Anasayfa » GÜNDEM » İşte kapitalizm işte alçaklık!

İşte kapitalizm işte alçaklık!

İHD, Mazlumder, KESK, TTB, ÇHD, TİHV, TBM, DİSK Genel İş’ten oluşan heyetin Uludere raporu açıklandı

Saat 18.39’da insansız hava araçları sınırda hareketlilik tespit eder. Görüntüler anında Batman’daki “insansız” üsse iletilir. 20.30 itibariyle operasyon kararı alınır. “İnsansız” uçaklar 21.37’de bölgeyi bombardımana tabi tutar.

İnsansız” devletin Ağustos’tan beri uyguladığı “aktif, hızlı, imha operasyonları”ndan bir yenisidir bu. Bu yeni konsept gereği, insansız hava araçlarından gelen ham görüntülerin yerde analizini içeren 8 aşamalı süreç kaldırılmış ve operasyon kararı alma yetkisi “İnsansız” 2. Ordu ile “İnsansız” 2. Hava Kuvvet Komutanlığı’na bırakılmıştır artık.

Yer: Şırnak, Uludere ilçesi, Roboski (Ortasu) köyü.
Bombalayan: Türkiye Cumhuriyeti devleti.
Bombalanan: İnsanlar ve katırlar.
Sonuç: Geçim için sınırı geçip oradan mazot, çay, şeker, sigara vb. getiren yoksul köylüler ölü ele geçirilmiştir, komutanım!

Şimdi Gül, Erdoğan, Arınç vs. “aman olay büyümesin, BDP faydalanmasın” düşüncesiyle dozunu kaçırmaksızın özür cümleleri geveleyebilirler gönül rahatlığıyla. Nasıl olsa “teröre karşı mücadelenin demir yumruğu” gösterilmiş, gerekli mesaj verilmiştir: Biz güçlüyüz, siz hiçsiniz. Biz yöneteniz, siz kendi kendinizi asla yönetemeyecek olansınız. Biz devletiz, siz asla devlet olamayacak olansınız. Biz öldüreniz, siz ölensiniz. Biz -bir hak gerekiyorsa- onu verecek olanız, siz bir hakkı isteseniz de kendiniz alamayacak olansınız. Kendi ulusal pazarını sınır çekip korumaya hakkı olan, sınırlara sahip olan ve bu sınırları bombayla koruyan, her gerektiğinde özgürlük mücadelenizdeki sınırların altını kalınca çizecek olan biziz. Haddini bilmeyeni bombalarız. Terörist dediğimiz kişileri bombalamak zaten meşru (bkz. tüm medya, buna karşı çıkan yok!), “operasyon kazası” da olursa arada, pardon yani… Bu kadar basit!

Bu kadar basit mi? Aralarında baba, kardeş, amca, oğul, yeğen, kuzen, eş, sevgili, dost olan insanların bulunduğu yaklaşık 40 insan beraberlerindeki en az 40 katır ve atla yola çıktılar.

Adım başı askerin, kontrol noktasının bulunduğu, her 5 kilometrede karakol veya askeri mevzilerin olduğu bölgeden katırlarla ve atlarla 40 kişinin toplanmasını, Ortasu köyü yakınlarına gelişini, sınırı geçişini hem köylüler hem karakoldakiler hem de hâkim tepeye konuşlanmış askerler gördü.

Olay yerine en yakın olan Gülyazı Alay Komutanlığı da bu 40 kişinin sınırı geçerek kaçakçılık yaptıklarını çok iyi biliyorlardı.

Kaçakçılığa engel olamayan askerlerin tek talebi, kaçağın kontrolünde yapılması. Aralarında 15–20 yaş arasında olan öğrencilerin de bulunduğu grubun tek amacı da sınır ötesinden getirecekleri mazot, sigara, çay gibi maddeleri satıp günlük yaklaşık 50 lira kazanarak geçimlerini sağlamaktı.

Sınırı geçişlerinde insansız hava araçlarının sesini de duyan grup, her zaman yaptıkları gibi bunu da dikkate almadan sınırı geçtiler.

Geçişlerine izin verilen yaklaşık 40 kişi akşam saat 21.00 sıralarında dönüş yoluna girdiklerinde ise…

35 kişi F-16’larca öldürüldü. Yanmış ölülerin ceset parçaları toplandı.
Bu ülkede 35 kişi daha birden, amansızca, acımasızca, en yüksek savaş teknolojisi kullanılarak katledildi.

Binlerce şehidin kanıyla sulanmış vatan toprakları” denen, haritalarda çizilmiş bu sınırlar adına…

Burjuvaların bir coğrafi sınır çekip “bu sınırlar içerisinde sömürü önceliği bana ait” dedikleri ve bunu “vatan” diyerek süsledikleri sömürü özgürlüğü adına…

35 insan, 35 genç, 35 çocuk daha Uludere’de katledildi.

