Anasayfa » GENÇLİK » İstanbul 1 Mayısı Şişli, Mecidiyeköy, Hattı

İstanbul 1 Mayısı Şişli, Mecidiyeköy, Hattı

Sabahın ilk saatleriydi geçen senenin deneyimiyle bu sene güne daha erken başladık. Hazırlıklarımızı yaparak diğer yoldaşlarımızla buluşmak üzere Şişli Endüstri Meslek Lisesine doğru yola çıktık. Çağlayan hattından başlayarak Zincirlikuyu’ya kadar burjuva devleti her ara sokağı barikatlar, polis, TOMA ve akreplerle tutmuştu.

Bu Sürpriz olmamıştı günler öncesinden böylesine bir abluka yapacakları belliydi. Ancak ne TOMA’ları ne o barikatları nede kullanılan onlarca ton gaz bombası bize sökmedi.

Diğer yoldaşlarla buluşacağımız nokta polis tarafından tutulmuştu. Bizde eski Alisamiyen stadyumunun arkasından bulduğumuz bir boşluk üzerinden şişli tarafına geçiş yaptık. Yoldaşlarımızın Cevahir AVM’nin arkasında olduğu haberini almıştık. Oraya geçtiğimizde sayımız yoldaşlarımız ve dostlarımızla birlikte 30 kişiyi bulmuştu. 1 Mayıs savaşında yoldaşlarla buluşmanın mutluluğu gözlerimizden okunuyordu.

Genç yoldaşlarımız sabırsızdılar nerede kaldınız diye bize sitem ediyorlardı. Düşmanla ilk buluşma alanımız 19 Mayıs Caddesi oldu. Cevahir AVM’nin arkasında otopark girişinin bulunduğu cadde, polis barikatının önünde duran insanlar bizi görünce sloganlarımıza katılarak bizim yanımıza geldiler. Polisler bizi görünce şaşırmışlardı. Hemen barikatımızı kurduk, çöp konteyneri, yakında ki inşaat malzemeleriyle barikatımızı hazırladık. İlk sloganı patlattık “Her Yer Taksim Her Yer Direniş” Polis Akrep aracını getirerek bize anons yapmaya başladı. Daha anonsları bitmeden taşlarımız ve sapanlarımızla gereken cevabı polise vermiştik. Arka kısımda ikinci barikat kuruluyordu. Siper yoldaşlarımız ve onlarca insanda bulunduğumuz noktaya gelmişti. Kitle “kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganını atarak polis barikatına yükleniyordu.

Eldiven, baret ve sapanlarımızla Taksim alanına yürüme kararlılığımızla direnişi büyütüyorduk. Barikat gerisinde kalanlar taş kırarak, arkadaki barikatı güçlendirerek ve ön barikata yeni malzemeler bularak direnişe katılıyorlardı. Sloganlar hiç susmuyordu. Yaklaşık 100-150 kişilik bir kitle coşkulu ve kararlıydı. Bizler Devrimci Proletarya ve Sınıfsız okurları olarak burjuva iktidarın bu ablukasını yarmak için tüm enerjimizle barikatın en önündeydik.

Bu arada az ileride diğer yoldaşlarımızın olduğu noktalardan haberlerde bize geliyordu. Bu haberler bize de moral veriyor öfkemizi dahada güçlendiriyordu.

Mecidiyeköy Metrobüs üst geçidi içinde Devrimci Proleterlerin de olduğu 200 kişilik gösterici grup tarafından işgal edilmişti. Üst geçidin diğer tarafına inen grup, Mecidiyeköy meydana giden yolu kesen bariyersiz polis barikatının sloganlarla üstüne yürüdü ve geriletti. Bir diğer grupta polisin olmadığı viyadüğü trafiğe kesip Ali Sami Yen tarafındaki çatışmaya doğru yürümüştü. Yoldaşlarımız bize çok yakın bir noktada olmalarına rağmen onlarla buluşamamış tık ama Devrimci Proleterlerin sesi her sokaktaydı, bulundukları her alandaydı.

