Fransa’da geçen yılın sonundan bu yana kadın örgütlerinin sıcak gündeminde olan davada, Sauvage’ın serbest bırakılması için 400.000’den fazla imza toplandı. Sauvage’ın 47 yıl evli kaldığı Norbert Marot bir alkolikti. Yalnızca Jacqueline’e değil, üç kızına da tecavüz edip şiddet uyguluyor ve oğluna da cinsel istismarda bulunuyordu. 10 Eylül 2012’de oğlu kendini asarak intihar etti. Oğlunun intiharından üç gün sonra da Jacqueline Sauvage Norbert Marot’yu üç kurşunla sırtından vurarak öldürdü. 2014 Ekim’inde cinayetten suçlu bulunup 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Jacqueline’in öz savunma gerekçesi kabul edilmedi. Bunun ardından Sauvage’ın serbest bırakılması için yürütülen kampanya yoğunlaştırıldı. Kampanyanın talebi, öz savunmanın kadınların yargılandığı davalar için de uygulanacak şekilde yeniden tanımlanmasıydı. Sauvage davası dikkatleri “şiddete uğramış kadın sendromu” üzerinde topladı. Avukatı da mahkemeden öz savunmanın sınırlarının aile içi şiddet durumlarını kapsayacak şekilde genişletilmesini talep etti.

Fransız hukukuna göre öz savunmanın saldırıyla orantılı ve doğrudan tepki kriterine uyması gerekiyor. Sauvage davasında öldürme eyleminin onyıllar boyunca devam eden şiddete karşı uygulanmış olması bu kritere “uymuyordu”! Ancak burjuva toplumun riyakarlığı burada bitmiyor elbette: Jacqueline Sauvage bir köyde oturuyordu. Köyün belediye başkanı davanın son aşamasında “Köyümüzün hissiyatı çok nettir. Adaletin açığa çıkardığı bütün bu olaylar gerçekse, o zaman Bayan Sauvage’ın hapiste kalması için bir sebep görülmüyor,” dedi.

47 yıl boyunca yaşadığına pişman edilen, eşini öldürdüğünde bile vücudunda çürükler bulunan Jacqueline, 921 kişinin yaşadığı, kör-sağır, umursamaz ve riyakar, aile kurumunun kutsal ve dokunulmaz addedildiği bir köyde oturan bir kadındı. “Bu bir isyandı” diye andığı adaleti ancak kendisi sağlayabildi; varolma savaşımını kendisi kazanabildi.

Aynı günlerde Türkiye’de de aile içi şiddetle ilgili bir dava gündemdeydi. Elazığ’da 2 yıl önce 93 yaşındaki eşi Mürşide Akgül’ü bastonuyla hastanelik eden 95 yaşındaki Mehmet Akgül, açılan kamu davasında 3 yıl 1 ay 15 gün ceza almış ve bir süre önce tutuklanmıştı. Mehmet Akgül’ün aile bireyleri babalarının cezaevinde hastalandığını belirterek affedilmesini ya da ev hapsi uygulanmasını talep ettiler.

Jacqueline Sauvage’ın serbest bırakılma kararı da, eşine 95 yaşında bile hayvanca şiddet uygulayan Mehmet Akgül’e hapis cezası verilmesi de burjuva toplumdan sökülüp alınan toplumsal kazanımlar. Bu kazanımları sağlayan ise hukuk değil, kadına yönelik şiddetin artık kabul edilmez görülmesi ve erkek egemenliğinin taşlaşmışlığının çarpıla çarpıla reddedilmesi. Toplumsal bilincin ve gelişme düzeyinin yükselmesi, riya dolu işleyen burjuva hukuk mekanizmasından çıkan kararları da ardından sürüklüyor. Kuşkusuz son derece ağır işleyen ve bu tür her uygulamaya toplumun pisliği gibi davranılmadıkça da fiziksel, cinsel şiddet, hakaret, mobbing, küfür, ayrımcılık olarak her kadını tehdit eden bir süreç bu. Ancak hukukun değil meşru mücadelenin yarattığı çözümler, ailenin, her tür içe kapalı topluluğun bencil hesaplarına, gerici çıkarlarına ayna tutmaya devam edecek.

Jacqueline çok geç, yaşamının büyük bölümünü geride bırakmış olarak bir kadın olarak özsaygısını, en temeldeki yaşama hakkını sonunda savundu. Serbest bırakılmasını sağlayan dayanışma ve mücadelede de kuşkusuz her kadın kendisini buldu…