Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » İşçi sınıfına ve Kürt halkına karşı banka, borsa, tekel kardeşliği!

İşçi sınıfına ve Kürt halkına karşı banka, borsa, tekel kardeşliği!

TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB, TİSK, TBB, TESK, TZOB, sermaye ve devlet güdümlü sendika patronlarını koltuk altlarına alarak, “teröre karşı kardeşlik” demogojisi altında “bayrak mitingi” düzenleyeceklerini açıkladılar ve herkesi Türk bayrağı asmaya çağırdılar:

“Terörü lanetleyen ve kardeşliğimize sahip çıkan tüm halkımızı bu toplanmaya davet ediyoruz. Bizim en büyük gücümüz kardeşliğimizdir, gelin kışkırtıcı söylemleri bırakalım, toplumu germeyi bırakalım. Başka bir Türkiye yok.
Yürüyüşümüz herhangi bir siyasi parti ve görüşün temsili olmayacak. Terörü lanetleyecek ve vatanımıza sahip çıkacağız.”

Bu, “teröre karşı kardeşlik” değil, işçi sınıfının ve Kürt halkının direnişlerine karşı tekelci sermaye ablukası ve şiddetli gericiliği çağrısıdır. Onların sivil toplumu, işte bu patronlar toplumundan ibarettir. Onların demokrasisi, işte bu patronların azami kar ve azami tahakküm demokrasisinden ibarettir. Onların kardeşliği, kitlelerin özgürlük ve özneleşme istem ve özlemlerine karşı sermaye çıkarlarının kardeşliğinden ibarettir.

12 Eylül’ün de, 28 Şubat’ın da, AKP ve Erdoğan’a “yürü ya kulum” denmesinin de, kendileri için sınırsız özgürlük kitleler için ağırlaşan kölelik anlamına gelen neoliberal muhazafakar demokrasi ve despotik yönetim tarzının da, neoliberal sosyal yıkımın da, neoliberal kölece çalışma rejiminin de, kitlelerin mücadele istem ve özlemlerinin engellenmesi ve baskılanmasının da, Kürt ulusuna gelmiş geçmiş ve şimdiki katliamların da, emek, insan ve doğa yıkımının da altında işte bunların, bu tekelci kapitalizm efendilerinin, işte bu banka, borsa, tekellerin imzası vardır.

Onların kardeşliği, banka, borsa, tekellerin kanlı ve kirli çıkar kardeşliğidir. Onların “vatan” demogojisi, Türkiye’yi ve Kürdistan’ı hiçbir boşluk ve engel bırakmadan topyekun sermayeleştirme, piyasalaştırma, kitleleri sömürme ve köleleştirme paketidir. Onların “herhangi bir siyasi parti ve görüşü temsil etmiyoruz” demesi, tek bir sermaye partisiyiz; bu devlet de sermayenin devletidir, hükümet ve partiler de sermayenin organlarıdır, demektir.

İşbu burjuvazi, kendi içindeki çekişme ve didişmeler ne olursa olsun, kitlelerin her türlü istem ve özgürleşme özlemine karşı, sermayesi ve devleti, medyası ve sendika patronları, ezen ulus, ezen cins egemenliği ve bayraktarlığı ile “bölünmez bir bütün”dür.

İşçiler, burjuvazinin bu alabildiğine gerici-şoven “kardeşlik” kampanyasında, işçi sınıfının, Kürt halkının ve doğanın katillerinin bir ve aynı burjuva sınıf olarak kan kardeşliğini görmelidir. Sermayenin azami sömürü azami egemenlik kardeşliğine karşı, işçilerin birliği halkların kardeşliği mücadelesiyle dikilmelidir. Kendi sınıfının davası için, yeni ve tam özgür bir yaşam için, sınıfsal, toplumsal, cinsel ve ulusal kurtuluş için dövüşmeyen, dövüşür sınıf düşmanının davası için!…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*