamında İçişleri Bakanlığı genelgesiyle mühürlenmeye başlanan dernekler arasında çocuk hakları, insan hakları, hukuk ve demokrasi için mücadele eden kurumların yanı sıra birçok kadın kurumu da bulunuyor.

Medyada çıkan haberler üzerinden tutulan çetelelere göre yalnızca Ekim ayında erkekler 25 kadın ve kız çocuğu öldürdü, bu yılın ilk on ayındaysa bu sayı en az 220. Bir yıldan az bir sürede 220 kadın öldürülüyor; ama kadınların şiddete uğradıklarında başvurabilecekleri, destek alabilecekleri kadın kurumları kapatılıyor! Devlet kadınlara şiddet ve ayrımcılığı önlemek yerine bu şiddetle mücadele edilmesini, kadınların güçlenmesini önlemeyi seçiyor. Hem de bunu şiddetin, şiddet dilinin, savaşın yükseldiği bir zamanda, kadınların erkek ve devlet şiddetine iyice hedef kılındığı bir dönemde yapıyor.

Basın, belediyeler ve meclise müdahalelerden sonra mühür vurulan 370 sivil toplum kurumunun arasında Adıyaman Kadın Yaşam Derneği, Anka Kadın Araştırmaları Derneği, Bursa Panayır Kadın Dayanışma Derneği, Gökkuşağı Kadın Derneği, Kongreya Jinen Azad, Muş Kadın Çatısı Derneği ve Muş Kadın Derneği, Selis Kadın Derneği, Van Kadın Derneği ve Ceren Kadın Derneği de var.

Van Kadın Derneği (VAKAD) 2004 yılında Van’da kadına yönelik ayrımcılık ve şiddetle mücadele amacıyla kurulmuş bir dernek. Kadınların güçlendirilmesi, toplumsal yaşama etkin katılımı, kadın sorunlarının görünür hale gelmesi ve zor durumdaki kadınlarla dayanışma amacıyla yürütülen çalışmalar arasında Kadın Danışma Merkezi de var. Ceren Kadın Derneği 2008 yılında kurulmuş olan ve Diyarbakır’da Kadın Sığınakları ve Danışma/Dayanışma Merkezleri Kurultayı’nın 17.sine ev sahipliği yapan kurumlardan. Kürt kadınlarının 40 yıllık mücadelesinin mirası olan Kongreya Jinen Azad kadın iradesini yaşamın her alanında var edebilmek adına eşbaşkanlık, kota ve kadın kooperatiflerini hayata geçiriyor; kadın hareketi ve jineoloji tartışmaları yürütüyor; kamusal alanların kadınlara açılması için alternatif politikalar üretiyor. Gökkuşağı Kadın Derneği İstanbul’da 2003’ten beri şiddete karşı mücadele ediyor ve kadınlardan başvuru alıyor. Bu derneklerin en eskilerinden biri olan Selis Kadın Derneği ise tam 14 yıldır şiddetle mücadele ve kadın dayanışmasını, örgütlülüğünü güçlendirme alanında deneyim biriktiriyor. Kadına yönelik şiddet, kadın hakları, çocuk gelişimi, kadın sağlığı gibi konularda eğitimler düzenliyor. Sivil Düşün AB Programı’nın destek verdiği STK’lardan biri olan Muş Kadın Çatısı amaçlarını “ulusal ve uluslararası düzeyde, kadınların demokratik, eşitlikçi ve barışçı bir toplum düzeninin kurulması ve korunması sürecine özgür bireyler ve eşit yurttaşlar olarak etkin ve yaygın katılımını desteklemek; kadınların ve kız çocuklarının eşit eğitim ve eşit iş olanaklarına ulaşmalarını sağlamak” olarak listeliyor. İşte bu ve bunun gibi dernekler mühürlenenler..

Elbette ki kadın mücadelesi bina veya masadan ibaret değil ve bunca yılın kazanımlarını, deneyimlerini, hayallerini bir mührün silmesi, yok etmesi mümkün değil. Ancak, bu kurumlar erkek egemen zihniyete karşı biz kadınların verdiği mücadelenin kazanımları. Derneklerimizin, şiddete uğradığımızda bizleri “bir şey olmaz kocandır” diyerek şiddet ortamına geri gönderen zihniyete karşı mücadelemizin sonucu olduğunu biliyoruz. 3 çocuk 5 çocuk diyerek biz kadınların hayatına müdahale eden, yaşam alanı tanımayan, kararlarımıza saygı duymayan, bedenlerimizi savaş meydanı olarak görenlere karşı mücadelemizden vazgeçmeye hiç niyetimiz yok.

Şiddet karşısında yalnız olmadığımızı biliyoruz. Kurumların bizlerin mücadelesiyle var olduğunu biliyoruz. Bugün burada hep birlikte bu kazanımlarımıza sahip çıktığımızı beyan ediyoruz. Erkek egemen sisteme karşı mücadelemiz hep sürecek; ve ilk etapta derneklerimiz acilen açılıncaya, bu KHK’ler iptal edilinceye kadar sokaklardayız. Ve susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*