Anasayfa » DÜNYA » İsviçre Basel’de coşkulu Newroz kutlaması

İsviçre Basel’de coşkulu Newroz kutlaması

Kürt halkının ulusal bayram düzeyine çıkararak, yaygın ve kitlesel kutladığı Newroz, başta Kanton Zürich, Luzern, St. Gallen ve Basel olmak üzere İsviçre’nin birçok kentinde de kitlesel ve büyük bir coşkuyla kutlandı.

Basel kantonunda akşam saat 18’de Claramatte parkında toplanan işçi ve emekçiler meşalelerle yürüyüşe geçti. “Basel Demokratik Kürt Halk Meclisi” tarafından organize edilen yürüyüşe Devrimci Proletarya okurlarının yanı sıra Türkiyeli devrimci demokratik kurumlar da katılım sağladı. Yürüyüş boyunca “Yaşasın Newroz”, “Newroz kutlu olsun”, “Yaşasın Kürdistan” “Öcalan’a özgürlük”, “Türk ordusu Kürdistan’dan defol”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür” ve “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı.

Şehir merkezinde yapılan yürüyüşle belediye binası önüne gelindi. Eylem burada mitinge dönüştürüldü. Kürdistan ve dünya devrim şehitleri adına yapılan saygı duruşundan sonra alana kurulan ses cihazında Basel Demokratik Kürt Halk Meclisi adına yapılan konuşmada; Newroz’un tarihine ve bugününe değinildi. Newroz’un Kürtlerin ve Ortadoğu halklarının diriliş bayramı olduğu, Kürt halkının yıllardır can bedeli kazanmış olduğu mevzilerini terk etmeyeceğini, bunun için birlikte mücadelenin düne göre daha da önem kazandığı vurguları yapıldı.

Daha sonra Devrimci Proletarya adına bir konuşma yapıldı. Newroz’a ilişkin hazırlanan ve miting alanında okunan Devrimci Proletarya bildirisi kitle tarafından yoğun bir alkışla karşılık buldu. Ayrıca Beksam kültür derneği adına günün önemine dair bir konuşma yapıldı.

Soğuk hava koşullarına rağmen, yaklaşık iki saat süren eyleme 600 kişi civarında bir katılım sağlandı. Yapılan konuşmalardan sonra türküler ve halaylar eşliğinde eylem sonlandırıldı.

Newroz piroz be!
Kürt halkının ulusal kimlik ve onurunun ayrılmaz bir parçası; Newroz, bırakalım kitlesel kutlamaları, adının, varlığının dahi kabul edilmediği günlerden 1990′daki ilk Newroz’a zorbalığı yara yara gelindi. Kürt halkının, Cizre ve Nusaybin serhildanları, korkuyla yaratılan karanlığı gerilla mücadelesinden ilham alıp aşarak gerçekleştirildi. 1992′de “Kürt realitesini tanıyoruz” diyenlerin açtığı ateş, Newroz’u kutlayan 60′a yakın Kürt emekçisinin canını aldı.

Newroz’u özgürce kutladığımız bu yıllar, bize özgürlüğün vazgeçilmez değerini öğretti. Ve kölece yaşamaktansa ayakta ölmeyi yeğledik. Özgürlüğü ancak kendi kollarımızla kazanabileceğimizi, onu bize kimsenin altın tepside sunmayacağını kendi tarihimizden öğrendik. Amansız bir kirli savaşa karşı dağlara verdiğimiz kızlarımız ve oğullarımızın, gözaltında kaybedilen, sokak başlarında katledilen en değerli evlatlarımızın şahsında, birleşen ve başkaldıran bir halkın yenilemeyeceğini öğretti.

Yüzbinlercemiz ormanları, köyleri yakılıp boşaltılarak, hayvanları telef edilerek göç etmeye zorlandı. Dilini, yolunu bilmediğimiz yerlere, büyük kentlere, Batı’ya, Avrupa’ya hatta dünyanın dört bir yanına savrulduk. Daha Kürdistan’ı bile dolaşmamış, güzel ülkemizin özgürce tadına varamamışken, Kürt sorununu zorbalıkla çözebileceğini sananların göç ettirme politikasıyla dünyanın en ücra yerlerine düştü yolumuz. Artık sadece özgürlüğünü arayan bir halk değil, aynı zamanda en ağır, en pis işlerin güvencesiz emekçileriydik. En ışıltılı kentlerin en yoksulları, ekmeğini ölümün, çöpün, atığın içinden çıkaran işçilerdik. Bu sefalet içerisinde bizi bekleyen tam bir geleceksizlik, cehaletin kör kuyuları, sokakta arama ve polis copu, faşist linç şebekeleri, çocuklarımızı ağına düşürmeye çalışan çetecilerdi.

İşte bu yüzden artık Newroz’ları kollarımızla kazanmış kutlarken, ne devletin uyguladığı şiddet ne de sömürünün çarkları hafifliyor. Parlamento, burjuva sınıfın gerici ve baskıcı karekterini gizlemenin aracı olduğu içindir ki, bizim irademizi oylarımızla ifade etmemize bile tahammül edemiyorlar. Kazandığımız her mevziye saldırmakla kalmıyor; bunları içimizi boşaltmak için kullanıyorlar. Demokrasi, “açılım” dedikleri, bizim için değil, Türküyle Kürdüyle burjuvalar için demokrasidir. Neoliberal demokrasiyi, “açılım”ı şurasından burasından genişleterek ulusal taleplerimizi liberal reformist kanallarda boğmaya, onları kırıntılaştırmaya izin vermeyeceğiz. En büyük tehlikenin asıl buradan geldiğinin gizlenmesine, mücadelemizin reformizmle darbelenmesine izin vermeyeceğiz.

Artık biliyoruz ki, sadece ulusal taleplerimiz, ulusal kimliğimiz için mücadele etmek yetmiyor. Onları kazanabilmek için kavgayı daha da büyütmek gerekiyor. Tek bir ulus değiliz biz Kürtler de; her ulus gibi iki ulusuz. Bir yanda burjuva Dehak’lar, diğer yanda Kawalar, işçiler, kent ve kır yoksulları!

Bizi Türküyle Kürdüyle, güvencesizlik batağına doğru çeken kapitalizm, aynı zamanda bizi sınıf kardeşlerimizle buluşturdu. 78 gün direnişi, tuzu, ekmeği paylaştığımız Tekel çadırları en iyi örnektir çıkarlarımızın ortak olduğuna.

Sermaye sınıfı ve burjuvalar için değil, işçi sınıfı ve emekçiler için demokrasi! Uluslar arasında tam ve gerçek hak eşitliği! Kapitalist vahşi sömürüye karşı, güvencesiz kölece çalışmaya ve yaşamaya karşı Tunus, Mısır ve Ortadoğu işçi sınıfının başlattığı sınıf kavgasını ileriye taşıyacağız. Sınıf kardeşlerimizle dünyanın her yerinde mücadelemizi birleştirerek sosyalizme yürüyeceğiz! Ulusal, cinsel ve sınıfsal sömürüye son vererek, burjuvazinin iktidarını alaşağı edip bunca yıllık mücadelelerin öz deneyimiyle işçi sınıfının, sosyalist konseyler demokrasisini kuracağız!

Newroz piroz be!
Newroza karkeran piroz be!
Yaşasın Halkların Kardeşliği!
Yaşasın Proletarya sosyalizmi!

Devrimci Proletarya/ İsviçre

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*