Anasayfa » 8 Mart » Kadın Cinayetlerini Durduracağız Şubat 2019 raporu

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Şubat 2019 raporu

Her ay basına yansıyan kadına yönelik şiddet haberlerinde davalar, yeni yaşanan olaylar ve kadın hareketine dair ayrıntılar yer almaktadır. Kadın cinayeti haberleri şikayete bağlı olmaksızın direkt kamuya yansırken; cinsel şiddet ve çocuk istismarı haberlerinin ortaya çıkması, gerek bu suçların üstünün örtülmesi gerek soruşturma ve dava süreçlerinin devam ediyor olmasından dolayı net sayının belirlenmesi zorlaşmaktadır. İstanbul Sözleşmesi kapsamında devletin ilgili mercilerinin tespit etmesi ve buna göre şiddetle mücadele yöntemlerini belirlemesi gerekirken; söz konusu makamlar bunları yapmamaktadır. Bizler, basına yansıyan ve doğrudan bize gelen başvurular halini derleyerek bir sayıya ulaşıp, bu çerçevede raporumuzu hazırlıyoruz. Ancak çocuk istismarı ve cinsel şiddet verileri açıkladığımız ve basına yansıyan haberlerden çok daha fazla. Buna göre; 2019 yılının Şubat ayında 31 kadın öldürüldü, çocuk istismarı ve cinsel şiddet devam etti.

Şubat ayında da öldürülen 31 kadının 11’i çayda, baraj gölünde veya ormanlık alanda toprağa gömülü halde öldürülmüş ve hatta parçalara ayrılmış bir şekilde bulundu. Bu tür tespit edilemeyen durumlar yaratılmaya çalışılan ve üstü örtülmeye çalışılan cinayetler artmaktadır. Buna rağmen bu ay da somut adımlar atmasını beklediğimiz devlet ve devletin ilgili kurumlarından kadın düşmanlığını, kadına karşı şiddeti ve kadın cinayetlerini artıracak söylemleriyle karşılaştık. AKP İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Binali Yıldırım, yerel seçimler nedeniyle yaptığı gezilerden birinde “Evliliğin sırrı ‘itaat et rahat et’. ‘Peki’ demesini mutlaka başarmamız lazım” diyerek özellikle aile içi şiddeti körükleyecek bir açıklama yaptı. Kadına karşı şiddeti ve kadın cinayetlerini artıran sebeplerden birisi de kadınlar şikayetçi olduklarında bu tür açıklamalarla karakoldan tekrar evlerine geri gönderilerek ve hukuki işlemin engellenerek kadınların susturulmaya çalışılmasıdır. Devletin görevi, şiddeti normalleştirmeden 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi’ni etkin bir şekilde uygulamak, geliştirmek ve şiddete maruz kalan kadını korumak ve boşanmaları zorlaştırmamaktır.

31 Mart’ta gerçekleşecek olan yerel seçim çalışmaları devam ederken önceki seçim dönemlerinde de sığınma evinde kalan kadınların oy kullanamaması sorununu gündeme getirmiştik. Bu ay bu engellerin kaldırılması için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı‘na sorulmasının ardından talebimizin yanıtlanacağı belirtildi. Yaptığımız yazılı başvurumuza resmi yanıtın gelmesini beklerken, yaptığımız telefon görüşmesinde sığınma evlerinde kalan kadınların oy kullanabilmesi için çalışma ve hazırlıkların yapıldığı ve sığınma evinde kadınların oy kullanabileceklerini belirtmişlerdir. Henüz yazılı bir cevap alamadığımız Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sığınma evlerinde kalan kadınların oy kullanma haklarını engellememelidir. Buna karşılık güvenlik gerekçesiyle oy bile kullandırılmayan sığınma evinde kalan koruma altındaki kadınların fotoğrafları yerel seçim malzemesi yapılarak AKP’li siyasetçiler tarafından açık bir şekilde paylaşıldı.

Kadın ve eşitlik düşmanı bir açıklama da YÖK Başkanı Yekta Saraç’tan geldi. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin “toplumsal değerlerimiz ve kabullerimizle mütenasip olmadığı ve toplumca kabul görmediği”ni belirterek tutum belgesinden “toplumsal cinsiyet eşitliği” kavramının çıkartılarak güncelleme yapılacağını belirtti. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak kadına karşı şiddetin ve kadın cinayetlerinin önlenmesi için en önemli adımlardan birisidir.