19 Mayıs Caddesinde ki çatışma o ana kadar şişli hattındaki en güçlü çatışmalardan biriydi. Polis plastik mermi biçimindeki gazlardan yüzlercesini üzerimize yağdırıyordu. Aynı şekilde taşlar ve bilyelerle karşılığını alıyordu. Gaz saldırısı ile birlikte akrep aracıyla bizi geriletse de ikinci barikatı geçememişti.

Kitlenin kararlı duruşu ile ilk noktaya çekilmek zorunda kalmıştı. İnşaat işçileri de bulunduğumuz alana gelmişlerdi. Onları “yaşasın sınıf dayanışması” sloganı ile karşılamıştık. Ön taraftaki barikat güçlendirilmişti. Polisin attığı gaz bombaları eldivenli sınıfsızcılar tarafından ya geriye atılıyor yada sağ ve solda bulunan inşaatlara atılıyordu. Bu esnada Sınıfsız imzalı pankartımızı açmıştık. Pankartımız barikatın en önünde dalgalanıyordu. Duvarlarda Sınıfsız ve Devrimci Proletarya yazılamaları yapılmıştı. Yaklaşık 20 dakika pankartımız barikat başında açık kaldı.

Ayrıca duvarlarda ve barikatlarda “ Komünist Devrim Örgütü” yazılamaları gözümüze çarpıyordu.

Burjuva iktidarın her türlü katliamına alışıktık gezide sekiz genç canımızı bu hain saldırılarında yitirmiştik. Polis yine hainliğini konuşturuyordu. Yan sokaktan bize saldırmıştı. Kitle kayıp vermeden geri çekilmişti. Bir yoldaşımız otelde sıkışmış ancak otelde çalışan işçiler yoldaşımıza ve yanında ki eylemcilere sahip çıkmıştı.

Polisin bu saldırısı da boşa düşürülmüştü. Polis çaresiz kalmıştı durmadan küfür ediyordu. Barikatın ön kısmından bir yoldaşımıza teke tek gelseniz ya diyordu. Yoldaşımız tamam demişti bir adım öne çıkan polisin üstüne yoldaşımız iki adım gidince polis geri kaçmıştı. Bu duruma hepimiz gülmüştük. Bulunduğum noktanın hem dik bir yokuş olması hemde arkadan saldırıya elverişli olmasını gözeterek başka bir noktaya çekilme kararı aldık

“Yaşasın devrim ve sosyalizm”, “Berkinin Katili Sermaye Devleti” sloganlarımızla bulunduğumuz alandan çekildik. Bizim dışımızda bulunan siper dostlarımız ve diğer eylemcilerde bizimle birlikte çekilme kararına uygun davrandılar.

Bu daha başlangıçtı, ortaklar caddesine çıktığımızda sayımız dahada kalabalıklaşmıştı. Başka siper yoldaşları da bize katılmıştı. Sokağın başı Mecidiyeköy otobüs duraklarına açılıyordu. Polis üç TOMA ve yüzlerce çevikle sokağın başını tutmuştu.

Sloganlar atılmaya başlanmıştı bile bizler sınıfsızcılar olarak hemen en ön saflara koştuk, Hızla TOMA ve polislerin geçmemesi için bir barikat kuruldu. TOMA su sıkmaya, polisler gaz atmaya başlamışlardı bile ancak nafile gazlar yine Sınıfsızcılar tarafından etkisiz hale getiriliyordu. Kürt hareketinden genç dostlarımızda su dolu kovalar yaparak gaz fişeklerini bunların içine atıyordu. Kitle her etkisiz kılınan gaz bombasında alkışlarıyla ön cephedekilere moral oluyordu.

Burada toplananların sayısı çok geçmeden 500 kişiyi bulmuştu. Arka kısıma gelen yaşlı bir teyze arka barikata vurarak slogan attırmaya başlamıştı. Market arabalarıyla ön tarafa şişe ve taş taşınıyordu. Arkada bulunanlar halay çekiyor, dinleniyor yeniden barikatın önüne doğru geliyordu.

