Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » “İşe yedeklendirilirsin, iş belirler seni”

“İşe yedeklendirilirsin, iş belirler seni”

Remzi Kitabevi’nde 9 aydır çalışmakta olan B. B mağazalardaki esnek-kölece çalışma koşullarına karşı çıkan işçilerden biri olarak çalışma düzenini bozan “kötü çocuk” olarak gösterilerek, keyfi ve geçersiz sebeplerden dolayı işten atıldı. 

Mağaza Çalışanları Platformu çalışmasınında bir bileşeni olan B. işten atma saldırısı karşısında platform ile birlikte  Remzi Kitabevi önünde bir çok defa eylemler gerçekeleştirdi.

Keyfi işten atma karşısında hukuki ve eylemli direnişini sürdüren Mağaza İşçisi ile işten atılma süreci ve mağazalardaki koşullar üzerine yaptığımız röportajı paylaşıyoruz

Biraz kendinizden ve içinde yaşadığınız çalışma koşullarından bahseder misiniz?

Açıköğretim’de üniversite okuyorum. 9 aydır Rezmi Kitabevi’nde çalışıyorum. İşe girdim gireli iş dışında derslere kendimi verecek ne enerjim ne de zamanım kaldı. Sektörünse geneli neredeyse asgari ücret düzeyinde bir maaşla işe başlıyor.  Remzi Kitabevi’nde ilk işe alınırken sözleşmeyi Etiler’deki Akmerkez’in de kimsenin randevusuz giremediği bir kulenin en yüksek katında, görkemli bir manzaranın önünde yapıyorsunuz. Sizin yüzünüze bile bakmayan burnu dik bir adamın odasına gidiyorsunuz. İlk işe girerken ne kadar değersiz ve basit olduğunuz öğretilir ve bu durum iş bitine kadar sürer. Tabi bu çalışma koşullarına da yansır, çalışma sürekli bir değersizleştirme ve uyarı, bize bildiklerimiz tekrarlanarak öz gücümüz ve irademiz kırılarak yapılır. İşten atma saldırısı da aslında bunun bir yansımasıdır. İşe yedeklendirilirsin, iş belirler seni. İşçi güvenliği ve sağlığı, basit işin yürüyüş kuralları dahi yoktur, iş kanunu mağazalarda patronların askıya aldığı, her biride zaten kılıfına uydurulacak yanları olan şeylerdir. Kasiyere kasa tazminatı vermezler. Ücretsiz mesai yaptırtırlar, ara öğününü yerler, karşı çıkarsan hedef olursun… Genellikle ifade hakkını baskılarlar. 5 dk işe geç kalırsan suç işlemişsin gibi bir yüz asıklığıyla karşılaşırsın. Esnek ve kölece bir çalışma dayatılır; söz, yetki ve karar hakkın hiçbir zaman olmaz. Kitapların içinde kitap okuyamazsın, oturamazsın.  Oturuyorsan, koşturmuyor onlara göre çalışmıyorsundur, mesai saatinde çıkıyorsan işi pek asmıyorsundur.  Kendini unutman ve iş tanımı falan dinlemeden çalışman ve mümkünse düşünmemen istenir, bunlar çünkü onlar için iyi bir çalışan yapmaz…

İşten atma süreci nasıl gerçekleşti, neye dayandırıldı?

Remzi Kitabevi Koordinatörü elinde gerçek bir gerekçe ve neden göstermeden örgütlü işçi düşmanlığını, keyfi ve kötü niyetli tutumla tazminatsız bir şekilde kurtulmanın amacı yaptı. Nedenini sorduğumda “olmuyor” diye cevap aldım. Ben bunun haksız olduğunu, kendi irademle istifa edeceğimi; yani çalışmaya devam edeceğimi söyledim. Aslında bunu bile söylemek onların söylediğini yerine getirmemekti ve zaten onların istediği tarzda söz dinlemeyen biri olduğumu gösteriyordum. İşten atma saldırısı aslında bize dayatılan bu çalışma koşullarının bir parçası olarak, patron şefinin istifa teklifinde görüldüğü gibi çalıştığımız süre içeresinde bile zaten sürekli onun dışına itildiğimiz ama bunun sonucunda aslında bilincimize ulaşan en görüneni yani fiili bir şekilde patronun keyfine göre alandan (mağazadan) zorla atılmamız sonuncunda ancak görülüyor. Oysaki gerçekten bizler işimizi ve emeğimizi korumak için alandan atıldığımız ve bunun mücadelesini verdiğimizde tam olarak işten atılmalara karşı mücadele etmiş olmuyoruz, asıl olarak içinde bulunduğumuz çalışma içerisindeki edindiğimiz farkındalık, emeğimizin ve kolektif üretkenliğimizin örgütlenmenin, işin oluşma sürecinden beri bunun mücadelesini içerde vermemiz gerçekten bunu sağlıyor. Beni mağazadan iş uyumunu bozmaktan dolayı attılar diğer arkadaşsa son anda kurtuldu ama şimdi oradaki arkadaşlar işten atılmanın korkusunu ancak işten atıldıkları ya da kendileri istifa ettiğinde atlatmış olacaklar. Bırakalım Remzi’yi tüm mağazalarda bu korku sürekli gelişiyor. Ve her zamanda aslında işin hepte diğer ucundalar. Tüm bu kentlerde, özellikle bu sektörlerde çalışan işçiler için bu durum patronun iki dudağının arasında…

