Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » İzmir Sendikalar Birliği
İzmir Sendikalar Birliği oturumundan önce, UPS işçilerinin yapmış olduğu eylem, Pazar gününe alınarak TUMTİS, UPS, KİPA işçileriyle birlikte yüründü.

İzmir Sendikalar Birliği

İzmir’de farklı konfedarasyonlara bağlı 15 sendika şubeleri tarafından kurulan “İzmir Sendikalar Birliği” 31 Ekim Pazar günü saat 13.00 ‘de İsmet İnönü Kültür Merkezinde bir çalıştay gerçekleştirdi. Tek-Gıda İş, Hava-İş, BES, Deri-İŞ, Eğitim-Sen 2 nolu Şube, Genel-İş 4 Nolu Şube, Petrol-İş Aliağa Şube, Tez-Koop-İş, Eğitim-Sen 6 Nolu Şube, Genel-İş 3 Nolu Şube, Sosyal-İş, Eğitim-Sen 4 Nolu Şube Genel –İş 5 Nolu Şube TUMTİS İzmir Şubesi, Yapı Yol-Sen bu oluşum içinde yer aldıklarını deklere ettiler.

Çalıştay öncesi her Cumartesi UPS işçilerinin yapmış olduğu eylem, Pazar gününe alınarak TUMTİS, UPS, KİPA işçilerinden oluşan kitle saat 12:00 gibi TUMTİS İzmir Şube binasının önünden hareket ederek Basmahaneye kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi. Daha sonra kitle oturum yerine geldiğinde Park Bahçe işçileriyle buluşarak oturum salonuna geçildi. 700 kişilik salon Park Bahçe, UPS, KİPA işçileriyle, diğer iş kolundan işçiler, devrimci kurum ve demokratik kitle örgütlerinden katılımla doldu.

Salonda, İSB imzalı “Taşeronlaşmaya güvencesiz kuralsız çalışmaya hayır!”, “Kıdem tazminatımızı gaspettirmeyeceğiz”, “Birlik mücadele zafer”, “Sermayenin saldırılarına karşı İzmir emek örgütleri birleşiyor”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Yaşasın grevli toplu sözleşmeli sendikal hakkımız”, “İşçi memur elele örgütlü mücadeleye” pankartları asılıydı.

Çalıştayın başında, son dönemde çeşitli direnişlerden oluşan bir slayt gösterimi yapıldı. Yakın tarihi içeren bu slayt gösteriminde halen direnişe devam eden Aynur Çamalan, son Tek Gıda-İŞ binasının önünde direnişe devam eden TEKEL direnişi ve bir dönem direnen KENT AŞ direnişlerden kesitler yoktu.

Slayt gösteriminin ardından Tek-Gıda İş genel başkan danışmanı Gürsel Köse tarafından bir açılış konuşması yapılarak, “İzmir Sendikal Birliğin” kuruluş amacını anlattı. Açılış konuşmasının ardından bu güne kadar emek mücadelesinde hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi.

Saygı duruşunun ardından oluşturulan “Emek Kürsüsü” nde çeşitli iş kolundan işçilere söz verildi. Bunun adına ise “kürsüler işçinin” denildi. İlk söz alan UPS işçisi Şahin Başaraneer oldu. Başaraner 189 günlük UPS direniş sürecini anlatarak başladı. Uzlaşmacı sendikal anlayışının yerine sınıf sendikacılığının olmasına, taşeronlaşmanın önünü ancak örgütlü mücadelenin keseceğine vurgu yaparak İzmir Sendikal Birliği’nin sınıf sendikacılık yönünde olmasını isteyerek konuşmasını bitirdi.

Bu arada salondan sık sık sloganlar atıldı. UPS ve Park Bahçe işçilerinin gür sesleri salonu dolduruyordu.