Bu savaş kimle kim arasında?
Bu savaş halklar değil, sınıflar arasında!
Bu savaş, burjuvaların devletleri tarafından yürütülen, Türk-Kürt, hangi milliyetten olursa olsun tüm işçilere ve yoksullara karşı açılmış bir savaş!

Acımızı mücadelemize akıtacağız!
Katliamların hesabını soracağız!
Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!
Biz kazanacağız!

İŞÇİ MECLİSİ

İHD, Mazlumder, KESK, TTB, ÇHD, TİHV, TBM,
DİSK Genel İş’ten temsilcilerden oluşan heyetin olay yeri inceleme raporundan notlar:

 Olayda tamamı sivil olup, otopsi tespit tutanağına göre yaşamını yitiren kişilerden 17 kişinin çocuk, 14 kişinin büyük ve diğer 4 kişinin ise otopsi tutanaklarında yaşlarının belirtilmediği,
 Yaş itibari ile büyük olarak tespit edilen kişilerin yaş aralığının genel olarak 19-25 yaş aralığında olduğu,
 Olay esnasında gruba DUR ihtarı yapılmadığı ve uyarılmadıkları, yaşamını yitiren insanlardan hiçbir surette güvenlik güçlerine ateş açılmadığı, askerlerin de bireysel olarak ateş etmedikleri, olayda uçakların bombardıman yaptıkları ve ölümlerin bu nedenle olduğu,
 Sivillerin olay yerinde bulunan güvenlik güçlerince tanınan ve bilinen insanlar oldukları, güvenlik güçlerinin sınır ticareti nedeniyle yapılan bu gidiş ve gelişlerden haberdar oldukları,
 Tarafımızdan yapılan tespitler ile görgü tanıklarının ve köylülerin anlatımından sınır ticareti için aynı güzergahın sürekli kullanıldığı ve güvenlik kuvvetleri dahil herkesçe bilindiği, kullanılan yolun büyük kısmının patika yol olmadığı, yolun üstünde maden ocaklarının bulunduğu,
 Resmi açıklamaların aksine olay yerinin Sinat- Haftanin olarak adlandırılan bölgeye uzak olduğu, saldırıya uğrayan grubun da Irak-Türkiye sınırının üstünde olduğu,
 Olaydan sonra hiçbir resmi kurumun yaralıları ve cenazeleri almak için girişimde bulunmadıkları ve köylünün kendi imkanlarıyla olay yerine geç intikalden dolayı kimi yaralıların kan kaybı veya donarak öldükleri, olaydan sonra köylülerin cenazeleri almaya gitmeleri ile birlikte yol kesen askerlerin oradan ayrıldıkları, cenazelerin köylüler tarafından alınarak kendi imkanları ile Gülyazı köyüne getirildikleri,
 Hastane koşullarının otopsi işlemine elverişli olmadığı, cenazelerin gelişigüzel odalara bırakıldığı, cenazelerin akrabaları tarafından battaniyelere sarıldıkları, hastane personelinin yetersiz sayıda olduğu hatta gördüğümüz kadarıyla neredeyse yok denecek sayıda olduğu ve cenazelerin aileler tarafından otopsiye ve cenaze araçlarına taşındığı,
 Cenazelerden otopsi sonucunda elde edilecek delillerin mevcut koşullar nedeniyle usulüne uygun şekilde alınamayacağı, bu nedenle delillerin karartılma ihtimalinin yüksek olduğu,

 Hastanede heyetimiz tarafından görülen cesetlerin bir kısmının yanmış, iç organlarının dışarıda olduğu, çoğunun kafatasının parçalandığı, vücut bütünlüklerinin parçalanmak suretiyle bozulduğu,
 Olayda tahrip gücü çok yüksek, yakıcı nitelikte mühimmatın kullanıldığı,
 Katliamı yapan şüpheliler olarak herhangi bir gözaltı ve tutuklama olmadığı,
 Olayın meydana geldiği yerin Türkiye-Irak sınırının sıfır noktası olduğu,
 Olayda hayatını kaybedenlerin sınır ticareti (mazot, sigara ve gıda maddeleri) ile uğraştıkları, bunun uzun yıllardan beridir karakolun bilgisi dahilinde yapıldığı, özellikle son bir ayda karakol tarafından kolaylık sağlandığı ve müsamaha tanındığı tespit edilmiştir.

Olaydan sağ kurtulan 19 yaşındaki Hacı Encü, heyete yaptığı açıklamada olayı öyle anlattı:

“40-50 kişilik bir grupla birlikte mazot ve gıda maddesi getirmek üzere yine bu sayıda katırla beraber sınırın Irak tarafına geçtik. Karakola özellikle bir bilgilendirme yapmadık ancak gidip geldiğimizi zaten biliyorlardı.

