Anasayfa » BASINDAN » Kaç bina, kaç bin tuğla, kaç ton beton, kaç işçi kemiği…

Kaç bina, kaç bin tuğla, kaç ton beton, kaç işçi kemiği…

Kuzey Marmara Otoyolu’ndaki kazanın hemen ardından gelen ilk görüntüler korkunç bir tablo ortaya koyuyordu. Otuz metre yükseklikteki viyadükten kopup yerle bir olan o dev enkazın altında bedenler olduğunu hayal etmek bile zordu.

Beton blokun hemen ötesinde, üzerinde iş yeleğiyle çırpınan genç bir adam vardı. Başka işçiler onu tutuyorlardı, ama genç adam koca bloka doğru hamle edip duruyor, kendini kontrol edemiyordu. Onun gibi çırpınan, kendini dev enkaza doğru atmak isteyen bir işçi daha vardı. Onu da, sakinleştirici yapıp sedyeye koydular. Haber “Enkaz altında kalan işçilerin arkadaşları sinir krizi geçirdi” diyordu, ama tablo enkaz altında kalanların onların can parçası olduğunu anlatıyordu. “Belki kardeşleri orada” diye düşündüm. Öyle olduğundan bu yazıyı yazarken emin oldum.

İş kıyafetli olan Yunus Canpolat biraz ileride çalışıyordu o gün. Kazayı duyunca koştu. Kriz geçirip sedyeye yatırılan ise, kaza anında viyadükte çalışan ağabey Mustafa Canpolat’tı. İnternette araştırma yaparken Mustafa Canpolat’ın kriz geçirme ve sedyeyle taşınma görüntülerinin A Haber tarafından kurtarılan işçi görüntüsü olarak verildiğini gördüm. Zavallı adam ambulansa götürülürken spiker, “Çok önemli bir görüntü geldi. Sayın seyirciler, sizin de dikkatlerinizi ekranlarınıza yöneltmenizi istiyorum. Bir işçinin beton altından kurtarılma anına dair görüntüler” diyordu!

Üstünde çalıştıkları beton blok çökerken Mustafa kendini can havliyle hemen yandaki sabit bloka atmıştı. Bir kardeşleri daha oradaydı. Ali Canpolat. Ali’yi asılı kaldığı yerden yukarıya çektiler. Mustafa ve Ali Canpolat canlarını kurtardı, ama canlarının bir parçasını yitirdi. Ağabeyleri Mehmet Sıddık Canpolat (46) tonlarca ağırlıktaki beton blokla beraber aşağıya düşmüştü. Mustafa Canpolat yaralı kurtulan Kani Öztürk’e ilk ulaşan olmuştu. Ona avcuyla yağmur suyu içirdi. Ama bloku kaldıramadı ve kendi ağabeyine ulaşamadı ve kendini kaybetti. Aynı şekilde büyük ağabeyleri Faik Canpolat da sedyeyle hastaneye götürüldü. Ambulansa konurken “Benim arkadaşlarımı gömmüşler, ben buraya neden geldim? Benim üç tane kardeşim var orada” diye ağlıyordu.

Dayıları 8. kattan düşmüştü

Kars Digorlu Canpolat ailesinden Mustafa ve enkaz altında can veren Mehmet Sıddık bundan iki yıl önce “dayı” dedikleri akrabaları Bekir Canpolat’ı (52) defnetmişlerdi. Konya’da Meram Belediyesi’nin kentsel dönüşüm için kurduğu Nergis Park Konut Yapı Kooperatifi inşaatında çalışan dayıları, havalandırma boşluğunun duvarını örmek için 8. kata çıkmış, tuğlasını ve harcını el arabasıyla taşımış, sonra malasını eline alıp üzerinde çalışacağı platforma adım atmış. Sonrası boşluk ve sert zemin. Hayır, emniyet kemerini bağlayabileceği bir yer yokmuş. Sağlam diye güvenip çıktığı platformun yerinde durmayacağını nereden bilsin?