UPS işçisinden sonra sözü KİPA market işçisi Caner konuşma yapmak için küsüye geldi. Caner, 7 yıllık sendikal mücadele sürecini anlatarak, örgütlenme mücadelesi verirken hayatını kaybeden Önder arkadaşlarını anarak, bunun hıncıyla sendikal mücadeleyi daha ileri taşıyarak yetki belgelerini aldıklarını ifade etti. Bu süreci kendilerini asla yıldırmadığını ve uzun ve yorucu çalışmadan, sendikal haklardan asla vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Daha sonra 2009 yılında tutuklandıktan sonra işten atılan BES işyeri temsilcisi Meryem Çağ kürsüye geldi. Özelikle son süreçte Kürt işçi ve emekçilere yapılan yoğun saldırı sonucunda bir çok Kürt emekçisinin sendika faaliyetlerinden kaynaklı gözaltıların ve işten atmaların arttığına dikkat çekerek, işçilerin birliği halkların kardeşliğine vurgu yapıldı.

Bu arada “Yaşasın işçilerin birliği!”, “Yaşasın hakların kardeşliği!” sloganı atıldı, ancak cılız kaldı. Özellikle konfedarasyonlardan oluşan sendika yöneticileri bu slogana eşlik etmediler.

Meryem Çağ’ın ardından Park Bahçe işçisi Kemal Köroğlu söz aldı. Köroğlu bin 300 kişi olarak yürüttükleri 72 günlük direniş güncesini anlattı. Nasıl bir sendika istediklerine bağlayarak; direniş sürecinde kazanım kadar önemli olan taşeronluk sistemini tartıştırdıklarını, birbirine uzak 25 bölgede işçi komiteleri gibi çalışma yürüttüklerini anlatarak, iş yeri komitelerinin kurulmasının önemine dikkat çekti. Sendika yöneticilerinin, işçi statüsünde olmalarını, işçilerden daha fazla ücret almalarının yasaklanmasını, enternasyonal bir çalışma ağının kurulmasını, sendikaların asgari ücretin insanca yaşanacak bir ücret olması yolunda çalışma yürütmelerini istedi. İSB’nin ancak böyle bir çalışması olduğunda içinde yer alabileceklerini vurguladı. Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği, genel gev genel direniş sloganlarını atarak konuşmasını bitirdi.

İşçilerin konuşmalarının ardından işçiler bundan sonraki konuşmalarda neler olacağını tahmin etmiş gibi dışarıya çay ve sigara içmek için dışarı çıktılar.

Salon giderek azalıyordu; daha sendika yöneticilerinin konuşması vardı. Belediye İş İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Gülüm kürsüye geldiğinde salon nerdeyse yarıya inmişti. Bu arada megefonla işçilere içeri girmeleri için çağrı yapılıyordu.

Bizlerde çay ve sigara içmeye çıktığımızda bir gün önce tanıştığımız UPS işçileriyle selamlaştık, yine bir gün önce direniş yerinde tanıştıklarımızla selamlaştık, birlikte çay içerken yanımıza aldığımız İşçi Meclisi’ni vermeye başladık. Yaptığımız sohbetlerde oturumun bundan sonraki seyrini tartıştık.

Oturum öncesi İzmir Sendikal Birliği çağrı metni dağıtıldı. Bunun yanı sıra bir grup kadın arkadaş açlık grevine başlayan Başabahçe direnişçisi Türkan Albayrak’ın çağrısını dağıttı. Ayrıca kürsüde Meryem Çağ tarafından Türkan Albayrak direnişi selamlandı.

Çalıştayın ikinci bölümünde, Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Muammer Kaymak sendikaların ve kapitalizmin krizi üzerine, Eğitim Sen Eğitim Uzmanı Dr. Erkan Aydoğanoğlu sendikaların çıkışı üzerine konuştu.

