Anasayfa » GENÇLİK » İşsizlik anaforu

İşsizlik anaforu

Devletin resmi istatistik kurumu TÜİK’in açıkladığı işsizlik verileri, Şubat 2019 itibarıyla işsizlerin 5 milyon kişiye dayandığını gösteriyor.

İşsizlik, çalışmak isteyip iş aramayı umutsuzluğa düşerek bırakmış olanlar ve ancak yılın bir kısmında çalışabilen mevsimlik işçiler de katıldığında, 7.5 milyon kişiyi aşıyor.

İşsizlik bir yıl içinde 4.1 puan artarak yüzde 15’e yaklaştı. Bu oran son 10 yılın en yükseği olan 2008-9 krizinin yüzde 15.8 oranına da yaklaşmış durumda.

Genç işsizliği (15-29 yaş), yüzde 26.1 ile tarihi rekorunu kırdı, ne okuyan ve çalışan gençlerle birlikte yüzde 29.1’e yükseliyor. Gençlerin 3’te birine yakını işsiz.

Son 1 yıl içinde istihdam 811 bin kişi daraldı. Sigortasız çalıştırılanların oranı ise yüzde 1.3 artarak, tüm çalışanların 3’te birini aştı.

Yıl içinde işsizlik oranları Ocak ayında en yüksek düzeye çıkıyor. Şubat ayından itibaren mevsimlik işlerle (turizm, inşaat, tarım) biraz geriliyor. Ancak bu yıl, işsizliğin Şubat ayında da gerileme göstermediği artmaya devam ettiği görülüyor.

Bu işsizliğin en yüksek geçici/mevsimlik istihdam sağlayan sektörlerde de krizle birlikte, sıçramalı, yapısal, uzun süreli bir artış içinde olduğunu gösteriyor.

İşsizlik, başta temel gıda fiyatları olmak üzere aşırı hayat pahalılığı ve dev çaplı banka borçları ile birlikte, daha yıkıcı bir hal alıyor.

Kapitalist devlet iktidarı seçim politikaları gereği, kamu harcamalarından yapılan kriz kesintilerini sınırlayıp geleceğe erteleyerek işsizlik patlamasını bir nebze yavaşlatmaya çalışıyor. Buna karşın işsizlikte belirgin artışı frenleyemiyor. Bir de seçim sonrasını düşünün!

2001 krizinde çalışanların 1 milyonu İstanbul’da olmak üzere 4 milyonu işsiz kalmıştı! Bu yılın ikinci yarısından itibaren ekonomik çatırtı büyürse, işsizliğin 10 milyon kişiye yaklaşması olası.

Kapitalist üretim tarzının tamamen yapısallaşmış sorunlarından biri olan işsizlik, toplumsal-siyasal krizin kritik etkenlerinden biri olarak büyümeye devam ediyor.

Kapitalizmin ekonomik olduğu kadar toplumsal-siyasal iç sınırlarına da dayanmakta olduğunu gösteriyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*