Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » İşçilerin hak etmediği refah

İşçilerin hak etmediği refah

Enerji Bakanı Taner Yıldız sağolsun, artık gün ışığından daha fazla yararlanabileceğiz. Eh, bunun için de sabah saat 6’da mesaiye başlayıp, Cumartesi günleri de çalışırız elbette!..

Enerji bakanı, “gün ışığından daha fazla yararlanmak ve verimliliği arttırmak için, mesaiyi sabah saat 6’da başlatmaya ve Cumartesi günlerini de çalışma günlerine dahil etmeye hazırlandıklarını” buyurdu. Bakan Yıldız, “bunun çalışanların uykusundan fedakarlık olmayacağını, böylece çalışanların daha erken yatacağını” söyleyerek, yüreğimize su serpti. “Cumartesi günlerinde tam ya da yarım gün mesai yapılması için harekete geçecek”miş; “zenginleşmeyi ancak çalışmayla elde edebilir”mişiz.
Ensonu: “Cumartesi çalışma uygulaması ’70’lerde bu vardı, sonra kaldırıldı ve Türkiye hak etmediği refah seviyesini peşin satın almış oldu.”

Kapitalist sistem affetmez de, işçi sınıfı ne eder?
Enerji Bakanı Yıldız, önceki yıl katıldığı Tes-İş Genel Kurulu’nda da, bizlere 16-18 saat çalışmamızı buyurmuştu: “Hangi sektörde çalışıyor olursak olalım mutlaka verimli olarak çalışmak zorundayız. Verimli çalışmayı kendi içimizde yapamıyorsak, bu mutlaka bir düzenlemeye tabi olarak belirlenecektir. Sistem bunu affetmez, sistem bu boşluğu götürmez. O yüzden sendikalarımızla bu iç verimliliğimizi arttırmamız lazım. Verimsizlik ile ilgili çalışmaları mutlaka giderebiliyor olmamız lazım. Ben 5 yıl genel müdürlüğünü yaptığım enerji dağıtım şirketlerinde ilk yaptırdığım anket ve çalışmalarda toplam 8 saatlik çalışma süresinde ortalama 2 saat 35 dakika çalışıldığını gördüm. İlk 3 yıl içerinde kendilerine 4 saatlik bir hedef tayin ettim. 4 saat çalışan kişi evine gidebilir dedik. Bunlar yaşanan gerçekler. Bizler gelişmekte olan Türkiye olarak mutlaka yeri gelecek 16-18 saat çalışabileceğiz. Bu değişimi iyi idare edebilmek adına bunu mutlaka yapmak lazım. Ülkeyi kalkındırmak için verimli çalışacağız. Ben biliyorum ki benim işçim işini bitirmen çıktığı direkten inmez. O direkte sorunu 8 saatte çözerse 8 saat 18 saatte çözerse 18 saat çalışır. O yüzden biz uzlaşı içerinde bütün emeklerimizi beraber ortaya koyarak Türkiye’yi geliştireceğiz.”

Gün ışığına hasretiz
Gün ışığından daha fazla yararlanmayı hangimiz istemiyizki! Gün doğmadan duraklara, oradan otobüslere yığılan kim? Merdiven altı taşeron atelyelerde gün ışığına hasret kalan kim? Plazalarda, güneşe hasret, sabahtan akşama neon parıltısında soluklaşan kim? Gün doğmadan işe koşup, gece karanlığında evlerine dönen kim?…
Sermayenin bakanı, bizim gün ışığından yararlanmamızı da, hafta sonu tatilimizi de hak etmediğimiz bir refah olarak ilan ediyor!
Gün doğmadan çalışmaya başla, hafta sonu da çalışmayı sürdür! Erken yat!
Sermayenin bakanı, bizi sömürülerek sermaye üretmekten başka bir yaşantısı olmayan köleler olarak görüyor. Üstelik, sürekli “daha verimli” çalışarak, sermayenin üzerimizdeki sömürüsünü arttırmaya koşullu köleler… Üstelik, elektriğe, doğal gaza yapılan sistematik zamlarla birlikte; yine biz işçilerin ürettiği, dağıttığı enerjiyi sürekli fahiş fiyattan satın almaya koşullu köleler…
Sermayenin enerji bakanına bir yanıt lazım. Sadece direnişteki BEDAŞ işçileriyle sınırlı kalmayacak; Tes-İş gibi holding sendikalarına teslim edilmeyecek bir yanıt lazım… Güneşe hasret kalışımızla, yakıcı ihtiyaçlarımızla bütünleşen, eylemli bir yanıt!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*