Bu ay işlenen kadın cinayetlerinin 8’i şüpheli ölüm olarak kaydedilirken, 13 kadının neden öldürüldüğü tespit edilemedi ve 8’i kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe;  adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.

İllere göre Şubat ayının kadın cinayetleri verileri ise şöyle:
Hatay 5, İstanbul 5, Ankara 3, Gaziantep 2, Malatya 2, Mersin 2, Adana 1, Balıkesir 1, Bolu 1, Burdur 1, Bursa 1, Çorum 1, Kırıkkale 1, Kocaeli 1, Kütahya 1, Manisa 1, Tokat 1, Trabzon 1.
Birbirinden farklı bölgelerde ve illerde kadınlar öldürülüyor ve kadınlar öldürülmediği şehirler istiyor.

Şüpheli ve tespit edilemeyen cinayetler artıyor

Öldürüldüğü günden bu yana intihar olduğu öne sürülen ama mücadelemizle gerçekleri çok büyük oranda ortaya çıkardığımız Şule Çet cinayetinden sonra şüpheli bir şekilde ölen Aysun Yıldırım için de mücadele devam ediyor. Ölümünün 1. yıldönümü sebebiyle Kadın Meclisleri öldürüldüğü yerde buluşarak üzeri örtülen cinayetin açığa çıkarılarak adaletin sağlanması için dosyanın tekrar açılması gerektiğini tekrardan yeniledi.

Yasaların, korumanın ve adaletin etkin sağlanmamasıyla beraber çayda, baraj gölünde veya ormanlık alanda toprağa gömülü halde öldürülmüş ve hatta parçalara ayrılmış bir şekilde bulunan cinayetler artıyor. 23 yaşındaki Meryem Baskındağlı boşanmak üzere olduğu erkek tarafından öldürülerek ormanlık alana atıldı. 1 aydır kayıp olarak aranan 25 yaşındaki Mesude Haşimi Burdur’da boş arazide parçalanarak toprağa gömülü olarak bulundu. 26 yaşındaki erkek arkadaşı E.Ç. tarafından defalarca bıçaklanan 23 yaşındaki Rabia K. İstanbul’da bir mesire alanında ölü olarak bulundu. 12 gündür kayıp Sibel Gökbulut bir su kanalında ölü olarak bulundu. Hatay’da Afrin Çayı’nda Suriye uyruklu olduğu öğrenilen 3 kadının cesedi bulundu.

Şubat ayında da bireysel silahlanma kadınların hayatlarının son bulmasına neden oldu, 11 kadın ateşli silahla öldürüldü. 2018 yılında kadınların %40 oranla ateşli silahlarla öldürüldüğünü açıklamıştık. Kadın cinayetlerini durdurmak için bireysel silahlanmanın engellenmesi ve adaletin sağlanması gerekirken, artan savaş politikaları ve ilgili kurumların somut bir adım atmaması kadın cinayetlerini artırmaktadır.

Ankara’da 40 yaşındaki Döndü Şengül, evli olduğu erkek tarafından şiddete uğruyordu. Sürekli ağlayan kızı E.’nin psikologlar tarafından alınan ifadesinden babası tarafından cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı. E. devlet korumasına alındı, Döndü Şengül diğer çocuğuyla birlikte ailesinin yanına taşındı. Önce gözaltına alınan ve 1 gün sonra serbest bırakılan Şükrü Şengül, E.’nin “Çocuk Sevgi Evleri”ne yerleşmesinden 2 gün sonra boşanmak istediği ve annesinin evine gitmesini bahane ederek Döndü’yü sokakta ateşli silahla öldürüldü.

Yine Ankara’da  şiddet gördüğü için sığınma evine yerleşen 37 yaşındaki Ayten B., eşyalarını almak için eve döndüğünde evli olduğu İdris B. tarafından çocuklarının gözleri önünde pompalı tüfekle öldürüldü.

Eskişehir’de yaşayan 5 aylık hamile Nezaket N.A., evli olduğu erkek S.A. tarafından şiddete maruz kaldı ve bebeği ile birlikte yaşam mücadelesi veriyor. Yıllardır evli olduğu kadına şiddet uygulayan S.A. açılan kamu davası sonucu tutuklandı.