Amacımız şeker ve mazot getirmekti. Hatta giderken İnsansız Hava Aracının sesini dahi duyduk ancak sürekli gidip geldiğimiz için yolumuza devam ettik. Akşam 19.00’da katırları yükleyerek yola çıktık. Saat 21.00 gibi sınıra yaklaştık. Bizim köyün yaylasına vardık, yayla tam sınırdadır. Orada önce aydınlatma fişeği ve akabinde de top-obüs atışı yapıldı. Biz yükümüzü sınırın diğer tarafında bıraktık. Hemen ardından uçaklar geldi ve bombardıman başladı, biz iki gruptuk, öndeki grup ile arkadaki grup arasında 300-400 metre mesafe vardı, ilk top atışından hemen sonra uçak geldi, askerler bizim yaylayı tuttukları için, bu tarafa geçebileceğimiz başka yol yoktu, bu nedenle gruplar sıkışarak bir araya gelmek zorunda kaldı, sonunda iki büyük grup olduk.

“Kimsede silah yoktu”

İlk uçak bombardımanında sınırın sıfır noktasında bulunan yaklaşık 20 kişilik grup imha oldu, hemen geriye kaçmaya başladık, kayalıklar arasında kalanların üzerine bomba yağmaya başladı, benim de içinde bulunduğum grup 6 kişiydi, bu gruptan 3 kişi kurtulduk, üzerimizde günlük sivil elbiselerimiz vardı, hiç kimsede silah yoktu, olay 1 saat falan sürdü, bir iki kişi 3 katırla beraber küçük bir deredeki suya girdik, bir saat bekledikten sonra bir kayalığın altına sığındık, arkadaşlarımızdan haber alamadık, saat 23.00-23.30 gibi gelen ışıklardan ve seslerden köylülerin geldiğini anladık, köylüler feryat etmeye başlayınca askerler tuttukları yerlerden çekilerek yaylayı da boşalttılar, çok uzun zamandır bu işi yapıyoruz, iki kişi evliydi, diğerleri lise ve ilköğrenim öğrencisiydi, henüz hiç kimse beni ifade vermem için çağırmadı, olaydan sonra hiç asker görmedim.”

Sağ kurtulan bir diğer köylü Servet Encü:

“Bu sınır işini babalarımız da, dedelerimiz de yapıyordu. Biz de yaptık. Burada fabrika falan yok. Biz bu iş ile geçiniyoruz. Bu köyde bu sınırlarda herkes bu işi yapıyor. Olayın olduğu gün akşam 2-3 köyden 7-8’er kişilik olmak üzere toplam 40’a yakın kişi katırlarımızı alıp sınırı 2 km kadar geçtik. Orada Iraklılardan mazot, şeker ve gıda aldık. Haftanin ve Sinat’a da gitmedik. Geri dönerken askerler yolumuzu kestiler. Her zaman keserdiler. Ancak geçmemize izin verirlerdi. Bu kez izin vermediler. Bizi sınırda beklettiler. En son da üzerimize bomba yağdırdılar. Yaşları 10 ile 20 arasında değişen ve içlerinde öğrencilerin de olduğu 37 kişi 50, 60 veya 100-TL için bu işi yaparken vuruldular. Ölenlerden Selam ENCÜ mühendislik okuyordu. Şıvan 15, Orhan 10, Mehmet 11 yaşındaydı. Orada PKK’li kimse yoktu.

PKK 40-50 katır getirip mazotla uğraşmaz. Bizi sınırda durduran askerler bizimle hiç konuşmadılar. Olaydan sonra hiçbir askeri yetkili yardıma gelmedi. Bombalamadan sonra yaralı olan birkaç kişi yardım gelmemesi üzerine soğuktan donarak öldüler. 38 kişiden biz üç kişi sağ kaldık. Kara gömülüp saklandığım için beni görmediler.

Daha önce de askerler bizi durdururlardı. Ancak daha sonra geçmemize izin verirlerdi. Bu kez her tarafı kapatarak geçmemize izin vermediler. Bombalama başlayınca askerler arabalarına binip gittiler.

“Çocuklar okul harçlığı için öldü”
Ben sağ kalmasaydım cenazeler orada 1-2 gün daha kalabilirdi. Biz, biri sınırda diğer ikisi uzakta olmak üzere üç ayrı grup halinde idik. İzin verilmeyince yükümüzü bırakıp gitmeyi de düşündük. Bombalamadan sonra 100 m kadar yürüyüp telefonla yardım istedim. 2-3 saat sonra yardım geldi. Asker veya yetkili kimse gelmedi, sadece bizim insanımız geldi. Akşam saat 17.00’da yola çıkmıştık. 21.30’da sınıra gelmiştik. 21.40’ta da bombalama oldu. İçimizdeki çocuklar okul harçlığı için bu işi yaparlardı.”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*