Yakılan ilk Molotof düşmanı korkutmuştu. Ardından bir tane daha ve bir tane daha. “ Yaşasın Devrimci Dayanışma” sloganıyla karşılamıştık siper yoldaşlarının bu ateş şölenini. Biraz sonra Sınıfsız ve Devrimci Proletarya pankartları açılacaktı. “Yaşasın Dünya Komünist Devrimi”, “Kahrolsun Burjuva Diktatörlüğü” sloganları yankılanıyordu direniş mevzisinde.

Kitle sloganlara katılıyordu. Sapanlı sınıfsızcılar polisin üstüne bilye yağdırıyordu. Saatlerce süren bir direnişe tanıklık ediyorduk. Bulunduğumuz alanda İnşaat işçileri,diğer sektörlerden işçiler, vardı. Kitlenin ana gövdesi kadın, erkek gençlerden oluşuyordu. Arka barikat ateşe verilmişti. Direnişçilerin bir kısmı ateş başında halay çekiyordu.

Bu esnada KDÖ militanlarının sloganları duyuluyordu. “Yaşasın KDÖ yaşasın Komünist Devrim”, “Yaşasın Komünist Devrim Örgütü”…

Polis üç TOMA’nın suyunu bitirmişti. Onlarca gaz bombası kullanmıştı ama bizleri bir adım bile geriletememişti. Yeni bir TOMA getirilmişti. Bu arada cadde üstündeki evlerden yemek, su ve limon veriliyordu. Direnişçiler çantalarında ki yiyecekler ve evlerden verilenleri kolektif bir biçimde paylaşıyordu.

Yaklaşık yarım saat sonra arka sokaktan bir TOMA ve onlarca polis gelmişti. Arka barikatta bulunanların ön tarafa haber vermesiyle ön tarafta arada kalmaktan kurtulmuştu. Ancak polis vahşice saldırıyordu. Kitle 4-5 parçaya bölünmüştü. Saatlerdir savunduğumuz barikatımız düşmüştü ama her yeri Taksime çevirmek ve Taksim kararlılığından Bir şey yitirmemek bizim moralimizi bozamamıştı. Bu saldırıda bir Devrimci Proleter polis tekmesiyle yaralanmıştı. Bir otel işçisi kadın polisin attığı gaz fişeği ile kafasından yaralanmış ve ambulansla hastaneye götürülmüştü. Yine başka bir otel yine sınıf dayanışması, otel işçileri orada sıkışanlara yardım etmiş ve polis gidene kadar dışarı çıkarmamıştı.

Tüm yoldaşlar ile birlikte fulya tarafında toplanmıştık. Ortak karar alarak eylemimizi bitirme kararı aldık. Sabah saatlerinden beri devam eden direniş sonrasında iki yoldaşımız gaz fişeğiyle, bir kaç yoldaşımız plastik mermi ile yaralanmıştı. Ama yinede gülüşüyorduk. Polisin çaresizce ilk bulunduğumuz noktada bize Türk bayrağı sallamasına gülüyorduk.

Genç yoldaşlarımızın bazılarının ilk barikat deneyimiydi. Bazılarınınsa geçen seneden ve haziran direnişinden alışık olduğu bir durumdu. Ancak daha hazırlıklı ve koordineli olmanın ve kolektif bir eylemi ortaya koymanın mutluluğuyla sarılarak yoldaşlarımızdan ayrıldık.

Taksim çağrısına ve Taksimdeki duruma bakmak için o tarafa geçtiğimizde Taksimde yoğun ablukanın devam ettiğini ve kimsenin bu abluka yüzünden orada birikmediğini görerek bizlerde alandan çekildik.

 

1517634_280995055393237_7793656117170752703_n

10246697_280995035393239_2436139648197846655_n

10252112_697030077024205_466499471653462247_n

10268443_697029807024232_1757866528170580561_n

10289949_697029970357549_3416514920463181754_n

10308289_280995322059877_8292350880698613980_n

10325754_696585177068695_6298136530115614205_n

20140501_103013

20140501_103705

20140501_103804

20140501_105003

20140501_111757

20140501_132749

20140501_134328

Bmh_gswIIAAZiWc.jpglarge

BmiH5nFIYAAO0PT

BmiHr2NIIAAIsbJ

BmiIaV2IMAA95Le

20140501_102602

10247441_10152402345408545_1893158319392628393_n

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*