Pekâlâ, bu çalışma koşulları içerisinde arkadaşlarınızla aranızdaki ilişki durumu nedir?

İşçilerin arasındaki ilişki ve arkadaşlık, işçilerin gerçekten kendi ilişkisi değil, işin işçiler üzerindeki baskısı ve rekabetiyle oluşturuluyor. İşe girerken benliğini kapıya bıraktığın ve başlı başına kapitalist denetim ve çalışma koşullarının yarattığı parçalanmışlıkla, robotlaşma sendromu ve zorunlu yapay birlikteliklerle ortaya çıkıyor. Hepimiz buralarda uysal köleler olarak eğitiliyor, işin ihtiyaçlarına göre hareket etmemiz kodlarımıza yerleştiriliyor. Tüm bunlar elbette şirketlerin kar etmeye göre tasarlanmış ilişkilerinden başka bir şey değil. Sermayenin denetim anlayışının işte işçiye verdiği bu! Ama bunun karşısında bizlerin kendi iradesinin bir parçası olarak varolan Mağaza Çalışanları Platformu kendi öz örgütlenme ve kolektif iradesini bu denetimin karşısına koymakta, ilk başta iş süreci içinde arkadaşının ipini çeken, bencil, kendisini şirketin tüm çıkarlarını ancak onu kabule etme yoluyla sağlayacağını düşünen veya böbürlenen, statücü hayalleri emekçiler arasından çıkarıp onların bir birliğini üretiyor. Bu o zaman daha da çok yoksullaşan ve işsiz kalma tehlikesinde olan, hiçbir çalışma ve yaşam güvenliği olmayan bizleri başka türlü düşünmeye itiyor. Köle olmaktan çıkmaya başlamak örgütlenmeye başlamakla orantılı olarak gelişiyor. O zaman gasp edilen onur çalışma hakkını, mesai, yol, yemek kartı, tazminat ve sosyal hak gasplarının önüne geçmek için adım atabiliyoruz. Bu nasıl gerçekleşebilir; kendisinin ve arkadaşının onurunu, emeğini korumak için çıkarlarını şirketin açtığı çuvalın dışına tutacak ve biran olsun diğer arkadaşınla omuz omuza gelmekte tereddüt etmeyecek birliğin gücüne inanan işçilerden oluşabiliyor.

Peki, bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz? Kısaca eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Mağaza Çalışanları Platformu olarak işten atılan arkadaşlarla birlikte işten atma saldırılarına karşı cevap verdik.  Sektörde yoğunlaşan işten atmalara karşı Yayın Emekçileri Kolektifi, Plaza Eylem Platformu ve Bilişim Çalışanları Dayanışma Ağı’nın desteğiyle bir ortak kampanya yürütme kararı aldık. Bundan sonra yapcaklarımız işe iadenin alınması ve saldırılarının püskürtülmesi için ilk elden bir çok aydın ve yazarla, meslek örgütleri ve sendikalarla kuracağımız ve onların ortak dayanışmasıyla yaratabilecek çalışmayla belirlenecek. İşe iade bu anlamda hem hukiki hem de alan çalışmalarıyla çok boyutlu bir biçimde devam edecek. Tabi burada bunun altında sadece işen atmalar değil, ortak kesen olarak öne çıkacak olan işten atılmalar olduğu ve asıl olarakta bu kölece çalışma koşullarının teşhiri ve bu alandaki arkadaşlarımıza uzanmanın örgütleyiciliği olacak…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*