İsrail’den ailesi ile arasında sorun çıktığı için kaçarak Kocaeli’ye gelen 20 yaşındaki Filistin uyruklu Siwar Keblaw, abisi tarafından boğularak öldürüldü.

Öldürülen ve yaralanan kadınlar için adalet mücadelesi devam ediyor

Bir restoranda fiziksel şiddete uğrayan ve darp raporu bulunan Asuman Bayrak’ın duruşmasına Kadın Meclisleri ile birlikte katılındı, sanık Abdülkadir İnal, “nasıl yaralandı bilmiyorum” dedi.

Uzaklaştırma kararının son günü öldürülen Fatma Yumuşak için Kadın Meclisleriyle Tekirdağ Adliyesi’nde dava takip edildi. Katili mahkemede aldatıldığı için öldürdüğünü söyledi.

Manisa’da boşanmak istediği eşi tarafından öldürülen Deniz Ariç davasında sanık defalarca “çok seviyordum” dedi.

İzmir’de üniversite öğrencisiyken öldürülen Zülal Tütüncü’nün faili için avukatı, akli dengesinin yerinde olduğuna dair raporu kabul etmediklerini söyledi.

Kadınlar cinsel şiddete uğramaya devam ediyor

Elde ettiğimiz bilgilere göre Şubat ayında 22 kadın cinsel saldırıya uğradı, ancak gerçek rakamlar çok daha fazla. Sosyal medya sayesinde kadınlar uğradıkları cinsel ve fiziksel şiddeti ifşa etmeye ve adaletin sağlanması için hukuki yollara başvurması her geçen gün daha çok artıyor.

Merve Demirel Ankara’da polis tarafından cinsel şiddete uğradı. Emniyet Müdürlüğü yaptığı açıklamada şiddete uğrayan kadını ve onu yalnız bırakmayanları suçlu gösterdi, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, cinsel şiddet uygulayan polisi korudu. Merve Demirel ile röportaj yapan Derya Okatan gözaltına alındı. Kadınları savunmakla yükümlü İçişleri Bakanlığı, “elimizdeki belge” diye bahsettikleri bir şey ile cinsel şiddetin üstünü kapatmaya çalıştı.

2013 yılında İstanbul surlarında cesedi bulunan ABD’li Sarai Sierra’nın öldürülmesine ilişkin “Kasten adam öldürmek” suçundan ömür boyu hapis cezası onanan Ziya Tasalı tekrar yargılanmaya başlandı. Tutuklu sanık savunmasında, “Ben öldürdüğümü kabul ediyorum. Ancak tecavüz etmedim” diyerek indirim talep etti.

İstanbul’da 2018 yılında yaşanan ve polis aracında bir kadına cinsel saldırıda bulunan polisin cezası, mahkeme tarafından “sanığın geleceği üzerindeki olası etkisini hafifletici sebep” kabul ederek cezayı 12 yıldan 10 yıla düşürdü. Polis S.E.’nin tutukluluk hali devam ediyor. Araçtaki diğer polis memuru R.Y. serbest bırakıldı.

İzmir’de yaşayan 38 yaşındaki S.B.’nin Kocaeli’nde yaşayan 61 yaşındaki Z.Ç. hakkındaki şikayeti üzerine açılan davada Yargıtay Genel Ceza Kurulu ‘Seni oğluma alamadım ama kendime istiyorum’ sözüne cinsel taciz cezası vererek emsal bir karar verdi.

Ankara’da bir emsal karar daha gerçekleşti. Yargıtay Genel Ceza Kurulu, Özlem U.’ya cinsel şiddete bulunan Hüseyin B. ile birlikte buna göz yuman Furkan A.’nın cinsel şiddete gözcülük yapıp sesini çıkarmadığı için aynı şekilde mahkum edilmesi gerektiğine hükmetti.

Çocuk istismarları devam ediyor

Bu ay da çocuk istismarı haberleri gelmeye devam etti. Çocuk koruma odaklı istatistik toplama ve analiz bilgi paylaşım sistemi oluşturulmadığı; bu istatistiklere göre somut adımlar atılmadığı ve çocuklar için adalet sağlanmadığı müddetçe haberler gelmeye devam edecek. Bu adımlar uygulanmadığı için çocuk istismarının üzeri örtülüyor ve çocukların uğradığı şiddetin boyutu büyük oluyor.

