Anasayfa » GÜNDEM » İstanbul’da grev rüzgarı

İstanbul’da grev rüzgarı

İstanbul’da kamu işçileri grevi için söylenmesi gereken ilk şey, Aralık ve Şubat aylarındaki grevlerden belirgin ölçüde daha kitlesel, daha diri, daha istekli olduğudur.

Kamu işçilerinin grev ve eylemini, Çapa-Beyazıt yürüyüş kolundan izledik.

Çapa Hastanesi’nde sağlık işçileri, sabah saatlerinde geleneksel hastane içi kitlesel grev çağrısı yürüyüşlerini, bu kez arabalı-ses sistemli olarak başlattılar. 2 saat boyunca duraksız olarak sürdürülen hastane içi, sloganlı, ajitasyonlu, her bir binanın önünde ayrı durup yürüme eylemi, 100 sağlıkçıyla başladı, bin sağlıkçıyla bitirilip, Çapa sağlık işçileri KESK kortejindeki yerini aldı. SES üyeleri ağırlıklı hastane içi eyleme, hekimler, eyleme katılamayan taşeron sağlık işçileri, bazıları eyleme de katılan hastalar ve hasta yakınları yoğun destek verdi.

Çapa’dan başlayan yürüyüş kolu, 12:30 gibi harekete geçtiğinde, Şubat grevindeki yürüyüş kolunun yaklaşık 2 katı bir kitleselliği ve hissedilir ölçüde daha diri bir kitleyi temsil ediyordu.

Kamu-Sen ve Kamu-İş’ten sonra Memur-Sen’in de yarım günlük de olsa greve katılması, KESK’li kamu çalışanlarının da özgüvenini artırmıştı. Bu sendikalardan birşey bekledikleri için değil, fakat bu sendikalar üzerinde de bir basınç oluşturmuş olmaları ve dahası bu sendikaların da taban basıncıyla greve sürüklenmek zorunda kalmaları nedeniyle.

Memur-Sen, hükümet yüzde 5-6’ya çıksa imza atmaya hazırdı ki, yüzde 3.5’u o bile tabanına anlatamaz hale geldi. Bir yandan CHP’nin Memur-Sen’e yüklenmesi, diğer yandan KESK ve Kamu-Sen’in grev basıncı, dahası Aktif Eğitim-Sen’in kuruluşuyla Memur-Sen’in çatlama eğilimi ve büyüyen taban basıncı, Memur-Sen’i epey zor durumda bıraktı ve yarım günlük göstermelik iş bırakmaya sürükledi. 23 Mayıs grevinin en önemli çıkarımlarından biri, Memur-Sen’deki yıpranmadır ve kaynamadır, ve bunun üzerine gidilmeye devam edilmelidir.

KESK’li kamu çalışanlarının grev istekliliği ve ruhunu yükselten bir diğer etkende, gece yarısından itibaren trenlerin tamamen, hastanelerin büyük ölçüde durmasıydı. KESK grevlerinin etkinlik göstergelerinden biri trenlerin durup durmayacağıdır. Önceki grevde trenler durdurulamamıştı. Bu grevde ise, tek bir sekme olmadan tüm trenler durmuştu. BTS, havaalanında da sabah saatlerinde diğer iki sendikanın katılımıyla 100 kişilik bir basın açıklaması yaptı ki, bu da havaalanında memurlar cephesinde benzeri görülmemiş bir durumdur.

Çapa yürüyüş kolunda kamu hizmet işçileri, coşkulu ve eylemde olmaktan mutluydular. Yine orta yaş ağırlıklı olmakla birlikte, genç kuşak kamu çalışanların katılımında da bir artış vardı. Yürüyüş ve mitinge ailele ve çocuklarıyla katılan kamu işçileri de daha fazlaydı. Yürüyüşte, kamu çalışanları birbirinden yalıtık sektör, şube, ilçe vd pankart ve kortejlerine de eskisi gibi fazla bölünmedi. Kortejler, özellikle de öğretmen ve sağlıkçı kortejleri sık sık iç içe geçti, öğretmenler içinde yürüyen sağlıkçı grupları, sağlıkçılar içinde yürüyen öğretmen grupları ile daha rahat, fakat daha kaynaşmış bir görünüm sergilediler.

Kamu işçilerinin yürüyüşü, geçtiği her yerde yoğun destek gördü. Özellikle de öğrenciler ve Kürt inşaat işçileri ile dayanışma enstaneleri görülmeye değerdi. Şehremini Anadolu Lisesi önünden geçilirken, ders yapılmamasına karşın okuldan -eyleme katılmamaları için- çıkmalarına izin verilmeyen öğrenciler, camlarda bir saat boyunca adeta eylem yaptılar ve öğretmenlerine destek verdiler.

Restore edilen bir binada çalışan 30 kadar Kürt taşeron işçi ile kamu çalışanları arasında daha güçlü bir etkileşim yaşandı. Kürt taşeron işçileri, zafer işaretleri ve yumruklarını sıkarak, “Biji, biji..” diye bağırarak kortejleri selamlarken, Kürt işçileri sağlıkçılar “yaşasın emek dayanışması”, eğitimciler ise “yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarıyla selamladılar.

Beyazıt meydanına girildikten sonra, İstanbul Üniversitesi kapısı içinde toplanan Eğitim-Senli öğretim üyeleri ve ardından 200 kadar üniversite öğrencisi de, kapıdan eylemli, dövizli, sloganlı bir çıkış yaparak kamu çalışanlarını karşıladılar. Ardından üniversite kapısı kapatılarak, tüm İstanbul kamu çalışanlarını temsilen kapıya kocaman “Bu işyerinde grev vardır!” pankartı büyük bir coşku, alkış ve zılgıtlarla asıldı.

Alana girdikten biraz sonra, kamu işçileri geleneksel olarak önce kürsü önünü bayrak gösterme yarışına giren sol gruplara bırakıp alanın çevresine doğru yayıldılar, gruplar halinde sohbete daldılar. Kürsüdeki uzun uzun konuşmaları dinleyen her halde kimse olmadı. Yapılan konuşmalarda da zaten bir mücadele programı yoktu.

İstanbul’da diğer kamu işçisi sendikaları da, Mecidiyeköy’den Taksim’e bir yürüyüş yaptı. Kamu hizmet işçilerinin grevine destek açıklayan DİSK, TMMOB, TTB’nin desteği ise sembolik olmaktan öteye geçmedi. Dev-Sağlık-İş’in taşeron sağlık işçilerini greve katılıp katılmama kararını işyeri temsilcilerine bırakması, yani aslında katılmaması, tepki çekti. TTB ise 15 kişilik bir hekimler grubuyla yürürken, daha fazla sayıda hekim ise SES ve Eğitim-Sen kortejlerinde yer aldı. Gazili öğrenci velileri de yürüyüşe 4+4+4’e karşı “Çocuklarımız geleceğimizdir karanlık yarınlara teslim etmeyeceğiz” pankartıyla katıldı. Yürüyüşte bazı öğrenci grupları öğretmenleriyle birlikte yer aldı.

Grev ve eylemlerde öne çıkan talep grevli-TİS hakkı ve yüzde 30’luk ücret artışıydı. Bunları güvenceli çalışma, performans sisteminin kaldırılması, sağlıkçı ve öğretmenlere dönük şiddetin durdurulması, tutsak KESK üyelerinin bırakılması, Terörle Mücadele Yasası’nın kaldırılması talepleri izledi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*