Anasayfa » GÜNDEM » İstanbul 1 Mayısı üzerine notlar…

İstanbul 1 Mayısı üzerine notlar…

2019 1 Mayısı, polisin sabah saatlerinde Ankara Mamak Kültür Evi’ni basarak çok sayıda BDSP’liyi gözaltına almasıyla başladı.

İstanbul’da Taksim meydanına yürüyen gruplara polis saldırısı ve gözaltılarıyla devam etti.

Sıraselviler’den Taksim’e çıkmak isteyen Mücadele Birliği Platformu’ndan 7 kişi, Cihangir’den Taksim’e girmek isteyen Partizan okurlarından 2 kişi gözaltına alındı. Taksim’e girmeye çalışan Gençlik Faaliyeti’nden 4 kişi gözaltına alındı. Beşiktaş’tan Taksim’e yürüyüşe geçen Devrimci Gençlik Dernekleri’nden 26 kişi gözaltına alındı. Beşiktaş Çarşı’dan yürüyüş başlatan Gençlik Komiteleri’nden 14 kişi gözaltına alındı. Beşiktaş Barbaros Caddesi’nden yürüyüşe geçen SGDF ve ESP grubundan 7 kişi gözaltına alındı. Beşiktaş’tan yürüyüşe geçen HKP grubundan 11 kişi gözaltına alındı. Şişli Cevahir’den yürüyüşe geçen İnşaat-İş’ten 5 işçi ve sendikacı gözaltına alındı. Gezi’de Direniş Meclisleri imzasıyla eylem yapan 2 KHK’lı kamu emekçisi gözaltına alındı.

Bakırköy’de DİSK-KESK-TTB-TMMOB’un düzenlediği 1 Mayıs mitingi, önceki yıllara göre daha kitlesel ve canlıydı. Özellikle Zeytinburnu kolunda bulunan Birleşik Metal-İş, Genel-İş, Lastik-İş üyesi işçiler, toplam 15-20 bin kişiyi bulan bir kitlesellikle, son yılların en kitlesel katılımını gösterdiler. Birleşik Metal-İş’in ilk kez bir 1 Mayıs mitingine, Gebze TİS mitinglerinden fazla işçi katabildiği görüldü. EYT korteji ise beklenenden az bir katılım gösterdi, birkaç yüz kişiyle sınırlı kaldı. İşçi kortejlerinde kıdem tazminatı gaspı tasarısına, grev yasaklarına, güvencesizliğe, krize karşı pankart, döviz ve sloganlar öne çıktı. Lastik-İş korteji arama noktasından geçerken ön taraftaki sendika temsilcileri “işçi-polis el ele, güzel günlere” sloganını attırmaya çalıştı. Kortejin büyük bölümü bu slogana katılmadı, kortejin orta ve arka tarafındaki işçiler ise bu slogana, çok daha gür ve kitlesel attıkları “işçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganı ile cevap verdiler. Birleşik Metal’e bağlı ve daha mücadeleci olmalarıyla bilinen fabrikalardan işçiler, yürüyüş boyunca, “özgürlük mahkumları”, “çav bella” gibi türkü ve marşlar söylediler.

Toplam katılımın 50 bin kişinin epey üstünde olduğu söylenebilir. Ancak alana giren çoğu işçi korteji ve sol kortejlerin tabanı yarım saat bile durmadan dağıldığı, daha tüm kortejler alana girmeden girmiş olanların çıkmaya başlaması, yani alanda tüm katılımcıların tek bir toplu görünümü oluşmadığı için kesin bir rakam belirlemek zor.

Alandaki genel ruh hali, öncü, direnişçi işçi kesimleri hariç, büyük bir coşkudan ziyade, geçen yıllardaki kasvetli, sıkıntılı, tedirgin ruh halinin yerini belli bir rahatlama ve değişim istem ve güveninin artmış olması yönündeydi.

Fakat bu değişimin kimler tarafından nasıl sağlanacağına gelince, tabii ortada yine bol bol dilek ve nutuk dışında hiçbir somut mücadele programı olmadığı gibi, sendika ve meslek örgütü bürokrasileri, İmamoğlu’nun arkasına sotelendiler. İmamoğlu’nun alana gelişi defalarca duyuruldu, ardından kısa bir konuşma yaptı. İmamoğlu takdimleri ve konuşması, alanın belli bir kesiminden alkış alsa da (daha ziyade Genel-İş, liberal reformist çevreler, ve muhtemelen 1 Mayıs’a ilk kez katılan bazı mavi ve beyaz yakalı işçi kesimleri), kitlelerde güçlü bir zemin bulamadı. Sohbet ettiğimiz çeşitli kesimlerden işçiler, kadınlar, gençler içinde temkinli ve güvensiz olanlar, kitlelerin mücadelesi olmadan bir şeyin değişmeyeceğini söyleyenler, taban inisiyatifine, direnişçi işçilere söz verilmezken İmamoğlu’na söz verilmesini eleştirenler de çokça vardı.

Devrimci Proletarya, İstanbul’da, işçi yoldaşlarının bulunduğu ve mitingte Cumhur İttifakına karşı olduğu gibi Millet İttifakı ve sendika bürokratlarına karşı net bir tutum gösterecek, teşhir edecek ve bağımsız sınıf örgütlenmesi ve mücadelesine çağrıda bulanacak alternatif bir kürsü oluşturma kararı alan İşçi İttifakı ile birlikte Bakırköy tercihinde bulundu. Bu kararda, bu yıl devrimci çevrelerin ortak bir Taksim platformu oluşturamaması da etkili oldu. Bununla birlikte, Taksim çerçevesinde adım atmaya çalışan tüm grupların eylemlerini anlamlı ve değerli buluyor, gözaltıların derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

Bakırköy alanında, İşçi cinayetlerine karşı işçi ailelerinin de olduğu platformun da katledilen işçi analarına söz verecek alternatif bir kürsü oluşturma kararı öğrenilince, alternatif işçi kürsüsü platformları ortaklaştırılmaya çalışıldı. Ancak mevcut kürsünün ses sisteminin aşırı baskın olması buna olanak vermedi. Alternatif kürsüyü meydanın dışında ama işçilerin akın akın çıktığı geçiş yolunda kurma ve işçilere çağrıda bulunma önerimiz ise, ne yazık ki gerçekleştirilemedi. Her şeye karşın, işçi sınıfının ve kitlelerin artan mücadele ve değişim isteminin, Millet İttifakına, CHP’ye, İmamoğlu’na, burjuvazinin ABci kanadına ve sendika bürokrasisine havale edilerek pasifize edilmesine karşı mücadelemiz güçlenerek sürecek. Bakırköy mitingi, işçilerin önemli bir bölümünün gelmekte olan ve büsbütün ağırlaşan saldırı ve gasplar dalgasının da, bunun eski tarz hamasi nutuklarla da yeni vitrin düzenlemeleriyle de püskürtülemeyeceğini biliyor. Taksim gibi, bir bütün olarak grev, eylem, örgütlenme, söz yasaklarının, taban inisiyatifi yasağının üstesinden gelmeden, kriz ve sosyal yıkım programlarının da çiğnenemeceğini gören ve sezenlerin sayısı da az değil. Şimdi, buna daha güçlü yönelmenin zamanı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*