Urfa’da esnaf olduğu öğrenilen 7 kişi, 14 yaşındaki bir çocuğa sistematik bir şekilde cinsel istismarda bulundukları belirlendi.

Kocaeli’de 7 yaşındaki Z.D.’ye cinsel istismarda bulunan Hasan G. iyi halden 3 yılda serbest bırakıldığını öğrenen çocuğun günlüğüne “çok çok korkuyorum” yazdığı ve korkudan evden çıkamadığı öğrenildi.

Erzurum’daki bir lisede öğrencisine istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılanan ve bir süre cezaevinde tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen müdür yardımcısı 36 yaşındaki M.Y. yargılama sona ermeden başka bir lisede göreve başladı.

Şüpheli bir şekilde ölen 11 yaşında hayatını kaybeden Rabia Naz’ın dosyası büyük bir hızla kapatıldı. Kadın Meclisleri, Rabia Naz’ın ailesi ile birlikte adalet arayışına devam ediyor.

Adalet Bakanlığı yeni bir uygulama getirerek artık istismar davalarını da sonuna kadar takip edeceğini söyledi. Fakat uygulama şimdilik pilot bölge olarak İstanbul Anadolu, İzmir, Adana, Eskişehir, Samsun, Malatya ve Rize adliyelerinde bakanlığa bağlı olarak kurulan cumhuriyet başsavcılığının gözetim ve denetiminde özel müdürlüklerince sağlanacak. Çocuk istismarlarının arttığı bir dönemde, çocuk istismarlarının afla serbest bırakılması söylemleri gündemden düşmüyorken, geç kalmış olan bu uygulama pilot bölgelerle sınırlı kalmamalı ve adalet sağlanmalıdır.

Kadınlar Öldürülmedikleri Şehirler İstiyor

Yasaların ve sözleşmelerin etkin ve adaletli bir şekilde uygulanmasını beklerken her gün kadın ve çocuk düşmanı söylemler ve uygulamalar her tür şiddetin ve kadın cinayetlerinin artmasına neden olmaktadır. Devlet ve devletin ilgili kurumları bu artıştan sorumludur ve acil bir şekilde görevini yapmak zorundadır.

Yerel seçim sürecini yaşadığımız bu günlerde partilerin 793 adaydan sadece 26’sının kadın olması, kadınların siyaset alanında da engellendiğini gösterdi. 8 Mart hazırlıklarına devam eden Kadın Meclisleri ile birlikte kadın adayların da katıldığı bir toplantı düzenlendi. Bu kadar az kadın aday çıkarılmasına rağmen kadınlar öldürülmediği, çalışabildiği, yönetebildiği ve geçinebildiği şehirler için mücadeleden vazgeçmeyeceklerinin tekrardan altı çizildi ve 8 Mart gününde Dünya Kadınlar Günü nedeniyle saat 13:00’da Kadıköy Kalkedon Meydanı’nda bir eylem düzenlenmesi kararı alındı.

6284 ve sonuçları

Şubat ayında öldürülen kadınların 25’inin  koruma kararının olup olmadığı bilinmezken; 2’sinin uzaklaştırma kararının olduğu biliniyor. 4 kadın için ise herhangi bir koruma veya uzaklaştırma kararı bulunmuyor.

Şiddet uygulayanlara uzaklaştırma, yakın koruma gibi birçok tedbiri düzenleyen; kadınları maddi olarak güçlendirmekten kimlik değiştirmeye birçok hak tanıyan ve kadın örgütlerinin yıllarca süren mücadelesi sonucu yürürlüğe giren  6284 etkin uygulandığı takdirde kadınları koruyor.

Bu ay 6284 etkin uygulansaydı,kadınlar yaşıyor, çocuklar da annesiz kalmayacaktı. Öldürülen kadınların 10‘unun çocuğu vardı.

* Femisid; embriyodan cenine, bebekten çocuğa, erişkinden yaşlıya kadar tüm kadın cinsiyetteki bireylerin sadece cinsiyetlerinden dolayı ya da toplumsal cinsiyet kimliği algısına aykırı eylemleri bahane edilerek, bir erkek tarafından öldürülmesi ya da intihara zorlanmasıdır. Femisidler salt kadın cinsiyetteki insanların öldürüldüğü cinayetler olarak algılanmamalıdır. Nefretle işlenen bu cinayetlerde, saldırıya uğrayan şey kadın kimliğidir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*