Mehmet Sıddık da, 2 yıl 12 gün önce omzunda tabutunu taşıdığı dayısıyla benzer bir kaderi paylaşacağını bilmiyordu. Dayıoğlu Arkadaş Canpolat anlatıyor: “Babamın nasıl öldüğünü öğrendiğinde “Kaza değil, cinayet” demişti. O da aynı şekilde can verdi. Çocukluklarında köyden çıkıp çalışmaya giden insanlar bunlar. Düzenin işleyişini bilseler de, devam etmek zorundaydılar.” Mehmet Sıddık Canpolat’ın Kuzey Marmara Otoyolu’nda iş kazası geçiren başka bir kardeşi daha var. Şener Canpolat da kısa süre önce bacağını kırdı, iş göremez raporu var, fizik tedavisi sürüyor.

“Beni kurtarsınlar!”

Kazanın hemen ardından işçilerden Bayram Kılıç (53) enkazın altında, akrabası Kani Öztürk’ün (49) bacaklarına sarılmış, “Beni kurtarsınlar” diye bağırıyordu. Öztürk hastanede gözlerini açar açmaz onu sordu. Akrabasının inşaattaki ilk iş gününün ilk saatlerinde, ilk yevmiyesini bile alamadan can verdiğini söyleyemediler, “Hastanede” dediler. Bayram Kılıç geride eşiyle 4 çocuğunu bıraktı. Aile Samsun’da kirada.

Yaralı Kani Öztürk, düştüğünde enkaz altında bir boşluğa denk geldiği için kurtulabildi, ama göğsü ve bacakları kırık içinde ve sağ gözünü kaybetti. Altı çocuğu var. Öztürk’ün maaşının asgari olarak gösterildiğini öğrendim. Rapor alınca, aile bu düzeyden bağlanacak emekli maaşı ve uygun görülecek tazminatla geçinecek. Kani Öztürk bir kardeşini de 7 yıl önce, henüz 24 yaşındayken yine bir inşaatta kaybetmiş. Muhammer Öztürk Giresun Devlet Hastanesi inşaatının 6. katından düşmüş. O akşam evleneceği kıza yüzük takmaya hazırlanıyormuş.

Kardeş Baki Öztürk de Kuzey Marmara Otoyolu işçilerinden. Kaza anında başka yerde kalıp döküyormuş. Kardeşine ulaştığındaki çaresizlik anını, “Çekiyordum, gelmiyordu” diye anlatıyor. Bir de yeğenleri varmış, kaza anında şans eseri viyadükte değilmiş.
Bu kazada can veren üçüncü işçi ise Kars Arpaçaylı Öztürk Yılmaz (49). Demir işçisi Yılmaz’ın da bir kardeşi daha aynı inşaatta çalışıyormuş. Baki Öztürk, “Onaltı aydır oradayım. Birbirimize ‘Usta’ derdik. Akşam koğuşta çay içer, muhabbet ederdik” diyor.

Hızlandırılan projeler can alıyor

O beton blokun neden oradan koptuğu ve işçileri altına aldığına dair ayrıntılı rapor çıkacaktır, ama şüpheler ilk beton döküldükten sonra ilave beton dökülmesi için acele edilmiş olabileceği yönünde. İşçiler çok uzun mesailer yaptıklarını anlatmışlar. Hayatını kaybeden bir işçinin akrabası güvenlik uzmanı da, “İşçilerin emniyet kemerleri vardı, ama bağlı oldukları bir yaşam hattı var mıydı, buna bakılması gerekiyor” diye uyarıyor. Kemerleri bir yaşam hattına bağlı olsaydı, bu işçiler betonun altında kalırlar mıydı?

Piyango çıkmaz, ama inşaatta ölürsün

Hızlandırılan dev projeler böyle can ala ala devam ediyor. Soru işaretleri, kusurlar ve ihmaller Çorlu Tren Kazası’nda olduğu gibi yayın yasağının altına süpürülüyor. Cinayet gibi kazaların ardı arkası kesilmiyor.

Hayatına emek mücadelesiyle vererek devam eden Arkadaş Canpolat’ın yazısından bir alıntıyla bitirelim: “11 yaşında gurbete çıkmış çocuklar acaba kaç bina yapmıştır, kaç tuğla dizmiştir, kaç ton çimento taşımıştır 52 ya da 46 yaşına kadar? Bunları bilmiyoruz. Çalışırken öleceğimizi de bilmiyoruz… Fakat milli piyango ikramiyesinin çıkmasından daha büyük bir ihtimaldir, iş kazasından ölmek.”
Türkiye gerçeği bu maalesef.

Banu Güven/dw.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*