Üçüncü bölüme, Birleşik Metal İş Şube Başkanı Ali Çeltek başladı; İSB içerisinde yer alacaklarını duyurdu. Petrol iş Aliağa İşyeri Temsilcisi Ahmet Oktay, 9 Eylül Üniversitesi taşeron işçisi Özgür Arıkan, örgütlenme çalışmalarına dair konuştular. Habaş’tan bir demir çelik işçisi ise Bakırçay’da yürütülen örgütlenme çalışmalarını ve Türk-Metal çetesinin tutumunu anlattı. Sendikal bürokrasiyi yıkacak olanın işçilerin örgütlü mücadelesi olacağını vurgulayarak, işçilerin mücadelesine örnek olarak ÇEL-MER işgalini verdi. Metal İşçileri Birliği’nden bir metal işçisi, Çiğli Organize Sanayi Bölgesi’nin örgütsüz yapısını, metal sektörü TİS sürecini anlattı. Taşeronlaştırmaya Karşı İşçi Derneği’nden taşeron park bahçe işçisi, derneklerini tanıttı. Mücadeleleri sırasında sendikalar ile karşı karşıya geldiklerini ve bunun da sendikalara olan güvenlerini sarstığını söyledi.

Çalıştay, divan yürütmesi adına BES Şube Başkanı Ramis Sağlam’ın sonuç bildirgesi taslağını okuması ile son buldu.

Kafalarımıza takılan ise; Bugün TEKEL işçilerinin direnişi hiçe sayan bir zihniyetin (Tek Gıda-İş) bu oluşum içinde yer alması, birlik ve dayanışma derken neyin hesabını yaptıklarıydı!

İSB’nin Sonuç Bildirgesi
İSB’nin, “Sermayenin saldırılarına karşı İzmirli emekçiler şimdi daha güçlü!” başlığı altında yayınladığı sonuç bildirgesini aktarıyoruz:

“İzmir’de örgütlü Türk-İş, DİSK ve KESK’ e bağlı işçi ve memur sendikalarının şubeleri olarak, SERMAYENİN SALDIRILARINA KARŞI güçlerimizi birleştirdik. Birliği, Dayanışmayı ve mücadeleyi yükseltmeyi amaçlayarak oluşturduğumuz İZMİR SENDİKALAR BİRLİĞİ bugün (31 EKİM 2010-Pazar) ilk kitlesel toplantımızı yaklaşık 750 kişiyle gerçekleştirdik.
İzmir Sendikalar Birliği, sendikalı-sendikasız, taşeron-kadrolu ayrımı yapmadan gerçekleştirdiği toplantıda, süreci ve gücünü gören bir noktadan aşağıdaki kararları almıştır:

* İşçi ve memur sendikaları şubelerinden oluşan İZMİR SENDİKALAR BİRLİĞİ, Sermayenin saldırılarına karşı Birlik Mücadele ve Dayanışmayı güçlendirmek amacıyla kurulmuştur. Birliğimiz: sendikaların, sendikal rekabet yerine dayanışma içerisinde olmayı,
*Uluslararası Sermayenin ve işbirlikçi iktidarların çok yönlü saldırılarına karşı işçilerin, emekçilerin yerel birlikteliği ile bu saldırılara karşı güçlerini birleştirmeyi,
* Özelleştirmelerle, kamu hizmetlerinin başta sağlık-eğitim olmak üzere sosyal güvenliğin piyasaya açılarak ticarileştirilmesi ve kamunun tasfiyesi amaçlandığı bilinci ile Birliğimizin içinde veya dışında kalmış tüm emek örgütleriyle kamunun tasfiyesine karşı, hizmeti alan halkımızı da içine alacak mücadeleyi yükseltmeyi ve bu hizmetleri tekrar kamulaştırmanın propagandasının yapmayı,
* Birliğimiz, dayanışmanın sürekli ve etkili olması amacıyla, sanayi bölgelerinde, işçi havzalarında işyeri temsilcilikleri, işyeri komiteleri vb. araçlarla yerel mücadele birliklerini oluşturmayı, bunların arasında koordinasyonu ve örgütlenmeyi,
* Kamu emekçilerinin grevli toplu sözleşmeli sendikal hak mücadelesini yükseltmeyi,
* Farklı işkollarında örgütlü, Birlik içindeki sendikalarımız işkollarındaki örgütsüz işçi ve emekçileri örgütleyemediği koşullarda, kendi üyelerinin sorunlarını çözmede başarılı olamayacağından örgütsüz işçilerin statü farkı gözetmeden örgütlemeyi ve dayanışmayı,
* Sendika olmanın gereğinin güven ve örgütlenme olduğu bilinciyle, İSB de bir araya gelen sendikalar örgütsüz işyerlerinde işkolu ve sendika ayrımı yapmaksızın işçilerin örgütlenmesini ve ortak mücadelesini örgütlemeyi,
* Ülkemizde en fazla işçiyi kapsayan “Asgari Ücret” Toplu Sözleşmesi tek taraflı olarak belirlenmektedir. Sermaye, belirlenen asgari ücreti temel alarak, sendikalarımızın örgütlü olduğu ve örgütlenmeyi amaçladığı tüm alanlara yansıtmaktadır. Asgari Ücretin tek taraflı belirlemesine karşı İNSANCA YAŞANACAK BİR ÜCRET talebiyle işçi ve emekçi havzalarında (Aliağa, Çiğli, Kemalpaşa, Torbalı vb.) örgütsüz işçilerin yoğun olduğu ilçelerde çalışma ve kampanyalar yürütmeyi,
* Sermaye, işçi ve emekçilerin örgütlü gücünü dağıtmak ve daha ucuz emek gücünü oluşturmak için, Taşeronlaştırma Sistemini yaygınlaştırmaktadır. İSB’ ye bağlı sendikalar, örgütlü oldukları kendi işyerlerinden başlayarak her alanda kararlı bir mücadeleyi ve bu alanda mücadele veren (Park bahçe) işçilerinin sendikalaşma mücadelesini desteklemeyi,
* Kamu işyerlerinin tasfiyesi ile hızlanan genel olarak kamu emekçilerinin İŞ GÜVENCESİNİN ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Birliğimiz, kamu işyerlerindeki 4b-4c, sözleşmeli vb. güvencesiz çalışmaya karşı mücadeleyi ortaklaştırmayı,
* Esnek çalışmanın bütün biçimlerine, işten atmalara, kıdem ve ihbar tazminatı haklarının gasp edilmesine,
* Sendikal örgütlenmenin ve yasakların önündeki engellerin kaldırılması için mücadele etmeyi,
* İzmir Sendikalar Birliği, sendika içi demokrasiyi savunmaktadır. Yasa ve benzeri gerekçeler gösterilerek İşyeri temsilcilerinin seçim yapılmadan atanmasını, tabanın iradesinin yok sayılması olarak görmektedir. Bunun yerine, İşyeri Temsilcilerinin seçimle ve tabanın iradesinin ortaya çıkarılmasını, işyeri örgütlenmeleri üzerinden sendikalarımızın daha da güçlenmesini,
* Sendikalarımızın Genel Kurulları ayrışmaya, koltuk savaşlarına değil sorunların ve mücadelenin tartışıldığı mücadele araçları olmasını,
* Sanayi bölgeleri başta olmak üzere ve iş kollarındaki sendikalarımızda yapılacak toplantı ve kurultaylarla emekçilerin birliği anlayışını işyerlerinde tabana yaymayı,
* Toplu sözleşme dönemine giren sendikalarımıza dayanışmayı, bu alanda güç birliği yapmayı, UPS, Kent-Aş ve KİPA işçilerinin sürdürdükleri direnişi ve sendikalı olarak işe dönmeleri mücadelesinde sonuna kadar yanında olmayı,
* Ücret Sendikacılığı değil, mücadeleyi önüne hedef olarak koyan sınıf sendikacılığını savunmayı,
* İzmir Sendikalar Birliği bileşenleri tarafından karar altına alınmıştır.
Tüm emek kamuoyuna…  

(Haberin geç yayınlanması tümüyle bizden kaynaklanıyor; haberi yapanlar başta gelecek şekilde, okurlarımızdan özür diliyoruz.)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*